Gönderen Konu: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]  (Okunma sayısı 134835 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Hiperaktif Toyotacı
  • ***
  • 2007 Auris 1.6 Elegant - 5 İleri Mekanik
  • Araç: Auris
  • Kan Grubu: 0+
  • Kilometre: 131000
  • Model Yılı: '07
  • 4 kere teşekkür edildi
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #120 : Şubat 11, 2009, 19:24:11 »
1.3 ' ün beygir gücü daha yüksek :D üstelik daha düşük devirde 3800 -- 4400 RPM :blink:

Toyota Club Türkiye

Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #120 : Şubat 11, 2009, 19:24:11 »

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Eski Toprak Toyotacı
  • *****
  • Achtung! Adolf Hakkı ohne Toyota Yaris Twin-Turbo
  • Araç: ---
  • Kan Grubu: B+
  • 17 kere teşekkür etti
  • 41 kere teşekkür edildi
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #121 : Şubat 12, 2009, 08:45:51 »
1.3 ' ün beygir gücü daha yüksek :D üstelik daha düşük devirde 3800 -- 4400 RPM :blink:

Sıkıştırma oranı daha yüksek olduğu için torku ve beygir gücü daha yüksek. Ama dikkat ederseniz yakıt tüketimi de diğerine göre daha yüksek :)
Folgsamkeit macht frei...

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Site Yöneticisi
  • ******
  • Deus ex machina
  • Araç: Başka Marka
  • Kan Grubu: A+
  • Model Yılı: -
  • 2908 kere teşekkür etti
  • 3274 kere teşekkür edildi
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #122 : Şubat 12, 2009, 09:03:56 »
  Motorlar komple farklı, kodlarından da anlaşıldığı gibi. Sanırım 1.4L. eski kasalarda da kullanılan Vvt-i, 1.3L. Dual Vvt-i.
 Bu arada Auris'e orjinal spor yay takan var mı, konfor ve yol tutuş bağlamında aradaki farkları söyleyebilecek olan?
 Arka bagaj üstü Spoiler'in de yol tutuş bağlamında etkisini görüyormusunuz, eğer kullanan varsa?

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Siftahı Yapmış Toyotacı
  • *
  • Araç: Auris
  • Kan Grubu: 0+
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #123 : Şubat 12, 2009, 10:37:20 »
auris gerçekten harika güzel bi araba bunu insan kullandıkça daha iyi anlıyor.konforu ve güvenliği yaşıyor.arkadaşların bi deneme sürüşüyle bu kadar yorum yapmaları doğru değil.

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Site Yöneticisi
  • ******
  • Deus ex machina
  • Araç: Başka Marka
  • Kan Grubu: A+
  • Model Yılı: -
  • 2908 kere teşekkür etti
  • 3274 kere teşekkür edildi
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #124 : Şubat 12, 2009, 15:43:49 »
  Selam Bircan bey.
 Sizi Tanışma bölümünde daha detaylı tanıyabilirmiyiz?
 Bu arada lütfen Türkçe Yazım Kurallarına özen gösterelim.

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Hiperaktif Toyotacı
  • ***
  • Araç: Corolla
  • Kan Grubu: B+
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #125 : Şubat 25, 2009, 22:46:10 »
hb corallacı kardeşlerim aurise haksızlık yapmayın ben de dızeli var  geçmediğim coralla olmadı hantal falan değil 1358 kilo övünülecek bi ağırlık bastımı da gider durdumu da duruyo auris bana göre coralla hb de süper sedanda ama aurise haksızlık yapmayalım o da bir toyota:)

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Hiperaktif Toyotacı
  • ***
  • Araç: Corolla
  • Kan Grubu: B+
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #126 : Şubat 27, 2009, 15:31:01 »
aurise içi dar diyen arkadaşlara heleki coralladan dar diyenlere gülüyorum.auris iç mekanı tamamıyla fereh, coralla daha basık çok daha dar tavan dahil.hee vites konsolunda dar diyorsanız o da onun tarzı:)arabam 1358 kg.corolla diye bu yaşta sedana binemem zaten:)bence auris çok keyifli, geniş,ağır,atak bir araba.bide d-4 güzelliği de girince süper olmuş

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Hiperaktif Toyotacı
  • ***
  • 2007 Auris 1.6 Elegant - 5 İleri Mekanik
  • Araç: Auris
  • Kan Grubu: 0+
  • Kilometre: 131000
  • Model Yılı: '07
  • 4 kere teşekkür edildi
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #127 : Şubat 27, 2009, 18:36:16 »
Auris'in içi özellikle ön konsol görüntü açısından bayağı rahat, fakat köşe tarafları sıkıntı yaratıyor biraz (ön yan kelebek cam kısımları), mesela yanlardan gelen tehlikeleri görmek için başınızı biraz sola ya da sağ kaydırmanız gerekiyor, üstelik diğer HB lere göre arka koltuk kısmı oldukça geniş, aracıma binenler diğer C sınıfı HB lere göre daha rahat ve ferah olduğunu söylüyorlar açıkçası :)

