Öyle bir adamdı ki, otomotiv sanayiinin yapması gereken hamleleri yıllar öncesinden görmüş, tek modelde onlarca yeniliğe imza atmış, ancak sonu bizim Devrimden farksız olmuştu.
Biz çocukluğumuzdan beri başarı hikâyeleri okuduk. Hani serbest piyasa önümüzü açacaktı? Hani güzel fikirler alkışlanacaktı? Bunların hepsi yalanmış. Eğer bugün yaşasalar Edison kablolarla oynadığı için tutuklanacak, Wright kardeşler ruhsatsız uçurtma uçurmaktan yargılanacaklardı. Benim suçum geç kalmak mı? Benjamin Franklinin alkışladığı hareketler şimdi neden suç oluyor? İyi ki bir bomba yaptık, meğer kendi kendimizi patlatmışız. Japonları ve Nazileri yendiğimizi sanıyoruz, göreceksiniz yakın bir gelecekte Japon malı radyolar dinleyecek, Alman arabaları kullanacağız. Yeni fikirlere kulak tıkarsanız, kendiniz tıkanırsınız. Devletime inanamadıktan sonra niye çalışayım? Preston Tucker, üç büyüklerin iftiraları sonunda devleti dolandırmakla suçlanıp, mahkemeye çıktığında anlatmıştı bunları.Öyle bir adamdı ki, otomotiv sanayiinin yapması gereken hamleleri yıllar öncesinden görmüş, tek modelde onlarca yeniliğe imza atmış, ancak sonu bizim Devrimden farksız olmuştu.
Tuckerın macerası, 1903 yılında Preston Tuckerın doğumuyla birlikte başlar. Babasını iki yaşındayken kaybeden Preston öyle bir ufaklıktır ki, otomobil dendiğinde yerinde duramaz, her gördüğü motorlu taşıtın peşinden koşar. İlk kez direksiyona oturduğunda henüz 11 yaşındadır. 16 yaşına geldiğinde eski otomobilleri satın alıp tamir etmeye ve satmaya başlar. Böyle bir iş için henüz genç olduğuna karar verince Detroitte Cass Technical High School öğrencisi olur. Fakat derslerin sıkıcılığına dayanamaz, işi yerinde öğrenmek için ayak işleri yapmak üzere Cadillacda çalışmaya başlar.
Caddelerdeki polis kovalamacalarını görünce polislerin hızlı arabalarına merak salar, annesinin itirazlarına rağmen polis olmaya karar verir. Fakat birkaç aylık polislik macerası henüz 19 yaşında olması nedeniyle, annesinin Lincoln Park Polis Departmanına yaptığı itiraz üzerine sonlanır.
1923 yılında, henüz 20 yaşındayken Vera Fugo ile evlenir ve birlikte bir benzin istasyonu işletmeye başlarlar. Sadece benzin istasyonu yetmez, günde birkaç saat uykuyla yetinen Preston, gündüzleri istasyonu eşine emanet ederek Fordda işçi olarak çalışmaya devam eder. Ardından yeniden polislik yapmaya başlar ancak polis otomobillerini daha hızlı gitmeleri için modifiye ettiği ortaya çıkınca açığa alınır.
Polislik macerası temelli bitince Mitchell W. Dulian ile birlikte Studebaker markasının Detroit bayiliğini alır. Dulian ile işler iyi gidince Memphise taşınarak lüks oto bayiliği yapmaya devam eder. Ardından Chryslerın Memphis bayiliğini de alan Preston, bu kez Pierce-Arrowdan gelen teklifi kabul ederek, Pierce-Arrow bayisi olmak üzere Buffalo, New Yorka gider. İki yıl sonra Pierce-Arrow bayiliğini bırakarak, Dodge bayisi olmak üzere Detroite geri döner.
Arabaları bu kadar seven bir genç, sadece satışla uğraşacak değildir elbette. Yarışlara merak salıp sürekli pistleri arşınlayan Preston, bir gün Indy-500 efsanesi Harry Miller ile tanışarak yeni bir dönüm noktası yakalar. Harry Miller ile bağlantıları sıkılaştırmanın peşinde düşünce işi gücü bırakarak Indianapolise taşınır, gecesini gündüzünü pistlerde geçirmeye, Harry Millerdan ders almaya başlar. Bir yandan da bir bira firmasının ulaştırma departmanında çalışarak ekmek parasını kazanır.
