0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Arkadaşlar,izmir depreminde bir tanıdığın evinde orta hasar meydana geldi ve evde oturamıyorlar. ev 9 katlı ve onların evi 5. katta. kendi dairelerinde ufak çatlaklar var . ancak zemin kattaki kolonlarda patlaklık var. 1. kattaki kolonlarda çatlaklar var. dairenin daskı var. orta hasarlı olduğundan güçlendirme yapılmadan oturma izni verilemeyecek.Dasktan 2300 tl onarım parası verecekler. bu para normal midir? ( ust kat old. küçük çatlaklar var diye mi bu para veriliyor? öyleyse zemindeki daireler hasara göre daha çok alması gerekirken onlar da aynı aldı ) 16 dairenin hepsi 2300 tl alsa 36800 tl yapar. bu fiyata tamirat mı olur....
O parayı dairenin tamiratı için değil zemindeki kolonların güçlendirmesi için daire başı bölmüşler,o paraya güçlendirme yapılabilir dairedeki hasar kullanıma engel teşkil etmiyor olabilir güçlendirme yapıldıktan sonra oturum izni için tekrar keşif yapılacaktır.Mesaj Birleştirildi: Kasım 27, 2020, 00:18:09Aslında orta hasarlı binalarda sorgusuz sualsiz yıkım kararı çıkmalı yasa yeniden düzenlenmeli,insan hayatı hiç ucuz değil ama ucuz sayılıyor.
36000 tl ye ne yapılabilir ki? evde her geçen gün yeni çatlaklar oluşuyor...
Öncelikle bir şeyi düzeltmek lazım. Bir yöreden fay hattı geçiyor diye oraya bina yapılamaz diye bir şey yok.Tv'lerde o kadar sakız oldu ki bu fay hattı meselesi herkes işin özünü kaçırmaya başladı.Depremi le ilgili çok kilişe bir söz vardır malumunuz: Deprem öldürmez ,bina öldürür...diye. Dolayısı ile deprem riski nerde ise olmayan bir yere olması gerektiği gibi bina yapmazsanız o bile başka yerdeki bir deprem nedeni ile çöker. Fay hattı üzerinde yaşayan insanlar içinde böyle siz fay hattını ve diğer riskleri bilir ona göre bina yaparsanız riski minimize etmiş olursunuz.Ülkemizde ise sıkıntı şu. Eski normlara göre yapılmış bina çok sayıda, buna standart nedir bilmeyen vatandaşın yaptığı gecekondu vari yapıları, gerçek gecekonduları, varoş mahallelerde araziyi boş bulanın kendisi diktiği ve her evladı olduğunda bir kat eklediği yapılar. Bu binalar yıkılıp yeniden yapılmadan ve yenide olsa standartları taşımayan binalar yıkılmadan deprem hala binlerce kişinin canını alacak potansiyeli oluşturuyor.Bu binaları değiştirmek zorundayız başka yolu yok.Türk insanı genel olarak parayı denkleştirdiği zaman ev alırken mutfağın genişliğine, balkonun manzarasına, dolapların malzemesine falan bakarken kimse zemin etüdünü ve binanın ona göre yapılıp yapılmadığını sormaz. Eh sen ben sormayınca yapanda ne kadar kitabına uydurursa o kadar uyduruyor.ve başka bir foruma yazmış olduğum deprem ile ilgili bir kaç madde vardı onu da aşağıya kopyalıyorum:................................Öncelikle İzmir'liler başta olmak üzere depremi yaşayan herkese geçmiş olsun. An itibarı ile 12 kişi vefat etmişti. Umarım bu sayı artmaz ve enkaz altındaki vatandaşlarımız sağ salim çıkartılır.Profesyonel bir Arama Kurtarma Teknisyeni olarak yazmak gerekirse:1.Mutfak banyo ve Tuvalet gibi yerlerde ilk dikkat edilmesi gereken şey sıcak su. İkincisi yangın tehlikesi ve en sık rastlanılanı Fayans patlamasıdır. Kesici delici aletler oldukları yerden çok zarar veremezler. Buna dikkat edin. Ocak üzerindeki şeylere dikkat edin ve ocağı ve mümkünse