0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Hız sınırını 2-3 km farkla gectiğinde asgari ücretlinin aylık maaşının 1/4 ü kadar ceza kesmek etikmi?
Radar sevilecek bir şey değil. Köklemişsin gazı, keyfince uçup giderken, yoldaki diğer bütün araçlara nal toplatırken birden bir bakıyorsun ilerde bir çevirme var ve bir polis elinde ceza makbuzu ile bekliyor. Çok aşağılayıcı bir durum. İnsanın bütün zevki kaçıyor canım!Diğer taraftan, artık her ne kadar gerek kalmadıysa da, radar uyarıcı tabelaların kullanılması zaten bir garip uygulamaydı. Mesela belediye, dükkanın temizliğini kontrol etmek için haber verip makul bir süre önceden randevu mu almalı bakkaldan manavdan? Mesela maliye, alış faturası denetlemesi yapmak için geleceğini muhasebeye önceden bildirmeli mi? Veya mesela polis, o sokakta üst baş araması yapmakta olduğunu köşe başındaki bir tabelayla duyurmalı mı gelip geçene?Yasaları bilmek bir vatandaşlık görevidir. Yasalara uymak, bir başka vatandaşlık görevidir. Şimdi biz her vesileyle atıp tuttuğumuza, bağırıp çağırdığımıza, ahkâm kestiğimize bakılacak olursa sn derece bilinçli, saygılı, örnek vatandaşlar değil miyiz?Hangi yolda hangi tür araç için hız sınırının kaç kilometre olduğunu hepimiz ezbere bilmiyor muyuz? (size bir tüyo vereyim, ehliyeti olanların yarısı vallahi de, billahi de, tallahi de bilmiyor!)Neden trafik kurallarını "yangın durumunda ilk ihlal edilecek kural" gibi görmek için böylesine insan üstü bir çaba harcıyoruz? Nedir bu trafik kurallarına olan düşmanlığımız? Neden hangi yolda güvenli şekilde kaç kilometreyle gidilebileceğini işi bu olanların değil de bizim daha iyi belirleyebileceğimiz konusunda yerleşik bir kanaatimiz var? Biz kimiz yahu? Fizik, mekanik, sürtünme, moment, merkezkaç kuvveti gibi konularda bu uzmanlığımız nereden geliyor? Yoksa allah vergisi filan bir şey mi bu bize?Neden "işi gereği devamlı yollara çıkmak zorunda olanlar" için hız sınırlarının yükseltilmesi gibi garip bir ifadeye hiç birimiz itiraz etmiyoruz, sanki içinde en küçük bir mantık barındırırmış gibi? Neden özgürlük, eşitlik, adalet, insan hakları, refah, huzur gibi konularda her fırsatta örnek gösterdiğimiz AB veya ABD'yi trafik kuralları (hız sınırları dahil) konusunda örnek almıyoruz? Biz çok mu uyanığız? Biz bu işi, trafik denen şeyi icat edenlerden daha mı iyi biliyoruz?2-3 sene önce ABD'nin Kuzeydoğusundaki bir şehirden Güneybatısındaki bir şehre kadar otomobille yolculuk yaptım (48 saatlik sürüş, 7 veya 8 günde, 3200 mil = 5100 km). Otoyollarda hız sınırı eyaletten eyalete ve yoldan yola 60, 70, 80 mil olarak belirlenmiş. Belki daha yükseği vardır ama ben görmedim. Neden bir kamyon, kamyonet, otomobil veya motosikletin yanımdan zıp diye geçip gittiğini görmedim? Neden herkes yola inci kolye gibi dizilmiş, azami hıza uygun şekilde efendi efendi sürüyordu aracını? Bu Amerikalılar bizden daha mı efendi? Bizden daha mı uyumlu? Bizden daha mı korkak? Bizden daha mı fakir?Açıkçası, her ne kadar atınca mangalda kül bırakmasak, hatta mangalı dahi devirsek de, millet olarak göçebe dönemlerimizi pek geride bırakamadığımızı, dağda derede tepede at binen veya tarlada çayırda kağnı süren toplumlar düzeyini pek fazla aşamadığımızı düşünüyorum, kafa yapımız açısından. Bu nedenle ileri teknoloji ürünü aletler bizim elimizde son derece tehlikeli. Biz insana yararı olsun diye yapılan bu aletleri birer tehlike kaynağına, birer ölüm makinesine döndürüyoruz. Biz ve bizim gibi toplumlar (hani insanlık için demeyeyim, ama...) kendimiz için en büyük tehlike kaynağıyız, bu kafada devam ettiğimiz sürece. Otomobilleri ortadan kaldırıp herkes bisiklete binecek dense, inanın 1 hafta içinde ölümlü bisiklet kazalarını seyretmeye başlarız televizyonlarda.Geri kalanı palavradır arkadaşlar!Herkese cesur değil, gözüpek değil, marifetli değil, ama akıllı sürüşler dilerim...