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Aktif Toyotacı
  • **
  • aza ÇOK az kaldı :))
  • Araç: Auris
  • Kan Grubu: 0+
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #128 : Mart 26, 2009, 18:36:35 »
Öncelikle açtığım konuya cevap yazan arkadaşlara gönülden teşekkür ediyorum.
Tanışma maili atmadan hararetli bir şekilde girdiğim için de ayrıca özür dilerim herkesten.
Ama inanın çok canım sıkılıyor ve ne yapacağımı bilemez olmuştum...
Sakın kimse beni TOYOTA düşmanı falan sanmasın lütfen.
Uzun yıllar bir ilaç firmasında İç Satınalma Sorumlusu olarak çalıştım ve yüzlerce filo alımı yaptım.
Otomobilleri de çok sever ve kendimce sektörü takip ederim.Filomuzda yüzlerce TOYOTA COROLLA aracımız vardı...ve ben her araç alımında TOYOTA sorunsuzdur deyip insanları TOYOTA markasına yönlendirdim.
Çevremde araç alacak arkadaşlar bu sebeplerden dolayı araç almadan muhakkak bana bir sorarlar fikir alırlar sağolsunlar. Marka takıntım olmadığını ve fanatik olmadığımı bilirler...
Senelerce onlarca arkadaşıma da sorunsuz araç istiyorsan git TOYOTA al demişimdir.
Babam çok memnun olduğu için dördünce kez TOYOTA markasını tercih etti.
Kesinlikle ve kesinlikle TOYOTA düşmanı değilim ; dedim ya 40.000.-TL verip biraz da fazla beklenti içine girdim sanırım.
Bu altıncı sıfır aracım ; hayatımda bir kez olsun hiçbir aracımın orjinal ekipmanına dokunmadım..yani öyle heveslerim yoktur...koltuk ile ilgili yazdıklarım inanın doğru...Ben yaz dönemi başlar başlamaz Cuma akşamlarından arabama atlayıp sadece bir günlüğüne Güney veya Ege sahillerine giden birisiyim...gece yolculuğu yaparım ve koltuktaki sorun bu yüzden çok canımı sıktı...gerçekten dayanılmaz sıkıntı veriyordu bana....bu arada 1.86 mt boyunda 90 kg. ağırlığındayım...Bu arada baktım Corollaların sürücü koltuğunda bu sert kauçuklardan koymamışlar...
Kabul edemediğim şey şu oldu ; bu sorunu servise anlatıyorum 9 aydır..ben ayrı yazdım , onlar da ayrı yazdılar sağolsunlar TOYOTA merkeze ve servistekiler aynen şunu söylediler "abi yazıyoruz ama bak gör geri dönen olmaz"...servisteki arkadaşlara da doğru bilgi gelmiyor demekki...ben koltuğu söktüreceğim dediğimde "abi koltuğun altı kablo dolu, şimdi onu gidip bir yerde söktürteceksin, sonra airbag uyarı sinyali verip duracak"...bunca zamandır yani 9 aydır cesaret edip de bir koltukçuya gidemememim sebebi de bu yanlış bilgi...döşemeci koltuğu sökerken takarken her aşamasını izledim...koltuğun altı kablo dolu dedikleri inanın bana koltuğu sökünce tabanda iki adet kablo var ve onlar da birbirlerine iki adet fiş ile bağlanıyorlar...inanın 5 yaşındaki çocuğa sök bunları tak yerine deseniz gözü kapalı yapar...ben bunları kabul edemiyorum işte...
İlk defa bir aracımın orjinalliğini bozmak zorunda kaldım, aksesuar hevesim de yoktur...DOĞAN SLX süngerine de açıkçası mecbur kaldım:))) çünkü usta koltuğu söktükten sonra ben istemiyorum bu TOYOTA süngerini deyince o da en çabuk getirebileceği süngeri söyledi sanırım...komik bir durum ama ne yapayım )) nihayet bacaklarım rahata erdi ))... tüm işlemler 2,5 saat sürdü ve bana maliyeti 100.-TL ( DOĞAN SLX süngeri de dahil ) ))  ))...Farklı sitelerde aynı sorunu yazan arkadaşları gördüm umarım bir yardımım olmuştur onlara da...
Aracı çok ama çok ağırbaşlı kullanıyorum...birinci vites haric diğer vitesleri 2000-2200 devirler arasında vites büyülterek...şehiriçinde de 100 km  hızı geçmiyorum. 10.000 km bakımından sonra tüketimim arttı daha önceleri full depo ile aynı trafik ve güzergahta şehiriçinde 850-900 km  yol yaparken şimdi bu menzil 750 km ye kadar düştü...MMT şanzımanın 2 den 1'e geçişleri çok can sıkıcı açıkçası, çok konforsuz ve sarsıntılı...diğer viteslerde sıkıntım yok...sonuçta bu aracı ekonomik olsun diye aldım...performans beklentim yüksek değil...uzun yolda 3-4 ve 5. viteslerdeki performansı benim beklentilerime fazlasıyla cevap veriyor...ama şehir içindeki 1. vites ve 2. vites ile dik yokuş çıkışlarındaki kararsızlık çok can sıkıcı , bazen 1. viteste araç bir süre bekleyip hareket ediyor...bu gerçekten can sıkıcı...manuel kullanarak çözmeye çalışıyorum...ama 1300 kg lik araç için bu motor 1. vites ve 2. vites performansı ile bence sınıfta kalmış...uzun yolda dediğim gibi oldukça memnun kaldım; kesinlikle keyifli, performanslı ve kullanımı rahat...
Fren mesafesi konusunda başarılı ve güvenli , ama fren dozajlaması hemen hemen hiç yok..9 ay oldu ilk defa bir fren sisteminde bu kadar sıkıntı yaşıyorum...hala bazen sanki acemi sürücüler gibi  birden frene basmışım gibi araba küt diyeöne yığılıyor...bu da şehir içinde çok can sıkıcı...