gazı hemen kapatın.2:Cenin pozisyonu alıp yere yatmak iyidir ama bunu yatakta yada odanın ortasında boş bir yerde yapmayın. Buradaki temel kurak bina/yapı çökse bile size yaşam üçgeni sağlayacak bir yapının yanında (Kitap dolu bir kitaplık, çamaşır makinesi v.s gibi üzerine çökme olunca tamamen ezilmeyecek yapılar) cenin pozisyonuna gelip yatmaktır.3:Uzak durulması gereken yerlerde ilk sırayı merdivenler ve merdiven boşlukları alır. Sonra kapı altları ve kolon/kiriş altı gelir. Özellikle merdivenler binada ilk yıkılan yerler. Maalesef bir çok ceset buradan çıkıyor. Çünkü panik halinde dışarı çıkmaya çalışıyor ve merdivene koşuyoruz. Genel itibarı ile elektrikte kesildiği için hızlıca da tahliye sağlanmadığı için ve merdivenler çok dayanamadığı için merdivende yakalanıyoruz yıkıma.4:Masa altından özellikle uzak durun. Hiç bir masa üzerinize düşen tabladan sizi korumaz. Yukarıda yazdım temel mantık ezilmeyecek kadar içi dolu, eşyaların yanında pozisyon alın. Bir masa ne kadar dayanıklı olursa olsun üzerine düşen diğer katların ağırlığına dayanamaz.5:Evde bir kaç adet el feneri bulundurun ve bunlar ulaşabileceğiniz yerde olsun ki ilk sarsıntı geçince elektrikler kesik olacağı için binayı düzgün şekilde tahliye edebilesiniz.5 katlı bir binada el feneri ve el fenersiz inmek arasında dünyalar kadar fark vardır. Hatta sadece merdiven çöktüğü için göremediğiniz için merdiven boşluğuna bile düşebilirsiniz. Ayrıca bu tip durumlar için Aile bireyleri olarak bir iki tahliye tatbikatı yapın ve mutlaka ama mutlaka bir buluşma yeri belirleyin.6.Binayı tahliye edince mal derdine düşüp binaya dönmeye kalkmayın ki artçıya yakalanmayasınız. İlk sarsıntıda hasar gören bir bina daha düşük şiddette bir artçı depremde çökebilir.7:Mümkünse bir deprem çantası hazırlayıp arabanızın bagajında tutun ve bu çantaya koyulacakları iyi belirleyin. Şimdi burada uzun uzun yazmayayım sadece yiyecek koyacaksanız o yiyecekleri periyodik olarak değiştirin. Tavsiyem yiyecek koyulmamasıdır. Zira bir süre sonra bir köşede unutup gidiliyor. 2 sene sonra lazım olduğunda içindeki yiyecek ve içecekler size zarar verir.8: Düdük meselesi zan edildiği kadar faydalı değildir. Genel itibarı ile göçük altında ve yaralı iseniz düdük üflemek size efor ve güç sarf ettirir ki bu size yaşamanız için gerekli. Sağlam halde bile 10 defa tam güçle düdüğü üfleyin yorulursunuz.9: Deprem ile ilgili çok meşhur bir slogan vardır " Deprem öldürmez, bina öldürür" diye. Bu bir klişe değil gerçektir.Ev alırken kiralarken mutfağın genişliği balkonun manzarasını düşünmesen önce yapısına yaşına ve zemin etüdü yapılmış mı ona da bakın.10:Kentsel dönüşümü ciddiye alın ve siyasilere bürokratlara belediye başkanlarına v.s bu konuda baskı yapın. Eğer mevcut bina stoğunu değiştirmezsek 20 yaşın üzerindeki her bina ölüm kapanıdır bunu adınız gibi bilin. Bundan genç binalarında nasıl yapıldığına ayrıca bakmak lazım. Bu işe rant diyenlere de aldırmayın. Bir şekilde eski binalardan mutlaka ama mutlaka kurtulup onların yerine yeni standartlara göre yapılan binalara geçmek gerekiyor.11.Deprem sonrası Telefonları gereksiz meşgul etmeyin. Özellikle yetkili kurumları bilgi bireysel bilgi almak için aramayın ki işini yapsın herkes. Açıklama zaten herkese bir şekilde yapılıyor.
