Yazı uzun ama baya ilgimi çekti.
Hasarlı araçlarda parça değişimi mi, onarım mı tercih edilmelidir?
2. el araç alacak kişiler ilk tercih olarak hasarsız araç almak isterler. Veya onarım-boya işlemi görmüş olsun ama değişeni olmasın isterler. Bu yargının hiçbir gerçekçi dayanağı yoktur. Peki bu yargının sebebi nedir?
Ülkemizde az sayıda modelin kullanıldığı yıllar öncesinde, yedek parça fiyatları günümüze oranla çok daha yüksekti ve kasko uygulaması yaygın değildi. Montaj yöntemi olarak da cıvatalı bağlantı günümüze oranla daha azdı. Bu sebeple oluşan hasarlar mümkün olduğu kadar onarımla giderilir, çok mecbur kalınırsa parça değişimi (çoğunlukla yan sanayi olarak tabir edilen parçalarla) yapılırdı . Dolayısıyla değişimle yapılan işlem, onarıma göre hem daha pahalıya mal olmakta hem de işin sonunda orijinal parça kullanılmadığından bir takım uyumsuzluklar meydana gelmekteydi. Hatta bazı araç sahipleri aracındaki hasarları yaptırmayıp aracın orjinali bozulmasın diye o halde kullanırlardı. Bu durum alıcı için bir avantajmış gibi “değişeni yok, lokal boya var, orijinal göçük vs. ” şeklinde sunulurdu. Günümüzde şartlar tamamen değişmiş olmasına rağmen bu yanlış kanı maalesef devam etmektedir.
Hasarlı bir parçanın değişiminden daha çok , değişime sebep olan hasarın boyutu önemlidir. Yani onarım veya parça değişimi bir sonuçtur. Örneğin: Hasar almış bir kapının orjinali ile değişiminde hiç bir sorun yoktur ama alınan hasar yalnız kapıyı mı etkilemiş yoksa aşağıda bahsettiğim A sınıfı bölgelere yansımış mıdır? Önemli olan ayrıntı budur.
Araç kabinini iki ana bölgeye ayırabiliriz:
A sınıfı bölgeler: Taşıyıcı göreve sahip genel emniyet parçalarıdır ve montajları puntalı ve kaynaklıdır.
Örneğin: Şasi, arka çamurluklar, direkler (A-sütun, B-sütun) tavan
B sınıfı bölgeler: Pasif güvenlik ve görsel parçalarıdır ve bu parçaların montajları genelde cıvatalıdır.
Örneğin: Tamponlar, ön çamurluklar, motor kapağı, kapılar .
Onarım aşamaları:
Bir parçanın onarımında, önce spot çektirme yöntemi kullanılır, daha sonra çekiçle düzeltme, oksijen kaynağı ile ısıtılarak düzeltme (toplama) taşlama vs. yapılır. Sonuç olarak yüzey hiçbir zaman sıfır hali gibi pürüzsüz olmaz, dolayısı ile boya öncesi çelik macun ile düzgün yüzey elde edilmeye çalışılır.
Cıvata bağlantılı parçaların hasarı boyayı bozmadan yapılabilecek türden ise onarım, aksi halde değişim tercih edilmesinde fayda vardır. Çünkü; yukarıda saydığım işlemleri gören parçada yüksek alaşımlı çelik sac özelliğini ve mukavemetini yitirir, korozyona karşı koruyan kataforez kaplama yanar ,ilerleyen zamanlarda, uygulanan macunda çatlama ve atmalar oluşabilir. Dolayısı ile bu parçalar sonraki dönemlerde sorun olmaya adaydır.
Oysa yetkili servislerde yapılan parça değişiminde hasarlı parça cıvatalarından sökülür, orijinal yeni parça (kataforez kaplı, kenar çevre mastikleri çekilmiş, astarlı) yalnız boya işlemine tabi tutularak cıvatalı montajı yapılır. Yapılan bu işlemle aracın orjinali bozulmaz.
Yeri gelmişken yetkili servislere de değinmekte fayda var. Y. servisler genel olarak düşük ücret politikası güttükleri için çok fazla nitelikli eleman çalıştıramıyorlar. (Özel servislerde de durum farklı değil) Özellikle onarım türü işlemlerde bu açıdan da sorun yaşanabilir . Bu yüzden onarımların mümkün olduğu kadar bilindik yerlerde yapılmasında fayda olacaktır.
Diğer önemli olan ayrıntı , hasarın yeri ve şiddetidir. Özellikle şasiye ve A sınıfı parçalara yansıyan hasarlarda dikkatli ve seçici olmak gerekir.
A sınıfı bölgelere alınan küçük hasarlarda mümkün olduğu kadar onarım tercih edilmelidir. Değişim gereken durumlarda işini çok iyi bilen usta ellere ve donanımlı atölyelere ihtiyaç vardır. Düzgün yapılmayan işlemler çok ciddi güvenlik sorunlarına yola açabilir.
Diğer bir dikkat edilmesi gereken konuda sigorta şirketlerinin işleyişidir. Son olarak kasko-sigorta işleyişinde yapılan değişiklikler sonucu araç sahiplerinin bir takım mağduriyetleri ortaya çıktı. Hasarı ödeyecek olan sigorta şirketleri bildirimin doğrudan kendilerine yapılmasını istiyorlar. Müşteriyi genelde anlaşmalı oldukları özel servislere yönlendiriyorlar. Burada amaç onarımı ucuza mal etmektir. Dolayısı ile değişim gerektiren parçada onarım yoluna veya çıkma parça kullanarak değişim yoluna başvurabiliyorlar. Bu da aracın orjinalinin bozulmasına, önemli ölçüde emniyet ve değer kabına sebep olabiliyor.
Özet olarak; Kullanıcı içinde, 2.el araç alacak kişiler içinde, yukarıda anlatmaya çalıştığım sınırlar içinde yapılan parça değişiminde hiçbir sorun yoktur ve değişim yapılan aracın orjinalliği devam edecektir.