Bu, yoruma çok açık bir ifade. Anlaşılan ben kendi tarihimi okumuşum, siz de kendi tarihinizi. Hangisi gerçektir, kim bilir? Her halükarda bu konu asıl tartışma konusunun dışındadır, hiç bir yorum yapmayacağım.Ben de bu verilerle birtakım yorumlar yapabiliyorum elbette. Fakat sağlıklı yorumlar yapmak için daha bir sürü faktörü ve bu faktörlerin verilere etkisini bilmek gerekir. Ben bilmiyorum, sizin de bildiğinizi zannetmiyorum. Ama şurası muhakkak, ben bu verilerle asla "katı kurallar her zaman işe yaramaz" diye bir yorum yapmazdım (biraz da politik ve sosyolojik nedenlerle). Çünkü o zaman hangi kuralların katı, hangilerinin yumuşak olduğunu, katı kurallara uyulması mı, uyulmaması mı gerektiğini tartışmaya başlarız ki bu da bizi nerelere götürür, kestirmek hiç zor değil.
Hakan bey çok güzel bir liste yayınlamış, Nüfusu bizden daha kalabalık ve yoğun olan Japonyadaki kazaları açıklayan verinin, ülkemizdeki karşılığı malesef 2 katından fazla. Bu oranı düşürmek için herkes kendi kullanım tarzını iyi analiz etmelidir.
''Göçebe'' terimi ile zihinlere zorla yaftalamalardan ziyade , gerçek tarihi araştırınca farklı sonuçların olduğu görülebilir. Trafik ve genel olarak karşılıklı saygı ile ilgili toplumsal bilinçlenmenin sağlanması gerektiği ise oldukça aşikar, bunun gerekliliği maalesef her alanda ve gittikçe daha fazla görülmektedir bence.Aşağıdaki veriler yorumlanırsa, oldukça ilginç sonuçlar görülebilir. Örneğin katı kuralların her zaman işe yaramadığı.http://www.worldlifeexpectancy.com/cause-of-death/road-traffic-accidents/by-country/
Radarı haber vermek etik değil...Belki bir suçluyu,bir teröristi,bir tecevüzcüyü.bir uyuşturucu kaçakçısını kısacası bir kanun kaçağını bu şekilde trafikte uyardığınızı düşünün ..Resmen adama kaç git diyorsunuz ..Şahsen ben selektör atarak radar var demiyorum.Etikliği bırakın eğer dediğim durumlar varsa suça ortaklık yoksa bile cezayı yesin aklı başına gelsin aşırı hız ölüm getirir..
İnsanlık öldü mü ? demezler mi adama
etik değil diyenler sellektör görünce dahada gazlasın mağdem bu kadar basit
...ve sayın forum yöneticileri, moderatörler, bir kısmı çok parlak, bir kısmı ise benimki gibi çağ dışı olmuş görüşleri içeren bu 7 sayfalık konuyu lütfen artık dondurun, bu utanç tablosu daha da büyümesin.
radarlar niçin vardır can ve mal güvenliği için. buraya kadar güzel. peki bu can ve mal güvenliği sadece radarla mı sağlanıyor. gece vakti bölünmemiş yolda tek farlı araç kolaylıkla trafik denetimden geçiyor sen 77 yerine 78 le gittin diye ceza yiyeceksin. farklı bir ile gittiğinde konvoy halinde seyrederken konvoyun içinden farklı plakalı araç olarak sadece sen radara giriyorsun. ne tuhaf değilmi. konvoy halinde önündeki araçlardan daha hızlı gidebiliyorsun. ve radar da bunu tespit edebiliyor. para cezası keserek te can güvenliği sağlanıyor. arkadaşlar verdiğim örnekler uydurma değil bizzat yediğim cezalardır. trafik kurallarına katı bir şekilde uymaya çalışırım. ancak resmen cebimizdeki parayı almak için tuzaklar kuruluyor. yahu hız sınır tabelası saklanır mı. görünmüyor levha. geriye dönük gidersen anca görürsün. sonra da hız sınırını geçtin. ha bide 1-2 km. yaaa. yazıktır bu millete. zaten bin bir türlü para ödüyor o arabaya binmek için. (araba alıyorsun yarısı vergi, benzin alıyorsun çoğu vergi, aracın motoru var diye vergi, aracı kullanıyorsun diye trafik vergisi, aracını serviste bakım yaptırıyorsun bir de olmuş mu diye tüv e gösteriyorsun ve para veriyorsun, üstüne üstlük bir de bu tuzaklar la dolu yolda trafik cezası yiyorsun güya can ve mal güvenliği adına.) hakikaten yazık oluyor bize.