ABS'si muhteşem diyeceğim...yanlış hatırlamıyorsam ilk defa bir hafta önce acil ihtiyacım oldu...
Çamlıcadan aşağıya inerken bir anlık saliselik bir dalgınlığımdan öndeki araca vuracaktım az daha...yağmurlu havada çok ani,çok sert ve çok uzun bir fren yaptım...imkanı yok durmamım aracı çok hafif ama çok hafif bir sağa yönlendirme ile öndeki araçtan kurtarabildim...ABS'sine 10 numara diyebilirim...
Yol tutuş önceki TOYOTA'lara göre daha başarılı ama üzülerek söylüyorumki...1999 model FORD Focus sedanların hala gerisinde, bu da çok üzücü,10 sene öncesinin hem de aynı sınıf,sedan bir aracın yol tutuşunu yakalayamamışlar hem de daha kalın lastiklerle olmasına rağmen...benim için tatminkar bir yol tutuşu olduğunu söyleyebilirim...
Direksiyon sistemi şehir içinde muhteşem rahat bence...çok ama çok konforlu olmuş...bir de ilk defa bir direksiyon düzde iken biraz yamuk demedim ))) aslında biraz yamuktu ama daha ilk haftasında götürüp düzeltirdim serviste,benim de takıntım bu işte, yamuk duran direksiyona dayanamıyorum:)...yaklaşık 16.000 km'dir. bir milim değişmedi...bu konuda  süper diyebilirm...
Uzun yolda direksiyon sertleşmesi de gayet başarılı ama  tam benim istediğim kadar ya da Focustan alıştığım kadar yolu direksiyonda hissedemiyorsunuz...Focus bu konuda gerçekten çok başarılı hem de bu yaptığım karşılaştırmayı 1999 ve 2002 model focuslarla yapıyorum...yeni focusların içine dahi oturmadım...çünkü dış ve iç tasarımını değiştirerek bana göre katlettiler güzelim Focusu....o yüzden küstüm focusa ))))....
Amortisör konforu beni hayal kırıklığına uğrattı açıkcası. Araç tümseklerde ve çukurlarda felaket derecede zıplıyor ve sağa sola kasılıyor bana göre felaket derecede rahatsız edici...Ben ce Auris ne yapacağına karar verememiş...bir yandan araç için spor diyorlar ve bu yüzden amortisörleri sert diyorlar...ama madem spor neden bu kadar yüksek dizayn edilmiş ? aracın içine girince ben bile sanki bir SUV'un içinde oturuyorum hissine kapılıyorum...tavan yüksekliğine bakınca spor durmuyor hiç de...bir aile otomobili havasında içi...burada ciddi bir çelişki içinde kalmış Auris...
Ön konsolda hala bu sert plastiği kullanmalarını yakıştıramadım açıkçası...Güney Afrikadan gelen Corollalara bakıyorsunuz daha yumuşak kauçukumsu bir malzeme kullanılmış...yani 40.000 TL verdiğiniz araçta artık bunlar airbag  gibi standart şeyler olmalıydı diye düşünüyorum...hala o garip sert plastik malzeme; daha şimdiden ön konsoldan gıcırdama sesleri gelmeye başladı bile.
Üst torpido gözünü hiç yazasım gelmiyor, yani iki parmağınızla zorlasanız kırıp atacaksınız gibi..çok ama çok basit bir şey çok zayıf malzeme...
Yakıt tüketimi benim beklentilerimin oldukça üzerinde oldu özellikle 10.000 km bakımından sonra...bir önceki aracım Peugeot 206 1.4 HDI ya göre çok fazla yakıyor...206 ile şehir içi tüketimim 5,5 lt. idi 4,5 sene boyunca...Auris ile şu anda 7,1 lt...çok fazla diye düşünüyorum...hemde Aurisi çok ama çok daha ağırbaşlı kullanmama rağmen...dediğim gibi ilk 10.000 km de 6,1 lt. iken şuan şehir içinde 7,1 lt'ye çıktı...neyse yine servise gideceğim galiba )  )) herhalde hava filtresini değiştirirler diye düşünüyorum, bilgisayara falan bağlarlar...ama kafama taktığım şu : 10.000 km de değiştirmemişlermiydi bu hava filtresini ))) ben değiştirdiler diye biliyorum )))) neyse ona da bakacağız ))))
Arka koltuk diz mesafesi şaşırtıcı derecede uzun tutulmuş..arka koltuktakiler bu konuda çok rahatlar diye düşünüyorum...
Arka çapraz görüş tam bir felaket...arka cam sileceğinin konumlandırılışı tam bir felaket, camın yarısı temizlenebiliyor sadece...diğer hatchbaclere baktım çok başarılı arka silecek yerleşimleri var...Auris bu konuda ciddi sınıfta kalmış diyebilirim....ön çapraz görüşte de çok ciddi sıkıntı var...
Dizel sesi çok az gerçekten çok az... en azından 206 HDI ile kıyaslanamayacak derecede az ve oldukça titreşimsiz çalışıyor.Ama ses yalıtımı çok iyimi derseniz...bana göre çok güzel diye düşünüyordum ama geçen haftasonu 308 1.6 HDI ya  binince  ses yalıtımı konusunda 308 in çok ama çok daha başarılı olduğunu tüm samimiyetimle söyleyebilirim...Hatta test sürüşü sırasında bir ara satış danışmanına bu dizel değil bana şaka yapıyorsun dedirtecek kadar iyiydi ses yalıtımı...
308 ile ilgi daha fazla şey yazmak istemiyorum yanlış anlaşılırım diye korkuyorum...soran arkadaşlara anlatırım.

