Gönderen Konu: Yorumsuz  (Okunma sayısı 946 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Efsane Toyotacı
  • *****
  • Araç: Corolla
  • Kan Grubu: 0-
  • Kilometre: 317000
  • Model Yılı: '94
  • 14 kere teşekkür etti
  • 33 kere teşekkür edildi
Yorumsuz
« : Haziran 23, 2010, 03:55:08 »
Siyasi bir yorum yapmadan, yapilmamasini isteyerek, sadece haber verme amacli okudugumu aktariyorum:

Alıntı
28 Şubat (1997) dönemi başbakanı Prof. Necmettin Erbakan, siyasete ilk adımı attığı günlerde (1969), İzmir'de çıkan Tekyol dergisi adına yaptığım mülâkatta kendisine yönelttiğim "Neden siyaset?" sorusuna -mealen- şu cevabı vermişti:

"Memlekette yapılacak çok şey var. Bilimadamı olarak zorladım, olmadı. Odalar Birliği'nde genel sekreter sonra başkan olarak zorladım, yine olmadı. Yapmak istediklerimi gerçekleştirmenin tek yolu siyaset görünüyor."

Onca yıl unutmamışım o zaman dediğini...

Şimdi hatırlamamın sebebi, 27 Mayıs (1960) darbesi sonrasında kurulan Bakanlar Kurulu'nun tutanaklarını gözden geçirirken karşıma çıkan gerçek: Necmettin Erbakan henüz gencecik bir doçent iken, ülkemizde otomotiv sanayii kurulması için çaba göstermiş; önce Odalar Birliği'ne rapor sunmuş, aynı raporu Planlama'ya iletmiş, ardından Bakanlar Kurulu toplantısına çağırmışlar, orada da savunmuş tezini...

Sabancı Üniversitesi'nden Prof. Cemil Koçak'ın son hayırlı hizmeti, '27 Mayıs Bakanlar Kurulu Tutanakları' adlı eser... İki koca cilt halinde Yapı Kredi Yayınları (YKY) tarafından geçen hafta yayımlanan eserde, darbe sonrası oluşmuş Bakanlar Kurulu'nda (BK) konuşulanlar yer alıyor. Metni bulunamayan tutanaklar da olmuş, bazı görüşmeler tutanağa geçirilmemiş...

Necmettin Erbakan 4 Mart 1961 tarihli BK toplantısına katılmış. Toplantı 9.45'te başlayıp 11.50'ye kadar sürmüş. Kendisine ayrılan zaman diliminde, Doç. Erbakan, ülke sanayiinin durumuna ve neler yapılması gerektiğine dair görüşlerini anlatmış, sonra da otomobil üretimi konusundaki düşüncelerini açıklamış (II. cilt, s. 949-969)...

Türkiye'de o günlerde 84 bin motorlu araç var, bunlardan sadece 38 bini otomobil... Ülkeye ithali yasak otomobil, ancak bedelli ithalât yoluyla gelebiliyor. Buna rağmen bakanların bazısı otomobil çokluğundan ve lüks oluşundan şikâyetçi.

O günlerde Türk sanayiinin ne durumda olduğunu merak edenlerin öğreneceği çok şey var tutanaklarda. Erbakan 'araştırma-geliştirme' alanına önem verilmesini, sanayi için ithalâttan fon ayrılmasını, yerli üretilebilen makinaların ithalâtının kısıtlanmasını, üniversite-sanayi işbirliğini ve bunların çıkarılacak yasalarla takviye edilmesini savunuyor.

Şu satırları okuyalım: "Bizim memleketimizde önce demir-çelik sanayii kurulmalı, ondan sonra makine tezgâhları kurulmalı ve ondan sonra da imalât yapacak fabrikalar tesis edilmelidir."

Toplantıya bakan olmayan iki asker de katılmış o gün: Sami Küçük ve Sıtkı Ulay... Toplantı bitip ayrılırken konunun önemine binaen kendisini 15 gün sonra yeniden çağıracaklarını söylemişler Erbakan'a; BK olarak aynı konuda başka toplantılar da yaptıkları ve o toplantılarda adı da geçtiği halde kendisini bir daha çağırmamışlar...

Bakanlar önünde tezini savunurken Erbakan'ın ABD ve İsrail dahil başka ülkelerden örnekler verdiği görülüyor. O sırada Türkiye ile aynı milli gelire sahip Brezilya'nın kendi otomobilini üretmeye başladığını birkaç kez tekrarlıyor. (Brezilya bugün kendi uçağını da üretiyor.) Brezilya yılda 120 bin otomobil üretmektedir 1960'larda ve Cumhurbaşkanı Kubiçik bir mühendisi bu işle görevlendirmiş, o da daha ilk yıl 30 bin otomobil üretmeyi başarmıştır... "ABD'de kullanılan Volkswagen arabalarının yüzde 95'i Brezilya'da üretilmektedir" diyor Erbakan...