Güzel yazı, elinize sağlık. Japonya deprem bölgesinde ve bizden daha şiddetli yıkıcı depremler olurken oralarda bina yıkılması fazla olmamakta. Ölenler ve yaralananlar panikten balkondan atlayanlar, kafalarına binadan parça düşenlerden oluşuyor. Bizde hem eski bina çok hemde yeni binalar kitabına uygun olsa da denetim düzgün değilse kötü zemine, eksik malzemeli bina yapılıyor. Hele birde hatalı yapım olup iskan alamamış binalar için çıkan imar afları üstüne tuz biber oluyor. Bunun yanında zaman içinde yıpranan binanın güçlendirilmesi ise ayrı bir dert. Eski binayı yıkıp yenisini yapmak apayrı bir dert oluşturuyor. Devlet desteği olmadan vatandaşın üç kuruş biriktirerek aldığı, bir kısmının kredisini ödediği yapının kolon ve krişlerinde sorunlar olduğunda, resmi kanallardan güçlendirmesi etüd yaptırması çileye dönüyor. Belediye risk almamak için binayı mühürlüyor ve güçlendirme yada yıkım için 2 ay süre veriyor. Bu sürede yıkılmaz ise kendi yıkıp parasını sizden alıyor. Uygun kredi harici devletin desteği yok. Zaten elde avuçta olmayan vatandaş mecburiyetten dolayı sıvayla kapatıp oturuyor. Az birşey insafsız olan da satıp kaçıyor. Gelen garibin de binadan haberi yok. Bir sarsıntıda bina yerlebir oluyor. Devlet vatandaşla el birliği yapıp, eski binaları yenilemeli. Maddiyatın bir kısmını devlet karşılarken bir kısmını hak sahibine uzun vadeli kredi imkanları sunmalı. Yapan müteahhit firmalarıma bazı kolaylıklar vergi indirimleri sağlanmalı. Bazı yerlerde binalar birleştirilip yüksek bina yapılıp bina sayısı azaltılmalı. Zemin etütlerine göre bina temelleri en az 8 şiddetinde ki depreme göre oluşturulmalı. İstanbul depremi yöneticiler tarafından hafife alınıyor ancak 7 üzerinde olası bir depremin İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Tekirdağ illerinde büyük yıkımlara sebep olacak. Can kayıpları, yıkılan binaların yanında, ülkenin ekonomisi büyük darbe alacak. Üretim tesislerinin o bölgede deprem sonrası tekrar faaliyete geçmesi, yolların yapılması, hayatın normale dönmesi çok uzun zamanımızı alacak. Bugün binaları yeniden yapmak için harcayacağımız paranın kat ve katını deprem sonrasında kaybedeceğiz.
yıkım için iki ay süre veriliyor derken orta hasarlı binalar için de geçerli mi? Eğer öyleyse bu depremzedeye azaptan başka bir sey değil..
Orta hasarlı demek vatandaşı ortada bırakmak demek,bir başka raporda çıkıyor ağır hasarlı diyor,kat maliklerinden rapora itiraz edenler çıkıyor velhasıl sürüncemeli işler..biz bunları İstanbul'da yaşadık epeyce sürdü,belediye yıktı,parasını bize ödetti,yıkımda yapımda ruhsata tabi ,uzun sürebiliyor,resmi makamlar hiç bir zaman riske girmez,sorumluluk vatandaşındır yaklaşım böyle .Bahsettiğim yakınımızdaki apt.önce orta hasarlı,diğer rapor ağır hasarlı diye çıkınca herkes taşındı,şimdi zemin etüdü yapılıyor,sondaj makinası geldi,ya güçlendirme yapılacak ya da artık ne çıkarsa..Depremler küçük küçükte olsa devam ediyor,bu gün orta hasar yarın ağır hasara dönüşebilir,devlet çözüm üretmeli..düşünün banka kredisi ile ev alındı,hasarlı,kiraya çıksan bile banka taksidini isteyecek,ev sahibi kirasını isteyecek,altından nasıl kalkılacak?ve bu sorunun cevabını kimler verecek?Diğer taraftan güçlendirme ve dönüşüm için kat maliklerinin çoğunlukla ve oy birliği ile anlaşması gerekiyor,bir kat maliki çıkıyor,arsa payı üzerinde benim 2 m2 kaybım var diyor mahkemeye gidiyor ,mahkeme 2-3 yıl sürüyor,güçlendirme kararı ile işin maddi boyutu var herkes karşılıyamıyor,itiraz ediyorlar,ve en son bazı kat malikleri rotüş,sıva ve boya yaptırıp satıp gidiyor.Sonuç devlet,belediye resen müdahale ve maddi destek sağlayacak,başka çözümü yok.