Sevgili Arkadaşlar ve Büyükler;
Yaşımızdan da anlaşılacağı gibi 90'lı yıllar tam çocukluk dönemimize denk geliyor. Bunun için kendimize ''susam sokağı çocuklarıyız'' diyebiliriz galiba (Özellikle 1984-1990 yılları arasında doğanlar ...).
O dönemden hatırladığım birkaç noktayı sizinle paylaşmak istedim... Değineceğim bu şeyler o dönem için galiba vazgeçilmez ama şimdi geriye dönüp baktığımızda bizi güldürüyor gibi

.
Arabası olan ailelerin genelde çoğunun elinden Şahin, Doğan, Tempra, 131, 124, Kartal vs. yerli araçlar mutlaka geçmiştir. Çevremi ve o günleri hatırlamaya çalıştığımda aklıma ilk bu istatistik geliyor. Bu bizim aile içinde böyle idi. Babamın 25' e yakın arabası olmuştur. Sayısını tam hatırlamamakla birlikte 7-8' inin bu saydıklarımdan oluştuğunu(özellikle de Şahin tabi ki

) söyleyebilirim.
Babalar akşam işten geldiklerinde çocuklar o esnada sokakta, apartman aralarında oynuyor olurlar

(Eve girme vakti geliyor, o yarım saat önceki çocuk cıvıltısı, koşuştumacası kalmayacak birazdan.. Hava da kararıyor yavaş yavaş...)
Ve o meshur işlem başlar:
''Arabaya Çadır Çekme''O tozlu bez parçası bagajdan cıkar ve evin çocukları ile babası elele verip tavana katlanmış bir şekilde serilen o kamuflajı öne ve arkaya açmak suretiyle aracın tamponlarına kadar indirip araca bir güzel giydirirlerdi. Yatağa lastikli çarşaf geçirmek gibi birsey...

Yan aynaların bazı araçlarda kapanmadığını hatırlıyorum

O çadıra kulak gibi ek yapılıp aralar da çadır çekilirken araca itina ile düzlenirdi

Ve evin yolu tutulurdu... Ama bir ayrıntıyı daha atlamayalım.. Ellerinde oto teybi ile eve girerlerdi çocuklar ve babaları

Sonra teypler de teknolojı ile gelişti yenilendi tabi

. Sadece ön paneli ( yani tuşların olduğu remote kısmı) çıkan teyplerle eve gitmek ayrı bir karizma sebebiydi heralde

Aklıma gelen başka bir ayrıntı sabahları aracın ısınması mevzusu

....
Bütün ahali evden çıkmak için hazırlanırken; evin babası önce davranıp, ''ben çıkıp arabayı çalıştırayım bir ısınsın'' diye evi herkesten önce terkeder...

Bu konuyu ise Jikle mevzusu biraz olsun rahatlatmıştır. Çok iyi hatırlıyorum çalıştırıp jikle ile aracın sönmemesini sağlamak büyük ayrıcalıktı bazı insanlar için

.
O dönemde yetişen bizler için babamız hafta sonu aracın kaputunu apartmanın önünde açtığında içine kafa uzatarak bakmak, eksilmiş silecek suyunu tamamlamak, babamızın yaptığı gibi yağ çubuğunu yerinden çıkarıp (tabi boy yeterse:)) ucana onun gibi bakıp motora sıkıtırılmış o simsiyah bez parçasıyla ucunu silip yuvasına tekrar yerleştirmek, bir yere gidileceği zaman aracı çalıştırıp kaptanlık görevini babaya devretmek ne büyük ayrıcalıktı:(




Yazarken bile esprili yazayım dedim ama ne yalan söyleyeyim duygulandım sonlara doğru..

Evet arkadaşlar ve büyüklerimiz;
Bunlar benim hatırladıklarım, mutlaka sizin de buraya ekleyeceğiniz çok şey vardır... Merakla yazacağınız şeyleri bekliyorum
