0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Ruslar hep demiştir zaten abicim, ''Çirkin kadın yoktur, az vodka vardır.''
ağzınla içeceksin içeceksen bu mereti...
Alkol ve keyif verici maddeler tarih boyunca tüm medeniyetler tarafından kullanılmış. Alkol kullanımı ile ilgili değerlendirme yaparken sebep sonuç ilişkisi gözden kaçırmamak gerekir bana göre. Özellikle sorumsuz ve bilinçsiz alkol tüketimini kınamak yerine neden kaynaklandığını tespit etmeye çalışmak çok daha önemli. Bunu yapmadığımız takdirde alkol veya keyif verici maddelerden kaynaklanan suçlarda otoritenin ve toplumunda da payı olacağını düşünüyorum. Bu insanları ayıplamak, kınamak sorumluluğu üzerimizden atmaktan başka bir şey olamaz. Kısaca bu adam alkol aldığı için böyle davranıyor demek yerine bu adam ne yaşadı da alkol alıyor diye düşünebildiğimiz takdirde mesafa alabiliriz. Sokakta yürürken veya trafikte araç kullanırken etrafıma baktığımda patlamaya hazır bomba gibi dolaşan o kadar çok insan görüyorum ki, hiç birinin patlamak için alkole veya başka bir şeye ihtiyacı olacağını sanmıyorum. Alkole ana dediğimiz takdirde babanın kim olduğunu da düşünmemiz gerekiyor.
Berkcan, çok iyi bu resim paylaşımın. Anlamlıda bence. Aslında fermantasyon çok eski yıllara dayanan bir işlemdir. Hatta milattan öncelere gidilebilir rahatlıkla. Zaten vücudumuzda da bazı durumlarda alkol açığa çıktığı bilinen bir gerçektir. Bence şu hususu karıştırmamak lazım; alkol mü tehlikeli, kendini bilmeyenler mi? Ben ikincisi derim ve içmeden sarhoş olanlar bence daha da tehlikelidir. Hiçbir şeyde dengeyi bozmadan, keyiften yanayım.
Dünya Rakı Günü13 Aralık Cumartesi günü oluyor. Kurban bayramı hafta sonu...Rakıyı halen içen,Rakıyı adam gibi içen,Rakıyı önceleri iyi içen dostlarıma,Daha birlikte çok rakı içeceğimiz günler olması dileği ileAralık ayinin ikinci Cumartesi günü 'Dünya Rakı Günü' olarakkutlanır. Rakı severler birbirlerine hediye verir.Bu özel gün aynı zamanda yılbaşının şenlikli bir provasıdır.Dünya Rakı Günü, Türkiye ve Dünya sathına yayılmış, tümrakı severler tarafından 2006'dan beri coşkuyla kutlanır 'RAKININ da muhabbeti olur mu?' diyenler çıkabilir.O meyhanelerde gördüğünüz rakı masaları aslında muhabbet, sohbet masasıdır,Bektaşi der ki :Rakı ağızdan değil, kulaktan içilir.Biz ona içki değil, dem deriz!'Oturursun masaya, garson bir şişe rakı getirir, mezeleri sıralar,kadehini doldurur, içersin!HAYIR, rakı öyle içilmez...Rakının nasıl içileceğini, ya da nasıl içilmeyeceğini bilelim.Rakı güneş batmadan içilmez.Rakı yalnız başına içilmez,duvara bakılarak içilmez,rakı keyif için içilir,dertlenmek için içilmez,rakı sohbet için içilir.Rakı, sakadan, nükteden, işletmeden anlamayan bayır turplarıyla içilmez.Rakı gürültüyle içilmez.Rakı çabuk içilmez, içip masadan kalkılmaz.Rakı sofrasında fazla yemek yenmez, mezelerle yetinilir.Rakı sofrasında sigara küllüğüne zeytin çekirdeği, sıkılmış limon kabuğukonmaz,Rakı kadehine önce rakı, sonra su, daha sonra da buz konur;bu sırayı bozarsanız, anason kadehin üzerine çıkar, rakının hem tadı hemkeyfi kaçar.RAKININ ana mezeleri dışında, ekstra mezeleri de vardır,bir de 'göz mezesi' vardır ki....RAKI için çok şey söylenir, yazılır, ama Necip Mirkelamoğlu' nun'Rakınamesi' de unutulur gibi değildir;'Nükte, cinas anlayan;Ahengi bezme uyan;İçip zırvalamayan;İşte onadır rakı.'
vakit akşamlardan bir akşamdır. içmek hevesi yoktur. avare avare dolaşılır yaz sokaklarının ıssız yoldaşlığında. şehir terk edilmiş eski aşklar gibi hüzzam makamına geçmiş, inceden bir taksim yayılmaktadır göğün yüzüne.eve atarsın kendini, alçakgönüllü balkonun bekler seni, yaz çiçeklerin, bir de sardunyaların, balkondaki...tek tük tavla sesleri duyarsın uzaktan, çay bardağı şıkırtıları...bardak dersin, içmek dersin, çay demlemeye gidersin...kalkmışken ayağa, bir koku çalınır burnuna sanki.. demlenmiş çay kokusunu bastırır.peynire takılır gözün yeni aldığın şu beyaz peynire...burda film kopar işte. yahut başa alırsın filmi.o alçakgönüllü balkonun, uzun saksılarda çiceklerin, deli sardunyaların...uzaktan duyulan tavla sesleri, akşamın tül gibi, tül gibi, tül gibi inmesi...ve o koku... rakı kokusu..uzaktan duyulmaz artık elindeki kadeh kokar. anason burcuna girmiştir güneş. bi çatal peynirden, bi çatal kavundan, asla buzlu değil rakı, buz su bardağında. kokusunu içine çekersin, bir yudum rakıdan bir yudum buzzz gibi sudan...damağın şenlenir.dilinde ince bir türkü, urfa'nın etrafı dumanlı dağlar mesela..ya da alaturka bir nağme:akşamın olduğu yerde bekle diyorsungelmiyorsunçünkiseni çokçooooksevdiğimi biliyorsungelmiyorsun...koku gelir ama bak, sektirmez, anasondur... kokudur... burcu burcudur...daha içten asılırsın nağmeye, daha büyükçe bir yudum çekersin bardaktan...yudumlar büyüdükçe büyür özlemin... büyür özlemin. sana sığmaz olur sonra.sadece içlenirsin.i ç e r s i n.efendi gibi içersin.deli gibi içlenirsin.efendiliğine yanarsın, deliliğini seversin...