Martin ormanda küçük bir kulübe yaptırmış ve yazın burada yaşayıp balık tutmak, yürüyüş ve spor yapmak, geceleri serin serin uyumak güzel olur demiş. Bir de tüfek almış kendine hem avlanmak hem de kendini korumakmış düşüncesi..
Kulübeye yerleşince gel zaman git zaman alışmış ormanın muhteşem sessizliğine ve güzelliğine, geceleri ise ayrı güzelmiş..
Tabii orman ve kulübenin olduğu yer çok ıssızmış, ne bir köy ne de yakınlarda tek insan dahi yokmuş. Bir gün balık avlarken derede, karşı yamaçlarda bir küçük ayı görmüş hemen tüfeğini ateşlemiş ama ayı kaçmış
peşine düşmüş takip ederken kan izlerini görünce ayıyı yaraladığını anlamış. Epey gittikten sonra nihayet ayıyı tekrar yakalamış. Çömelip nişan almış tam tetiğe basacakken omuzunda bir el hissetmiş. Kafayı çevirince o da ne , nişan aldığı ayının büyük abisi ni görmezmi.
Abi ayı hırlayarak savurmuş Martini, tüfeği almış elinden yatırmış oracıkta ve acaip bir şekilde ırzına geçmiş, sonra da " defol git demiş bir daha buralarda görmeyeyim seni"
Martin çok kötü bir şekilde tüfeğini alıp yalpalaya yalpaya geri dönmüş. Böyle bir şeyi hiç beklemiyormuş.Günlerce kendine gelememiş uyuyamamış geceleri bir yandan da neyseki yaşıyorum demiş.. Ama erkek olarak tecavüze uğramayı da bir türlü içine sindiremiyormuş.
Ama biraz zaman geçip gücünü kuvvetini de toplayınca bu böyle olmaz gidip o ayıyı öldürecek ve intikamımı alacağım, yoksa bu olayı hayatım boyu unutamam demiş ve 1 hafta sonra tekrar düşmüş yola.. 3 gün 3 gece dolaşıp nihayet kendisine tecavüz eden o iri ayıyı bulmuş, derenin kenarında su içmekte olan ayıya nişan almış tam ateş edecek, sağ omuzunda yine bir el.. kafayı çevirmiş ayının babası.. Martin neye uğradığını şaşırmış ,baba ayı da yatırmış martini çok kötü bir şekilde tecavüz etmiş , o da öldürmemiş martini, git bir daha gelme buralara demiş ama Martin öyle kötü bir haldeki her yerleri haşamat ayağa zor kalkmış yürüyecek takati yok ama çaresiz uzaklaşmış oradan canını kurtarmak gayesiyle.. güç bela kulübeye varmış hala ne olduğunu anlayamamış nasıl böyle olur derken sızıp kalmış..
Günler geçmiş, hayata küsen, 2 defa tecavüze uğramanın şokunu yaşayan Martin, aradan biraz daha süre geçip toparlanınca yine intikam ateşleriyle yanmaya başlamış, tekrardan yola düşmüş..
Yine günlerce dolaşıp sonunda baba ayıyı yakalamış, tam onu da vuracak yine omuzunda bir el, kafayı çeviriş, baba ayının en büyük abisi olan ayıyı görmüş.. gerisi malum amca ayı da perişan edercesine ırzına geçmiş Martinin ve bir daha gelme buralara sakın diyerek o da salmış Martini..
Martinin iyileşmesi bu sefer 1 aydan fazla sürmüş, ayıların defalarca tecavüzüne uğrayan bir erkek olarak Martin şokta, bununla nasıl yaşarım ben diye düşünüyormuş sürekli..
Sonunda iyice iyileşince yine düşmüş yollara, bu sefer kurnaz ve akıllı davranacağım, tedbirli olacak acele etmeyecek ama muhakkak intikamımı alacağım demiş ve düşmüş yola..
Nihayet amca ayıyı da yakalamış sonunda ama acele etmeden bir kaç gün izleyip etrafıda kolaçan ettikten sonra en uygun gördüğü bir yerde vurmak üzere çömelmiş, kalbi küt küt atıyormuş bir yandan ama çok emin kendinden bu sefer tamam demiş, parmak tetiğe gitmiş, yavaşça tetiğin boşluğunu almış tam vuracak, o da ne...
kalbi durmuş neredeyse, beyni zonkalmış, gözleri faltaşı gibi açılmış
çünkü yine omuzunda o bildik eli hissetmiş
kafayı çevirince dünyası kararmış Martinin
karşısında bir öncekinin 2 katı cüssede, dede ayıyı görmüş ..
nutku tutulmuş Martinin, dede ayı ise gülümsüyormuş
"Sen martinmisin" diye sormuş "hani daha önce bizim oğlanların becerdiği"
Martin konuşamamış bile, ancak kafayı sallayabilmiş bir iki kez gözleri korkuyla faltaşı gibi..
Dede ayı gülümseyerek bu sefer yanağını okşamaya başlamış Martinin ve
demiş ki
"Martin doğru söyle bana, aslında sen buraya ayı vurmaya gelmiyorsun değil mi?"

)))))))