Herkese çok selamlar....

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Efsane Toyotacı
  • *****
  • Araç: Başka Marka
  • Kan Grubu: ---
  • Kilometre: 140000
  • Model Yılı: '10
  • 4 kere teşekkür etti
  • 7 kere teşekkür edildi
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #129 : Nisan 05, 2009, 11:15:32 »
püüüvvvvvvvvv

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Eski Toprak Toyotacı
  • *****
  • Araç: Corolla
  • Kan Grubu: AB+
  • Model Yılı: '06
  • 4 kere teşekkür edildi
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #130 : Nisan 05, 2009, 12:16:44 »
toyota zaten mekanik anlamda iyiyi yakalayan ama bunun dışındaki faktörlerde ortalama kalitede ürünler sunan bir firmadır. kendince farklı üretim politikaları olan bir firma. örnek vermek gerekirse 80000€ ederindeki land cruiserda anahtar bildiğiniz klasik düz anahtar. ne sustalı değişik birşey koymuş, ne de anahtarsız giriş....
gerisini siz düşünün artık...
toyota her zaman mekanik olarak arıza yapmayan ama bunun dışındaki şeylerde hep birçok eksiği olan marka olarak yoluna devam edecektir....

bu arada cebinizden 40000 tl çıkıyor ama sizinde bildiğiniz gibi bunun 25000 tl si üreticiye gidiyor, dolasıyla aracın bedeli 25000 tl dir ve kaliteside ona göredir. bunu şikayetlerinizi haksız çıkarmak için yazmıyorum sadece fiyat/beklenti oranını bu yüksek vergi kıstasına göre değerlendirmek adına yazıyorum...
Bodrum

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Aktif Toyotacı
  • **
  • aza ÇOK az kaldı :))
  • Araç: Auris
  • Kan Grubu: 0+
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #131 : Nisan 06, 2009, 09:48:00 »
Selam Utku,

Söylediklerine tamamıyla katılıyorum.
Daha önceki yazılarımı da okuma fırsatın olursa benim en büyük hatam aracın içine dahi oturmadan gidip almak oldu.Kesinlikle hata bende.
Toyotanın mekanik sorunsuzluğuna tekrar tekrar şapka çıkarıyorum.Hata kesinlikle bende; dedim ya ilk defa bir aracı test etmeden ve etraflıca araştırmadan gözümü kapatıp gidip aldım ve sonuç bu oldu.
Neticede 9 aylık aracımı 16.000 km. de satma noktasına geldim. İlanlar bölümünde görebilirsiniz.

Değerli yorumun için teşekkürler.

Selamlar,

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Hiperaktif Toyotacı
  • ***
  • Türkçemize sahip çıkalım....
  • Araç: Corolla
  • Kan Grubu: 0+
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #132 : Nisan 08, 2009, 13:02:03 »
Affınıza sığınarak, biraz uzun olacağını düşündüğüm aşağıdaki yazıyı umarım sıkılmadan sonuna kadar okursunuz.

Alıntıdır.
--------------------------
Toyota'nın kuruluş tarihçesi.