"Otomobil üretiminde kullanılacak kaliteli işçimiz var" tespiti de Erbakan'ın... Sonra söyledikleri sorunlarımızın sürekliliğine işaret ediyor: "Bugün Türkiye'de 300 bin sanat okulu mezunu, mühendis, teknisyen ve sanatkâr vardır; bunların yüzde 5'i sanayi sahasında, yüzde 95'i başka sahalarda çalışmakta, çeşitli yerlerde kâtiplik, biletçilik yapmaktadır."

"İmalât nasıl olacak?" sorusuna cevabı da şu: "İlk senelerde otomobil imalâtında kullanılacak malzemenin yarısını Türk malı olarak imal etmek mümkündür. Otomobil için yeni bir yatırım yapılmasına da lüzum yoktur; bu hususta lüzumlu fabrikalar mevcuttur. Bunlar bugün yüzde 10 kapasite ile çalışmaktadırlar. (..) Böyle bir imalât belki montaj fabrikalarından da istifade edildiği taktirde ufak yatırımlarla tahakkuk ettirilebilir."

"Devletin önderliğinde yapılmalıdır otomobil imalâtı" görüşünde olduğunu da belirtmiş Erbakan...

Sunumun ardından başlayan soru-cevap ve tartışma bölümü ibretle okunuyor. Kimi (Kemal Kurdaş) doğrudan "Biz geri kalmış bir memleketiz, yapamayız" demekte, işi "Zaten Brezilya bir deli tarafından idare ediliyor" iddiasına kadar vardırmakta. Kimi (Mehmet Baydur) "Çimento ve şeker fabrikaları kurduk da ne oldu? Bunlar bugün yük, memlekete hayır değil, felâket getiriyor" diyor...

Prof. Koçak, 'Devrim' adlı otomobille ilgili ilk toplantının Erbakan'ın BK'da konuşmasından sadece üç ay sonra yapıldığını da not düşmüş...

Görüyorsunuz, hiçbir şey gizli kalmıyor şu dünyada.
http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?t=22.06.2010&y=TahaKivanc
Fe... :-)

Toyota Club Türkiye

Yorumsuz
« : Haziran 23, 2010, 03:55:08 »

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Hiperaktif Toyotacı
  • ***
  • 93 1.6 Corolla GLİ Bej
  • Araç: Corolla
  • Kan Grubu: B+
  • 2 kere teşekkür edildi
Ynt: Yorumsuz
« Yanıtla #1 : Haziran 23, 2010, 08:11:12 »
vay yav şu işe bak......
Sevgi nefiste  yaşanırsa  ihtiras, kalpte yaşanırsa Aşk olur.

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Efsane Toyotacı
  • *****
  • Araç: Auris
  • Kan Grubu: 0+
  • Kilometre: 51000
  • Model Yılı: '08
  • 277 kere teşekkür etti
  • 67 kere teşekkür edildi
Ynt: Yorumsuz
« Yanıtla #2 : Haziran 23, 2010, 09:39:02 »
o zamanın bakanlar kurulundakiler at gözlüğü takıyorlarmış demekki,projenin hangi şahısdan çıktığı benim için önemli değil fakat o zamanın bakanları geleceği ve değişimi düşünecek olsalardı bu tarz projeleri desteklerlerdi...

biz hep yağlıya-yağsıza dokunmayalım,hazır olsada yapsak,yok sıkıntıya girmeyelim diye birşeyleri ortaya koymanın bir dünya teferruattan ibaret olduğunu düşünerek hep başkalarının(yabancıların) gelip bunları yapmasına izin vermişiz, aynı zamanda seyretmişiz... bu demek değil ki biz hep seyretmişiz, başardıklarımızda var...

paylaşım için teşekkürler ahmet hocam...




Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Efsane Toyotacı
  • *****
  • Araç: Başka Marka
  • Kan Grubu: A+
  • Kilometre: 10500
  • Model Yılı: '19
  • 132 kere teşekkür etti
  • 355 kere teşekkür edildi
Ynt: Yorumsuz
« Yanıtla #3 : Haziran 23, 2010, 09:48:36 »
İnsanımıza fırsat verilse neleri başarır.En önemli ekonomik sorunumuz üretmemek,Güneydoğu Asya ülkelerini örnek almalıyız.

