Şahsi Düşüncene saygı duyarım ama;
Hiç bir şey için gel kalınmışlığı asla!
Petrol yakıtlı bir araç mı üretmek gerekiyor illa?
Direkt elektrikli v.b tarzda bir seri üretim neden olmasın?
Aslında sende haklısın. Bunları üretebilmek demek küresel sömürücülere kafa tutmak demek ve bunu başarmaya çalışanların daha doğrusu düşünenler bile bugün toprak altında. Kaldı ki herşeylerini kullanıyoruz ve her açıdan bizlerle ilgili her türlü bilgiye sahipler ve biz daha adım atmadan önlemlerini alıyorlar.
1. Yüzyılda Avrupa Hristiyanlaştırıldı
2. Yüzyılda Afrika Hristiyanlaştırıldı
3. Yüzyılda da Asya'yı köleleştirmek istiyorlar.
Sınırlarımızdan başladılar tadilat yapmaya. Şimdi sıra Yunanistanda. Doğuyu % 80 ele geçirdiler. Hoş batı zaten onların elinde idi ama tamamına el koymak istiyorlar ve çok başarılı adımlar ile hareket ediyorlar.
Bu sıralamada sıra bize gelmişken ne yerli aracı ne yerli x ürünü bizi paklar.
Biz önce kendi bayrağımız altında toplanmalıyız. Ayrımcılık yapıldığını zannedenlere bunu anlatmalıyız.
Ilımlı islamiyet yada din kardeşliği diye bir şey olmadığını anlamamız gerekir. Zaten bu şekilde içerden yıkıyorlar.
(Lütfen kimse bana bu konuda "ılımlı islamiyet" konusunda cevap vermesin hiç bir şey fikrimi değiştiremez.)
Silahlı güç ile yapamadıklarını maddi güç ve toplum ahlakı ile oynayarak yapıyorlar. Biz ise hala el oğlunun yaptıkları ile övünüyoruz.
Şahsi düşüncemi yeniliyorum her ne olursa olsun basit veya zor, ortada harcanan bir emek var ise seri üretim veya değil kesinlikle takdir edilmeli. Edilmeli ki gelecek için umutlanalım...
Hocam o kadar çok geç kalındı ki. Şu an onlarla aramızda en az 100 yıl var, ve bu yıl farkı parabolik bir şekilde artmakta devam ediyor.
Önceki işyerimde işim gereği 200'e yakın fabrika gezdim. Bu fabrikaların %85'i otomotive çelik malzeme üreten firmalardı.
Ve aynı zamanda TOYOTA'nın Adapazarı fabrikasını, FORD'u, RENAULT'U. Türkiye'deki otomotiv üretimi hakkında oldukça detaylı bilgim var.
Öncelikle şunu söylemek gerekir. Üretim meselesi her ne kadar teknik bilgi gerektirse de, otomotiv üretimi ve otomotive üretim yapmak aslında bir kültür meseledir.
Ne gibi diyeceksiniz, örnek ver. Vereyim.
Mesela firmaların almış oldukları İSO, TS, EN belgeleri. Otomotive üretim yapabilmek için 16949 numaralı belgeyi almanız gerekir. Bu belgeyi almak çok kolay değildir, ciddi yatırım isteyen bir belgedir.
Bu belge olmadan kesinlikle otomotive OEM olarak parça üretemezsiniz.
Bu belgeyi aldınız. Toyota'nın kapı menteşelerini üretmek istiyorsunuz. Gerekli yatırımı yaptınız. Toyota ile görüştünüz. Üretim yerinizi görmeye gelirler. Gezerler, not alırlar.
Sonra ham maddeyi nereden alacağınıza Toyota karar verir. Eğer Toyota'nın o ülkede belirlediği bir hammadde tedarikçisi yoksa sizin bir tane hammadde tedarikçisi tavsiye etmeniz gerekir.
Toyota gider o fabrikayı da teftiş eder.
Ayrıca Toyota malzeme aldığı bütün firmaların iç sistemlerine de karışır. İş sağlığı güvenliği kurallarına bile uyulması istenir.
Bu saydıklarım sadece ana otomotiv üreticisine tedarikçi olmak için gereken 3 - 5 şeyden birisi.
Ana otomotiv üretici olmanın zorluğunu varın siz düşünün. Adamlar fabrikada anlık verimi ölçüp, eksik yönlerini bulmaya çalışıyorlar. Ve anlık verim fabrikanın her yerinde tabelalarda an be an yazmakta.
Ben gittiğimde %96'ydı.
Bu adamlar bu kültürü, bu sistemi 100 yılda ancak kurdular, hala kendilerini geliştiriyorlar. Just - in - time dedikleri sistemle maliyetleri olabildiğinde düşürmüş durumdalar. KANBAN sistemi ile fabrika içindeki verimliliği maksimuma çıkarmışlar, daha da iyileştirmeye çalışıyorlar.
Peki bizdeki durum ne?
Bu sorunun cevabını da siz verin.
Bizim şantiye kültürümüz var, inşaat kültürümüz var. Başka da birşeyimiz yok malesef henüz. Bizim üreteceğimiz bir aracın ne kalitesi ne de maliyeti bu firmaların yanına bile yaklaşamaz. Bu yüzden de global pazarda tutunmak imkansıza yakın. Bu yüzden çoook geç kaldık diyorum işte.