1930’lu yıllarda dünya ciddi bir iktisadi buhran yaşıyor. Hele nüfusu çok, toprağı az olan Japonya hepten perişan oluyor. Gün geliyor petrol alacak parayı bile denkleştiremiyorlar. Zaten dış piyasada Japon malı, tapon malı sayılıyor.
Ancak Toyada ailesinden Bay Sakichi krizlere aldırmıyor oturup çok enteresan bir dokuma tezgâhı yapıyor.
Herhangi bir iplik hattında kopma olursa makine kendiliğinden duruyor. İmalatçı hem çok adam çalıştırmaktan kurtuluyor, hem de kumaş kalitesini şansa bırakmıyor. Aynı aileden Kiichiro Toyada sistemi geliştiriyor ve patenti hatırı sayılır bir paraya (100 bin sterling’e) İngilizlere satıyor.
İyi de şimdi bu parayı n’apsınlar? Bozdurup bozdurup harcayacak değiller ya, Japon bunlar...

Araba mı yapsak?
Yıllar evvel bir ABD seyahati yapan ve Henry Ford’un tesislerine hayran kalan Bay Sakichi aile meclisini toplayıp “otomobil üretemez miyiz” diye soruyor. Nabız tutsun diye oğlu Kiichiro’yu ABD’ye yolluyor.

Kiichiro, bir turist kafilesiyle Ford’un Rouge fabrikasını geziyor, saf ayaklarına yatıp işçileri mühendisleri konuşturuyor, hayli malumat topluyor. Açık vermemek için bir yandan şakır şakır çiklet çiğniyor, öbür yandan çatır çatır resim çekiyor.
Baba ve oğul Toyadalar Henry Ford’dan etkilenseler de onun sistemini çok mantıklı bulmuyorlar. Zira Mr. Henry herkese “sadece bir iş” veriyor, mesela bir adam gün boyu bijon sıkıyor, bir başkası yıllarca aynı deliğe perçin çakıyor. Haliyle bilgili ve vasıflı olmaları gerekmiyor.

Belki talep patlaması ancak bu şekilde karşılanabiliyor ama kalitede ciddi sıkıntılar yaşanıyor.

Baba ve oğul Toyadalar kendilerine has bir üretim tarzı geliştiriyorlar. Kiichiro ve kuzeni Eiji, ‘Toyota Motor’u Japonya’nın merkezinde çamlar arasında ferah bir alana kuruyor (1938) Toyota City için zemin hazırlıyorlar.

Devasa makineler, pahalı ekipmanlar yerine basit ve hafif aletleri tercih ediyor, hem masraftan kurtuluyor, hem esneklik kazanıyorlar. Hepsi bir yana kaliteden taviz vermiyor, sıradan işçilere bile aksaklığı hissettikleri anda “bandı durdurma” yetkisi veriyorlar. Bu sistemle (Jidoka) bir evvelki istasyonda hatalı üretilen parça asla bir sonraki banda ulaşmıyor.

Toyota, işçilerine güvenli ve ergonomik bir çalışma alanı sağlıyor. Zira rahat ve aydınlık mekanlarda çalışanların yüzü gülüyor. Hem verim artıyor, hem maliyet düşüyor. Toyadalar asla stoka girmiyor, ancak siparişlerin imalini (Just-In-Time: Zamanında üretim) kararlaştırıyorlar. Sırf insanlar ve aletler boş kalmasın diye olmayan müşteriye, araba yapmaktan şiddetle kaçıyorlar...

Kiichiro, Amerika’yı yeniden keşfetmekle uğraşmıyor, 6 silindirli bir Şevrole motorunu kopyalamaya karar veriyor. Ancak tıpkısının aynısını yapmalarına rağmen o verimi yakalayamıyor, bilgi ve tecrübenin önemini çok iyi anlıyorlar. Toyadalar işin uzmanlarıyla kafa kafaya veriyor ve daha mükemmel bir motor çizdiriyorlar. Elbette kalite zaman alıyor, gece gündüz döküm yapıyor, ancak içlerine sinene kadar parçaları kullanmıyorlar.

Toyadalar otomasyondan çok aktivasyona yöneliyor, “insan unsurunu” göz ardı etmiyorlar. Çalışanları “sıfır hataya” şartlandırıyor, bunun için “poka yoke” adı verilen cihazlardan yararlanıyorlar. Şöyle ki; band vasfına uygun olmayan ham maddeyi kabul etmiyor, uygunsuz parçalar iş aracına oturmuyor ve iş aracı gelmeden makine dönmüyor. Şimdi bir bayrak yarışı düşünün, takımın hızlı koşan elemanı, yavaş koşan arkadaşının da alanını kullanarak aksaklığı gideriyor. Hasılı Toyadalar işçileri ıssız adalara kapatmaktansa paylaşmasını yardımlaşmasını öğretiyor ve kaliteyi çok artırıyorlar. Odacıların bile teklifini ciddiye alıyorlar. Japonlar buna “Kaizen” (sürekli iyileştirme) diyorlar.