Mükemmel motorlar geliştirip, yarış arabaları tasarlayan Harry Miller, iyi bir mühendis olmasına rağmen pek başarılı bir işadamı sayılmaz. 1933 yılında iflas eder, çeşitli girişimlerde bulunsa da başarılı olamaz. Harry Millerın tecrübelerine güvenen Preston, 1935 yılında onu ikna eder ve birlikte bir yarış otomobili şirketi kurarlar. İlk işleri Henry Ford için Ford V-8 motorlarını geliştirmek olur, 1943 yılında Millerın ölümüne kadar gayet başarılı işler çıkarırlar.
Harry Millerın ölümü, Preston Tucker için sadece iş arkadaşını kaybetmek değil, en iyi dostunu kaybetmek anlamına da gelir. Büyük bir boşluğa düşer, işi gücü bırakıp inzivaya çekilir.
Preston, 1935 1943 arasını Miller ile yarış otomobilleri tasarlamakla geçirir ama sadece pistlerde değil, her yerde sürati sevmektedir. İkinci Dünya Savaşındaki yavaş ve dayanıksız askeri araçları görünce daha iyisini yapacağını düşünür, Michiganda bir çiftlik evi satın alarak, ailesiyle birlikte bir süreliğine oraya taşınır.
Tucker imzalı ilk motorlu taşıt, Michigandaki çiftlik evinden çıkar: Tucker Tiger.
Tucker Tiger, üzerinde şeffaf bir bir taret taşıyan, zırhlı ve süratli bir piyade aracıdır. Packard V-12 motorla 185 km/s hıza ulaşan bu zırhlı araç, Amerikan ordusunu bile korkutur ve ordu aracın aşırı süratli olduğunu söyleyerek kullanmak istemez.
Tucker Tiger, Preston Tuckerın yiyeceği kazıkların ilk habercisi olur. Orduya satılmayınca tedavülden kaldırılan Tigerın birçok özelliği, daha sonra Jeep tarafından üretilen askeri araçlarda kullanılır.
Üzerindeki şeffaf taret ise o kadar tutulur ki, hem donanma, hem de hava kuvvetleri tarafından kapışılır. Fakat patent belgeleri nasıl olduysa(!) kaybolur ve PT boatlardan B-29 bombardıman uçaklarına kadar birkaç sene öncesine kadar kullanılan taretten Preston Tucker bir cent bile kazanamaz.
Tucker, 2. Dünya Savaşından da yararlanarak, ordu ile çalışmayı kafasına koymuştur. 1940 yılında ilk resmi şirketini Tucker Aviation Corporation adıyla kurar ve Tucker XP-57 adını verdiği savaş uçağı prototipini hava kuvvetlerine sunar. 2. Dünya Savaşında kullanılmak üzere ordu tarafından kabul gören prototip, üretilmeye başlasa da Tuckerın maddi sıkıntıları nedeniyle şirket zora düşünce anlaşma iptal edilir ve Tucker XP-57 yalan olur.
1942 yılında, tekne üretip donanmaya satan Andrew Jackson Higgins ile bir ortaklığa girişen Tucker, Higginsin ürettiği botlar için motor geliştirmeye başlar. Fakat Higginsin ticari zekâsına yenik düşer ve 1942'de ismini Higgins-Tucker Aviation olarak değiştirdiği şirketini, 1943 yılında tamamen Higginse devrederek yeniden Michigana taşınır.
1943, Tucker için en kötü yıllardan biri sayılabilir. Hem yarış otomobilleri ürettiği ortağının ölümü, hem de kurduğu ilk şirketin elinden gitmesiyle dımdızlak ortada kalmıştır.
Michigana dönünce bir süre sessiz sakin oturur.
Boş boş otururken bir yandan Amerikan oto sanayiinin liderlerini, bir yandan da halkın ihtiyaçlarını inceler. General Motors, Ford ve Chryslerden oluşan üç büyükler, halkın istediklerini umursamadan iş yapmaktadır. Halk daha güvenli, daha hızlı, daha konforlu otomobiller isterken üç büyükler eski teknolojileri itelemeye devam ederler, pazara girmeye çalışan Alman ve Japon üreticileri hükümetin desteğiyle alaşağı ederler.
Studebakerın daha inovatif sayılabilecek çalışmalarını inceleyen Preston Tucker, üç büyüklerden çok daha iyi bir otomobil yapabileceğine karar vererek yeniden gaza gelir ve çalışmalara başlar.
