0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Yazılanlar sonucunda çok da olasılık vermiyorum aslında ama yazdıklarınızın google aramalarında çıktığını hatırlatmak isterim yine de
Bizim kültürümüz, aile yapımız, sosyal yapımız maalesef böyle. Farzı misal, İsveçli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelseydik bunlar olmazdı. Bu benim yazdıklarım olası sahnelerden sadece biri. Ben 37 yaşındayım. 34 yaşımda evlendim. 28 yaşıma kadar bana kimse ilişmedi. 28.yaş günümü kutladığım anda, start verildi ve bana topyekün artık evlenmelisin baskısı yapılmaya başlandı. Sanki vahiy geldi bizimkilere. Baskıyı yapanlar arasında kimler yok ki...Anne-babayı bir yere kadar anlayabiliyorum, zira çocuklarının bir yuva kurmasını istiyorlar, onlar açısından bu çok mutluluk verici bir olay. Eyvallah.Ama bundan gayrısı, amca, hala, teyze, dayı...vs dahil olmak üzere, size ne yahu. Mahallede alt komşu, üst komşu, yan apartman, çaprazdaki, annemin gün arkadaşları herkes benim evlenmemiş olmama takmıştı. Evde bütün muhabbetler dönüp dolaşıp benim evliliğe geliyordu. babamla Fenerbahçe-Galatasaray maçını yorumlarken, nasıl bir bağlantıyla konuyu benim evliliğe getirirdi ben bile anlamazdım. Eve gelen misafirlerin en ilgilendiği konu benim ne zaman evleneceğimdi, uzun uzun tartışırlardı bizimkilerle. Bizimkiler ise, önüne gelene "bizim oğlana bi kız bulun yahu" diye sipariş geçiyordu. Ne kadar dil döktüysem dinletemedim. "Anne, baba yapmayın etmeyin, evlilik kurumu bul bir tane at imzayı olayı değil" diye kaç defa anlattım. Yok...Artık eve misafir geleceği zaman evden kaçar oldum, misafirliğe gitmekten tırsar oldum, hele bayram ziyaretleri, aman allahım, benim için kabusa dönüşmüştü. Düşünsenize, 15-20 kişilik bir topluluğun içinde konu seni evliliğin. Herkese kem küm birşeyler açıklamaya mecbur kalmak. Bir de yaşıtlarımı emsal göstererek bir yüzüme tükürmedikleri kalır bazen. Yok efendim falancanın oğlu da evlenmiş, falancanın çocuğu bile olmuş, bir ben kalmışım falan filan. Yemin ediyorum bir ara evi bucağı terkedesim geldi. İyi bir iş buldum bahanesiyle başka bir şehre yerleşmeyi bile düşündüm(İzmir'e). O denli sıkılmıştım bu saçma sapan şeylerle mücadele etmekten. Neyse, daha sonra hayatımıza birisi girdi, evlendik ve herkesi geceleri uykusuz bırakan bu dertten kurtardık. Evet, bunca sene evlenmeyip sizleri dert sahibi yaptığım, uykusuz bıraktığım için tanıdık tanımadık tüm mahalle eşrafından özür diliyorum. Neyse, tam dertler bitti, artık kurtulduk haydi tüm eller havaya derken, pusuya yatmış ahali tekrar baskına başladı. Şimdi de herkesin derdi çocuk. Yani çocuğu olacak olan benim, ama bunun tasası milletin. Aramızda bunlardan müzdarip olmayan, bunları yaşamamış olan çok nadirdir. Şu anda başında bu belayla dolaşan bile vardır. Allah yardımcımız olsun ne diyeyim.
ya ender bey birde çocuk olaydı iyiydi:)))hakkınızı helal edin hem güldüm hem düşündüm:)))traji komik olaya:))