1960’lı yılların başında ilk ihraç edilen Toyota Crown’lar, ABD otobanları için yavaş bulunuyor ancak 1968’den itibaren ABD pazarına giren Corolla ekonomik ve güvenilir bir araç olarak kabul görüyor. Hele Camry ve Lexus, Detroit’i duman ediyor.

Zirveye yapışınca
Nitekim piyasa değeri 120 milyar dolara yaklaşan firma “ha” dediği anda 13-14 milyar dolar nakit çıkarabilecek güce (devlet bütçesi gibi bir şey) erişiyor. Standart&Poors’un finansal açıdan en kuvvetli oto üreticisi olarak Toyota’yı buluyor ve ona “AAA” notu veriyor.

Toyota sadece geçen yıl % 55 büyüme gerçekleştirerek 1.16 trilyon yen (10 küsur milyar dolar) kâr etmeyi başardı, ki böylece ABD’li otomotiv devleri Ford ve General Motors’un toplam kârlarını da ikiye katlamış oluyor.

Bir ara Amerikalı bir oto üreticisi Toyota’ya parça siparişi veriyor. Şartnameye “% 1 oranında hatalı parça kabul edilir” gibi bir madde koyuyor. Neyse mal geliyor, 99 koli istenen evsafta, yüz ağartıcı parça, yanında kırmızı çarpılarla işaretlenmiş bir koli daha...

Açıyorlar küçük bir not çıkıyor. “Niye istediğinizi anlayamadık ama, hatalı parçalar bu kutuda...”

--------------------------

İşte Toyota'nın tarihçesi. Bunu yazmamdaki sebep, bir tarım ülkesi olan Japonya'nın Birinci Cihan Harbinden sonra Amerika'nın attığı atom bombasıyla kendine gelmiş, akabinde hızla sanayileşmeye başlamışdır. Kuşkusuz burada günah çıkarmak isteyen Amerika'nın sanayileşme adına payı çok büyüktür. Savaştan hemen sonra Japonya'ya teknik, teçhizat ve bilgi olarak çok yardımda bulunmuştur. Zaten tarihçeye bakarsanız kuruluş 1930'lu yıllar olarak gözükür ama asıl Toyota Birinci Cihan Harbinden sonra 1950'li yıllarda oluşmuştur. Halada en çok otomobil ihracatını Amerika'ya yapmaktadır. Lütfen hatırlayın bundan bir kaç yıl önce Japonya, Amerikayla ekonomi olarak bazı konularda ters düşmüşdü. Hemen arkasından Amerika Toyota araçlara ambargo koymuş ülkeye girişlerini kısıtlamıştı. Japonya ekonomi olarak çökmenin eşiğine gelmişti ki anlaşmaya vardılar.
Oysa Avrupa araçların tarihçesine bakarsanız çoğu 1800'lü yıllarda kurulmuştur. Örneğin Opel 1863, Peugeot 1886, Fiat 1899 v.s. burdan şunu çıkarabiliriz. Avrupa'ya göre Japon Toyota çok daha yeni sayılır, tabiiki tecrübeleri Avrupa otomobilleri gibi olamaz.

(Pek konuyla alakası yok ama söylemeden de edemeyeceğim. Beni en çok üzen şey, Kore bile savaştan çıkalı yaklaşık 55 yıl oldu fakat kendine ait yüzde yüz yerli onlarca marka (Kia, Hyundai, Ssangyoung) otomobilleri varken biz Cumhuriyeti kuralı 90 yıl olmasına rağmen yüzde yüz kendimize ait bir tane markalı aracımız yok. Fasoncu olmak beni üzüyor, bir fasoncu olarak. Tanışma bölümünde profil kısmına bakabilirsiniz.)

Bu Toyota'nın kötü olduğu anlamına gelmez. Hatta tam tersine "insan unsurlu üretim" yapıldığı ve "poke yoke" yapıldığı için "sıfır hatayı yakalayan" bir firmadır. Ama sıfır hatayla araç üretsenizde bu sizin kaliteli olduğunuz anlamına gelmiyor. Zira kalite müşterinin değişik koşul ve şartlarda ihtiyaçlarını ve beklentilerini karşılama sanatıdır. Bu Avrupalı araç üreten firmalar içinde geçerlidir.
Örneğin Ahmet Bulut kardeşimizin koltuk zerzenişini kaç kişi yaşadı koltuğun rahatsızlığından kaç kişi şikayetci oldu veya rahatsızlığı dikkat çekti. (Bu arada Fizik yapımız hemen hemen Ahmet beyle aynı. Eminim bende aynı rahatsızlığı yaşardım) Daha ziyade şehir içerisinde ve kısa mesafede araçlarını kullanan kişiler için bu hiçte önemli değildir, hatta dikkatini bile çekmemiştir. Ortalamanın altında olan, boyu kısa bir kardeşimizin ayağı pedala zor değdiğinde bu ne kadar kalitesiz bir araba "koltuk bu kadar yukarı yerleştirilir mi?" derse, sizce kalitesiz midir? Ön konsoldaki plastiğin kalitesinden kaç kişi rahatsızlık duymuştur. Örnekler dahada artırılabilir. Fakat şikayet edilmeyen tek şey aracın yürüyen aksamında bir problem olmaması ve sizi yolda bırakmaması. Bence bu çok daha önemli, eminim hepimiz içinde öyledir. O zaman ortak kalite anlayışımız bizi yolda bırakmaması. Diğer kalite ise herkesin değişik beklentileridir. ( Bu arada fabrikaya ortak değilim.))  )