Aracın tasarımını kendisi yapar, sadece son şeklini vermek için Alex Tremulis adlı bir tasarımcıyla 6 gün çalışır. Tuckerın ilk tasarımı, 1946 yılında Science Illustrated dergisinde yayınlanır. Aracın tasarımına hayran kalan yazar, tekerlekli torpido ünvanını takarak yazmıştır makalesini. Otomotiv dünyası bu yeni tasarımla çalkalanır, halk torpidoya bayılır. Preston Tucker, modelin adını Tucker 48 Sedan olarak ilan etse bile araç Tucker Torpedo olarak tanınır.
Tucker Torpedo, o güne kadar bilinen Detroit teknolojilerinin hayal bile edemeyeceği bir otomobildir. 7 koltuklu otomobilin torpido biçimli aerodinamik yapısı o güne kadar üretilmiş modeller arasında en iyisidir. Ön tarafta üç far bulunur, ortadaki sabit dururken iki far direksiyonun döndüğü yöne göre hareket ederler ve kör nokta bırakmazlar. O güne kadar yarışlarda bile kullanılmamış olan bir şeyi, emniyet kemerini bulur, tüm koltuklara emniyet kemeri takar.
Kazalarda cam kırıklarının neden olabileceği tehlikeleri bertaraf etmek için pencerelerde cam yerine şeffaf plastik kullanır ve bu pencereleri de kaza durumunda dışarı fırlayacak şekilde tasarlar.
Hava yastığı o günler için pek akla gelecek bir teknoloji olmasa da, en azından torpido gözü üzerindeki metalleri azaltır. O dönemin modası olan nikelajları, metalleri kaldırır ve ön konsolu yumuşak kauçuk ve süngerlerle donatır.
Arkadan itişli araçtaki düz 6 silindirli motoru arkaya yerleştirir, çevresini saran koruma barlarını bir roll-bar ile tavana bağlayarak olası kazalarda motorun yolculara zarar vermesini engellemeye çalışır. Yaptığı envai çeşit geliştirmelerle dönemin en tutumlu motorunu ortaya çıkarır.
Tucker Torpedo, bağımsız süspansiyon, su soğutmalı motor, disk frenler ve aracın birçok fonksiyonunun direksiyondan kumandası gibi birçok yenilik taşımaktadır.
Tucker Torpedonun en önemli özelliğiyse, tasarımıdır. Rüzgar sürtünme katsayısı 0.27 olan otomobille aynı rakamı paylaşan tasarımları bulmak bugün bile çok zor.
Preston Tucker tüm bu özellikleri yüklediği otomobille ortaya çıkınca, bu iş üç büyükleri çok rahatsız eder. Büyük firmalar bu geliştirmeleri daha önce düşünmüş olsalar bile pazara sürmek istemezler. Tüm gelişmiş özellikleri bir kerede pazara sürerseniz sonraki versiyonda sunacak yeni özellik kalmaz. Hem rakip olmadığı için araçlar mevcut özelliklerle de zaten satılmaktadır, yeniliğe ne gerek var ki?
Tuckerın otomobili prototip olarak hazırdır ama, üretmek için ne bir tesisi ne de sermayesi vardır. Sermaye sahipleri ve hükümet Preston Tuckerı duymazdan gelince sesini duyurabilmek için görece güçlü bir adam olan Harold A. Karstenı yardıma çağırır. Karsten, Tuckera yardım ederse diğerleriyle arasının açılacağını bilir ama yine de bir toplantı ayarlar.
İki kafadarın düzenlediği yemekli toplantıya çeşitli yatırımcılar ve sermaye sahipleri katılır, Preston Tuckerın anlattıklarını dinlemeye başlarlar. Başlarda gayet iyi giden Preston, sermayedarların ilgiyle dinlediğini görünce heyecana gelir, anlattıkça anlatır. Detroit üretimi modellerin yaptığı kazaları, içinden çıkan cesetlerin fotoğraflarını gösterir, Karsten kaş göz yapıp susmasını söylese de aldırmaz, konuştukça konuşur, işi Detroit patronlarını cinayetle suçlamaya kadar vardırır.
Üç büyüklere karşı böylesine bir düşmanlık beklemeyen yatırımcıların hepsi bir yana kaçar, sadece Robert Bennington birlikte çalışmayı kabul eder.
Aslında Bennington, bu toplantıya katılanlar arasında Tuckerın en çok işine yarayacak adamlardan biridir. Zamanında Plymouth, Ford gibi firmalarda çalışmış, inovatif fikirleri yüzünden tutunanamamıştır. Üstelik tanıdığı senatörler yardımıyla farklı destekler de getirebilecek kapasitededir.
