Sonra padişah Sultan Mahmut (dericinin adı da mahmutmuş, padişahın adaşı yani)
Çağırmış sadrazam kazını yanına, şu adama yardım etmek istiyorum ama kimden geldiğini bilmemeli
bir tepsi baklava hazırlatın, her diliminin içine bir altın koyun, adama yollayın demiş
tabi buyruk hemen yerine getirilmiş, Mahmut'a da zengin bir adam gönderdi afiyetle ye demişler
ama mahmut düşünmüş "yav ben gariban bir dericiyim neme gerek baklava" demiş, götürüp tepsiyi
lokantaya vermiş bir çuval un almış, hiç olmazsa 2 hafta ekmek yapar yerim demiş
Olay padişaha iletilince kızmış ama hak vermiş adama , fakir yazık ne yapsın demiş
bu sefer bir koyun kestirmiş , içine altın doldurmuş, üzerini pilavla kaplatıp yollamış, ama gariban Mahmut yine
doğru restorana , koyunu verip 2 çuval un almış
Padişah bakmış alışmadık popoda don durmuyor , "bu böyle olmayacak tutun getirin bu adamı" buyurur
Mahmutu yaka paça getiriler, durumu anlatınca dövünmeye başlar yazık, ben ne yaptım diye ...
Padişah buna son bir şans verir
bir kürek tutuşturur eline , hazineye götürür, bir kürek altın almana izin veriyorum der
ama derine daldır küreği, dökülenler bana kalacak, kürekte kalanları alıp gideceksin der
Mahmut bismillah der , daldırır küreği ve çıkarır...ama heyhaaattt adam heyecandan küreği ters daldırmış, bütün altınlar kıp gider
işte o zaman padişah tarihe geçen o ünlü lafını eder
"Vermeyince Mabut, ne yapsın sultan Mahmut"
Not=derici aynı zamanda ayakkabıcı da olabilir,
tarih kitapları verilerine göre adı mahmut olmayabilirde