Sabrınız için okuyan herkese teşekkür ederim.
Türkçemiz, parmak izi gibidir. Bizimle büyür bizimle ölür. O'nu korumazsak, yıpranır, yozlaşır ve bir MİLLET yok olur.

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Eski Toprak Toyotacı
  • *****
  • Achtung! Adolf Hakkı ohne Toyota Yaris Twin-Turbo
  • Araç: ---
  • Kan Grubu: B+
  • 17 kere teşekkür etti
  • 41 kere teşekkür edildi
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #133 : Nisan 08, 2009, 13:41:48 »
Paylaşım için teşekkürler Bilgihan Bey.
Folgsamkeit macht frei...

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Aktif Toyotacı
  • **
  • aza ÇOK az kaldı :))
  • Araç: Auris
  • Kan Grubu: 0+
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #134 : Nisan 08, 2009, 14:25:05 »
Bilgihan Bey ellerinize sağlık diyorum. Verdiğiniz bilgiler için ve maalesef Türk Otomotiv Sanayii ile ilgili söyledikleriniz çok doğru ve gerçekten çok üzücü; benim de çok kafama taktığım bir konu olmuştur.

Sıfır hatalı araç olması mümkün değil dediğiniz gibi.

Benim koltuk ile ilgili yaşadığım sıkıntılarda beni asıl üzen ; servisleri ile övünen bir markanın hem yetkili servisi hem de Toyota merkez olarak korkunç derecede ilgisiz ve bilgisiz olmaları.
Çok kısa bir daha özetleyeyim ; çözüm konusunda yetkili servisin ve Toyota merkezin vurdumduymazlığını anlatmaya kelimeler yetmez...
 "Bu ne biçim koltukdur" değil asıl derdim; asıl üzücü olan sıkıntının çözümünde en azından teknik bilgi ve yol gösterme konusunda en ufak bir heyecanı dahi görememem olmuştur.Ben tüketici olarak şunu bekledim Toyota'dan ; "yahu böyle bir sıkıntı var, bunu bir not edelim, biz yapamasak da bu işi yapacak birisine araç ile ilgili verebileceğimiz teknik bilgileri verelim"...bu kadarcık basit bu kadar...koltuğun altınca basit iki tane kablo var diyecekler ...diyip diyecekleri bu işte ....
....Tam tersi oldu maalesef :
Servise gittim; durumu özetledim ve ben bu koltuğu bedeli neyse ödeyerek yetkili servisinde, aracı aldığım yerde değiştirmek istiyorum dedim.Yani gerçekten şaşılacak şey şu : Ben, tam servislerin istediği şeyi yapıyorum; aracımı servisim dışında hele bir de yeni model bir aracı ehil olmayan insanlara götürmüyorum.Tam servisin istediğini yapıyorum : "nedir bedeli? vereyim parasını pahalı da olsun ama servisimde yaptırayım yeterki"...  Tekrar ediyorum garanti dahilinde falan değil...Gerçekten şaşılacak şey???
 "Olmaz öyle şey "  deyip işin içinden çıktılar..."koltuğun altı kablolarla dolu en ufak müdahelede airbag sensörü arıza verir, yapılmaz, yapılırsa airbag sensörü arıza verir" dediler...Netice de şunu gördüm ; eli tornovida tutan herkes o koltuğu oradan söker ve sorunsuzca tekrar yerine takar...ben buna sinirlendim...verecekleri bilgi bu işte...bu kadar basit.....

Selamlar,

Selamlar

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Hiperaktif Toyotacı
  • ***
  • Türkçemize sahip çıkalım....
  • Araç: Corolla
  • Kan Grubu: 0+
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #135 : Nisan 08, 2009, 15:01:10 »
Ahmet bey merhaba,