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • ゴールドメンバ
  • *****
  • E12 SPORT 3ZZ-FE (Auris - Yaris D4D MMT) Civic EK9
    • Model araçlar, uçaklar, helikopterler
  • Araç: Yaris
  • Kan Grubu: A-
  • Model Yılı: -
  • 482 kere teşekkür etti
  • 760 kere teşekkür edildi
Ynt: Yorumsuz
« Yanıtla #4 : Haziran 23, 2010, 09:56:13 »
Ahmet abi çok güzel bi paylaşım gerçekten, ama ben susma hakkımı kullanıcam yoksa yine başlarım konuşmaya verip veriştirirm ilerde başıma iş açılır, ağır konuşurum çünkü :) en iyisi susmak ve yorumsuz kalmak.

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Efsane Toyotacı
  • *****
  • 2005 corolla hb sol A/T "CC" lü :D
  • Araç: Corolla
  • Kan Grubu: 0+
  • 1 kere teşekkür edildi
Ynt: Yorumsuz
« Yanıtla #5 : Haziran 23, 2010, 10:05:23 »
bu konu hakkında yorum çok çünkü bu benim adamım... bu adamın kıymeti bilinmedi..kişiliği beni ilgilendirmez..yaptığı icaraatlara bakarım.. beyin beyin..beyin..harcadılar..bu ülkede kimler harcanmadı ki..işte.. onun sözlerinden biri... haim naum doktrini.. bu yapılanlar..siz büyük lokmasınız..sizi küçültücez parçalara ayırıcaz musluğunuzu kesicez..aç bırakıcaz birbirinize düşürücez..kişiliklere bölücez..küçük lokma yapıp BOP kurulacak..bunları önlemeliyiz.. dedikçe altında başka nedenler aranmıştı..ah ah canım ülkem neleri hakediyorda...işte...
Benim pekmezim oldukça.. sineği bağdattan gelir..;)

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Efsane Toyotacı
  • *****
  • Araç: Başka Marka
  • Kan Grubu: ---
  • 2 kere teşekkür edildi
Ynt: Yorumsuz
« Yanıtla #6 : Haziran 23, 2010, 10:13:15 »
Paylaşım için teşekkürler.
Denizlerin deryaların benki taşkın delisi
Ehli gönül muhabbetin benki şaşkın delisi
Benki kelamın yolcusu benki aşkın delisi
Beni benden alan almış kula mihnet eylemem

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Site Yöneticisi
  • ******
  • Deus ex machina
  • Araç: Başka Marka
  • Kan Grubu: A+
  • Model Yılı: -
  • 2908 kere teşekkür etti
  • 3274 kere teşekkür edildi
Ynt: Yorumsuz
« Yanıtla #7 : Haziran 23, 2010, 11:32:02 »
  Kişinin aynası iştir, lafa bakılmaz. Herkes geçici. Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilmek önemli.
 Bazı şeyleri saklamak isteyenler değişik kılıflara bürünebiliyor...

 Bence yanlış olan; birisini bir anda göklere çıkarabilmek, bir anda da silmektir.

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Hiperaktif Toyotacı
  • ***
  • sɹǝʇ nq ʞǝʇ ɹiq. ɐp ɐpunloʎ ʎǝsɹǝɥ iʞuɐs
  • Araç: Corolla
  • Kan Grubu: AB+
  • 2 kere teşekkür edildi
Ynt: Yorumsuz
« Yanıtla #8 : Haziran 23, 2010, 11:49:34 »

Toplantıya bakan olmayan iki asker de katılmış o gün: Sami Küçük ve Sıtkı Ulay


Niye ?
Corolla Comford d-4d
nazar etme ne olur, kredi çek seninde olur.
http://tinyurl.com/24m2rfs

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Efsane Toyotacı
  • *****
  • Durum: Sakin
  • Araç: Verso
  • Kan Grubu: A-
  • 22 kere teşekkür etti
  • 22 kere teşekkür edildi
Ynt: Yorumsuz
« Yanıtla #9 : Haziran 23, 2010, 13:31:44 »
Niye ?
Vardır bir bildikleri, yoksa asker neden işini bırakıp, siyasi bir toplantıya katılsınki :)
397-393-389-385-381 yok dolacak gibi değil.

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Efsane Toyotacı
  • *****
  • Araç: Corolla
  • Kan Grubu: 0+
  • 2 kere teşekkür edildi
Ynt: Yorumsuz
« Yanıtla #10 : Haziran 23, 2010, 13:57:44 »
Ahmet abi, çok faydalı bir paylaşım.

Siyasi konulara girmeyeceğim fakat şunu da söylemeden edemeyeceğim,

Esas milliyetçilik, esas vatanperverlik, esas ilericilik;

Toplumunu düşünen, işsizini düşünen, kendi emeğini, kendi üretimini düşünen...
Kendi refahını ve bunun yanında komşusunun refahını, ( komşusu aç iken, kendisi tok yatan.... )
düşünen, bu yolda çabalayan, bu yolda "Hizmet" eden, bu eksende haraket eden sistemin bütünüdür...
                                                                               Ümit M. BAĞIRAN