Nitekim yeteneğini konuşturur, sadece sermaye bulmakla kalmaz, tesisi de ayarlar. Hükümet, tam 1.922 km² (475 acre) genişliğindeki Dodge fabrikasını Tuckera tahsis eder. Savaş döneminde uçaklara motor üreten, savaştan sonra kapanan fabrika da böylece faaliyete geçer ve hükümet sendikaların baskısından kurtulmuş olur.
Hükümet, Tuckera fazla zorluk çıkarmaz. Onların tek istediği yaklaşan seçim döneminde otomobil işçilerinin ve sendikaların baskısından kurtulmaktır. Fabrikayı Tuckera tahsis ederek hem sendikaları susturmuş, hem de girişimcilere destek verdiğini göstermiş olacaktır. Tuckera Temmuz 1946'da fabrikayı teslim edip, Eylül 1947'de 50 araç hazır olduğu takdirde 15 milyon dolar kredi vereceklerini söylerler. Zaten yapamayacağını, bu sayede fabrikayı geri alacaklarını düşünürler.
Tucker, bir yılda 50 otomobil üretmeyi çantada keklik olarak gördüğünden oldukça sevinçlidir fakat üç büyükler öyle düşünmezler.
Hükümeti de kafakola alan büyük sermayeler, Tuckerı dört koldan sıkıştırmaya başlarlar. Büyük toptancıların neredeyse tamamı kapılarını Tuckerın yüzüne kapatır, arabalarını üretmek için çelik alacak yer bile bulamaz. Prototipleri hazırlamak için hurdalıklardan araba toplar, tasarımcı Alex Tremulis ile birlikte o hurdaları döverek şekillendirmeye çalışırlar.
O esnada büyük sermayelerin yönettiği medya da boş durmaz ve fırsatını bulup çeşitli fotoğraflar çekerek tin goose (teneke kaz) lakabıyla gazetelerde yayınlarlar. Medya sürekli işin batacağını, Preston Tuckerın hiç de düzgün bir adam gibi görünmediğini pompalar durur.
Tucker, otomobilde 150 HP motor sözü vermiştir. Ancak ürettikleri motorda sürekli sorun çıktığından, farklı motorlar denerler. Önce Lycoming planör motorunu denerler fakat bu motor arka tarafa sığmaz. Bu kez helikopter motoru üreten Franklin adlı bir firmadan motor satın alır. 5.5 Lt hava soğutmalı motor, 166 HP su soğutmalı hale çevrilir ve tam gaz 150 saat test edilerek test edilir. Motordan memnun kalan Tucker, kaynağı garantiye almak için Franklini satın alır.
Tam motor sorunu aşıldığında, bu kez şanzıman problemiyle karşılaşılır. Kullanılması planlanan Cord şanzıman, Franklin motorla uyum sağlamaz. Buickin ünlü Dynaflow şanzımanını bulan tasarımcı transfer edilir ve Tuckermatic adı verilen yeni bir şanzıman imal edilir. Ancak üretim aşaması oldukça sancılı olan şanzımanda prototipin yetişmesi için geri vites iptal edilir.
Her şeye rağmen çalışmaya devam eden Tucker, ilk prototipini sunmak üzere 19 Haziran 1947 tarihinde bir lansman düzenler. 3.000'den fazla davetli o gün fabrikayı gezer, Tuckerın başarısını takdir ederler. Fakat aracın tanıtım aşamasına gelindiğinde bir süspansiyon sorunu yaşanır ve araç hareket edemez hale gelir. Moralini bozmayan Tucker, aracı sahneye iterek getirtir ve kızıyla birlikte ortadaki far üzerinde bir şişe şampanya patlatarak açılışı gerçekleştirir.
Tucker Torpedoya söyleyecek söz bulamayan medya, bu kez şanzımanı makaraya alır ve teneke kaz lakabının yanına geri vitesi olmayan araba lakabını da eklerler.
Ürettiği otomobil sayısı 37'yi bulunca, Indianapolis pistinde iki haftalık bir test programı hazırlar. Bu testler esnasında araçlardan biri 160 km/s ile giderken kaza yapar, burnu bile kanamayan sürücü, araçtan ufak tefek sıyrıklarla, yürüyerek çıkar. Böylece çarpışma testi gerçekleşmiş ve medyanın taktığı teneke kaz lakabından kurtulunmuştur.