Sorumluluk almak çok büyük bir risk taşır, vebali büyük olur.
2001 yılında sıfır Renault Megan almıştım, aldığımdan beride kapıdan tıkırtı geliyordu. Gitmediğim servis çalmadığım kapı kalmadı. Hatta 4.Leventteki merkezlerine onca işime rağmen iki kez gittim, sonuç nafile. İsmini veremeyeceğim bir yetkili servise 10.000 KM bakımı için gittiğimde benimle ilgilenen ustaya bizzat derdimi anlattım. Beyefendi bunun derdini ben biliyorum ancak mudahale edemem, ama sorumluluğu siz alırsanız kimse görmeden kapı menteşesine küçük bir darbeyle sesi keserim dedi. Tüm sorumluluk benim bozulsada bunu ben yaptım diyeceğimin sözünü ustaya verdim. Eline aldığı inşaat murcu ve 1KG çekiçle gövde tarafındaki menteşeye iki kez öylesine vurduki acısını ben yüreğimde hissettim. Nede olsa mal canın yongasıdır. İkinci vuruşunda murcu kaydırdı ve kaporta tarafı delinmedi ama derince bir çizik ve hafif göçük oluştu. Ustada çok üzüldü ama olan oldu, hiç bir şey diyemedim sorumluluk bana aitti. Sonuçta servisler arızalı bir parça olmadığı müddetçe kolay kolay olaya müdahale etmiyorlar. Düşünün sizin koltuğunuzu sökerken kabloyu kopartıyor (insanlık hali) bir şase durumunda hava yastığı patlıyor, sorumluluğu kim alacak. Sonuçta sizin koltuğunuz arızalı değil, değiştirilmesi mutlak gerekli değil. Müşterinin keyfe keder isteği. Bu gibi durumlarda dışarıda sorumluluğu siz üstlenerek yaptırabilirsiniz. Ha! şunu diyebilirdi "beyefendi koltuğu sökmek çok basit, iki fişi dikkatlice ayırın şu civatalardan sökün gerisi kolay". Dedim ya sorumluluk almak kolay değil.

Yinede kendinizi üzmeyin, size cevap vermeyen insanların çiğliğine verin. Toyotaya küsmeyin..))

Kolay gelsin.   
Türkçemiz, parmak izi gibidir. Bizimle büyür bizimle ölür. O'nu korumazsak, yıpranır, yozlaşır ve bir MİLLET yok olur.

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Eski Toprak Toyotacı
  • *****
  • Achtung! Adolf Hakkı ohne Toyota Yaris Twin-Turbo
  • Araç: ---
  • Kan Grubu: B+
  • 17 kere teşekkür etti
  • 41 kere teşekkür edildi
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #136 : Nisan 08, 2009, 15:10:20 »
Ahmet Bey, yetkili servisler özellikle garantisi devam eden araçlarda standart işlemlerin dışına çıkmayı pek sevmiyorlar anladığım kadarıyla. İşin içine bir de Sabancı'nın devleti aratmayacak holding içi bürokrasisi girince "kaç sevaptan kurtul günahtan" demişler ve talebinizi karşılamaktan çekinmişlerdir büyük ihtimalle :)
Folgsamkeit macht frei...

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Aktif Toyotacı
  • **
  • aza ÇOK az kaldı :))
  • Araç: Auris
  • Kan Grubu: 0+
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #137 : Nisan 08, 2009, 15:27:20 »
Çok teşekkürler Bilgihan Bey,

Emin olun küsmedim Toyota'ya. Koltuğu hallettikten sonra servisime gidip servis şefi arkadaşa da olayı başından sonuna anlattım. Kesinlikle reklam da yapmadan. Yani "alın işte gözünüze sokuyorum" tarzı davranmadım :)...sadece döşemeciden öğrendiklerimi öğrettim diyeceğim haddim olmadan :D
Sağolsun beyefendice "çok teşekkür ederim abi...biz de sayende öğrenmiş olduk, bundan sonra aynı şikayet için gelen müşterilerimize daha sağlıklı bilgi verebiliriz" dedi :)

Allah herkese gönlüne göre versin, kazasız belasız bol keyifli yolculuklara, bol keyifli sohbetlere diyelim mi  :)

Selamlar,

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Aktif Toyotacı
  • **
  • aza ÇOK az kaldı :))
  • Araç: Auris
  • Kan Grubu: 0+
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #138 : Nisan 08, 2009, 15:34:29 »
"kaç sevaptan kurtul günahtan"

Hakkı Bey çok yaşa emi :)
Bu ne güzel bir sözdür yahuuuuuuu, ilk senden duyuyorum:))))  hay sağolasın ciddi güldürdün beni :))))))

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Eski Toprak Toyotacı
  • *****
  • Achtung! Adolf Hakkı ohne Toyota Yaris Twin-Turbo
  • Araç: ---
  • Kan Grubu: B+
  • 17 kere teşekkür etti
  • 41 kere teşekkür edildi
Ynt: Toyota Auris [J:1] [2007-2012]
« Yanıtla #139 : Nisan 08, 2009, 15:41:26 »
Bizim buralarda çok kullanılır :) Bazen iyilik yapayım derken başınıza büyük dertler açabilirsiniz. İşinizden örnek vereyim, çok güvendiğiniz müşterinizin mala çok acil ihtiyacı vardır, KDV ödenmeden konteyneri serdirip malı yüklersiniz, gün sonunda araçlar limanda beklerken siz hala ödenmeyen KDV'nin sıkıntısıyla kıvranır durursunuz :)
Folgsamkeit macht frei...