Preston Tucker ne kadar çabalasa da, sürekli gerçekleşen sabotajlar ve hammadde temininde yaşadığı zorluklar, işlerin uzamasına ve sürekli zarara neden olmaktadır. Tucker hem şirketini halka açar, hem de elindeki varlıklarını satarak şirketini ayakta tutmaya çalışır. Acil nakit akışı sağlamak için aksesuar üretimine başlayıp, 7.500 30.000 USD arasında değişen fiyatlara 2.000 bayilik verir, o bayilere aksesuar satmaya başlar.
Fakat medya boş durmaz. Tuckerın halka açık şirketinin manipülasyonla değer kazandığından, üretilmemiş otomobilin aksesuarlarının satıldığından, dolandırıcılık yapıldığından bahsederler. Tuckerın şirketindeki yöneticilerden Harry Aubrey Toulmin Jr, aldığı rüşvetler sonunda SECye bir mektup yazarak, Tuckerın yeteneksiz ve tecrübesiz olduğunu, şirketi batıracağını anlatır. Üç büyüklere çalışan Michigan Senatörü Homer Ferguson da Tuckerın şirketinin incelenmesini isteyince SEC, Tucker Car Corporation hakkında inceleme başlatır.
Bundan sonrası ise, çok tanıdık bir hikâyedir. Üç büyüklerin baskısıyla çalışan SEC, firmanın sadece prototip parçalarla uğraştığına, insanları kandırdığına, otomobil üretmeye niyetli olmadığına karar verir, şirkete el koyar. 7.500 30.000 USD arasında değişen fiyatlardan satılmış olan 2.000 bayilik anlaşması iptal edilir, suçlunun Tucker olduğu iddia edilir. Üretilen otomobillerden bir tanesi Preston Tuckera, bir tanesi annesine verilir, kalanı haczedilir. Medya da konuyu sürekli şişirince Tuckerın halk ve yatırımcılar gözündeki değeri düşer, spekülasyondan, dolandırıcılıktan çeşitli davalara maruz kalır.
Dun & Bradstreet adlı yatırım firmasının sahibi Peter Dun, Tucker markasının devletin elinde yok olmasına razı gelemez ve markanın tüm haklarını satın alır. Fakat şirketin daha sonraki yönetimi, bu markayı Tuckera vermek istemezler.
Optimizmden asla vazgeçmeyen Tucker, aylar süren davalar sonunda 1950 yılında aklandığında, Henry Ford bile ilk denemesinde başarısız olmuştu, diyerek yeniden hayalini gerçekleştirmenin peşine düşer. Medyanın karalama kampanyaları ve üç büyüklerin tehditleri nedeniyle kendine bir türlü ortak bulamaz, gider Brezilyalı bir tasarımcı olan Alexis de Sakhnoffsky ile anlaşır ve Carioca markasıyla bir spor otomobil üretmeye karar verirler.
Fakat Brezilya ABD yollarında yeni hayalinin peşinde koşarken bünyesi daha fazla dayanamaz ve 26 Aralık 19656'da, henüz 53 yaşındayken akciğer kanseri nedeniyle hayata veda eder.
Tuckerın avukatı daha sonra bir vakfın avukatı olurken, SECyi temsil eden ve Tuckerı suçlayan avukat daha sonra rüşvet, komplo, yalan yemin, borsa spekülasyonu gibi 17 davadan yargılanır, 1974 yılında hapse girer. Sonradan ortaya çıkan rüşvet gerçekleri ne Tuckerın batırılan şirketini geri getirir, ne de yok ettikleri girişimcilerin cesetleri üzerinde yükselen dev şirketleri ilgilendirir.
Ölen ölmüş, giden gitmiştir.
Zaten tasarımcısı Alex Tremulis, Prestonı öldüren akciğer kanseri değil, kırılan kalbiydi, diyerek konuyu en doğru şekilde özetliyor.
- Tuckerın SEC tarafından haczedilen 51 otomobilinin bir çoğu müzelerde, bazıları da zaman zaman açık artırmalarda boy gösteriyorlar. Bir tanesi 2008 yılındaki bir açık artırmada 1.017.500 dolara satıldı.
- Francis Ford Coppola, 1988 yılında Tucker: The Man and His Dream adında bir film çekerek, Tuckerın çilesini sinemaya taşıdı. Jeff Bridgesın mükemmel oyunculuğu ve Tuckerın dramatik hikâyesi için izlemenizi tavsiye ederim./Akay Peker








(Arabam.com alıntıdır.)