0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Herkeze Tünaydın;Biz ki 600 yıl dünyaya hükmetmiş, dünyanın dörtbir yanına medeniyet götürmüş, bunlar bitmiş dedikleri anda bile bir araya gelerek bütün dünyaya gereken cevabı vermiş, "sizlere savaşmayı değil ölmenizi emrediyorum diyen komutanın karşısında bile gözünü kırpmadan seve seve koşa koşa ölüme giden bir ecdadın torunlarıy(dık)ız.Nerede medeniyetimiz?Nerede saygımız?Nerede birlik beraberliğimiz?
1. Şeytan2. Nefis3. Kibir4. Dünya malına tapma5. Hepsi benim olsun- BencillikSonuç 600 yıl hükmeden ecdadımız islam dinini yaşıyordu.Şimdi Para dini yaşanıyor.
hocam maalesef onların hepsini savaşta kaybettik, bu düzen bozucular, ahlaksızlar, hırsızlar, namussuzlar işte o zaman savaşmayıp kaçanların çocukları
istanbula ateşe koşan pervaneler gibi doluyor insanlar. Devlet Anadoluya tersine göçe yönelik hiçbir yatırım yapmıyor. Sanayi istanbula kayıyor. Ankara'daki kamu bankaları, bankalar İstanbul'a kayıyor.Büyük otomotiv firmaları Türk traktör vs. hepsi kocaeli sakarya hattına fabrikalarını kaydırıyor.Anadolu sanayisi derinleşmedi, güçlenemedi. Varsa yoksa inşaat. O binaların tuğlalarını kemireceğiz bir gün .İnşaat ölü yatırımdır, anı kurtarma işidir.Bir ülkenin geleceğini kurtarmaz. İnşaattan gelen para mutlaka sanayiye , tarıma aktarılmaldır. Fakat tam tersi oluyor, sanayici sanayinin parasını inşaata aktarıyor.Bu bir ülkenin geleceğini satmasıdır.Bütün bir ülkeyi İstanbul'a bağlamışız. Böyle bir mantık var mı? bir gün o merdivenlerden birbirinin üzerine basarak geçer insanlar, peşinden görevliler ceset toplar.O günler de gelir bu kafayla.
Yukarıda saydıkların nedeniyle de o imparatorluk çöktü.Sonuçta medeniylerin yükseliş, düşüş dönemleri olur. Mesele hangi meziyetler olduğunda yükselir, hangileri olduğunda yerin dibine çökersin bunu tarihe bakarak analiz etmek lazım.Eğtim,ahlak,etik,bilim,kültür,sanat,teknolojiden uzak kalıpaç gözlülük, ahlaksızlık, bilimsellikten uzaklık, salt para odaklı varlık bilinci, haketmeden kazanma, üretmeden kazanma, kazanmadan yeme, çalma çırpma yükselirse toplum batar.Bunun neresindeyiz onu herkes çevresine bakıp söylesin. Para babası mı değer görüyor bu devirde katmadeğer üreten bir bilim adamımı?tarlasını ekip biçen çiftçi mi kazanıyor, hayvancı mı kazanıyor yoksa oturduğu yerden sanal parayı faizle, gayrimenkulle çoğaltanlar mı?Tasarım yapan, teknoloji üreten sanayici mi çok kazanıyor tüccar mı?hangisi toplumda değer görüyor? Bunlara bakmak lazım.Nereye gidiyoruz anlarız.
Bir çok yazıya, aklını işleten, vicdanı özgür olan herkes katılıyordur herhalde. Hakkı kullananı değil, onu gerçekten savunanı enayi gören salgın bir düşünce yayılmış. Oysa tek kişi bile olunsa kötüye kötü diyebilmeli eğer ki o kötü başkalarına zarar veriyorsa. Diğerleri de çekinmeden desteklemeli. Daha sırada başkasının hakkını gözetmeyenlerin yaptığı her işin sakat olacağı düşünülebilir. Bu konu da, sadece iç dökmek için burada kalırsa ve elle tutulur çözümler üretilmek için bir fırsat olarak değerlendirilmezse, yine boşa geçmiş zaman olarak tarihteki yerini alır. Trafiğe yamalar ile bence çözüm bulunamaz. Sorun trafik ya da şurada, burada değil, temelde aranmalı bence. İnsanlara kötüyü öğretip sonra onu yapma demek çok gerçekçi değil. Gerçekten siyasi yaklaşımlar ile değil, işinin uzmanı, liyakata uygun ve farklı fikirlerin değerlendirileceği bir ortam oluşmalı.
Öncelikle herkesin, bilinçli davrandığı ve hakkını sonuna kadar arayan bireyler olması lazım. Bilinçlenen toplumların olumlu yönde yaptığı baskılara idarecilerin bir noktadan sonra kayıtsız kalamayacaklarını, hukuk düzeninin bir nebze de olsa rayına oturacağını düşünmekteyim.
Peki abi Ben salı günü hakkımı aramak üzere tüm resmi kanallara başvurdum. Detaylı olarak trafik terörü başlıklı konuda detaya da indim.Önce bir güzel avrupa yakası emniyet birimlerini turlattırdılar. Hiç birinden doğru ve olumlu bir sonuç alamadım her seferinde bananeci davrandılar. Soluğu adliye de aldım. Sistemimiz okadar hızlıki saat 2 olmuş daha 10 kişinin işi görülmüş ve önümde 27 kişi var en erken 2 gün sıranın gelmesi. En sonunda belediyeyi aradım yetkilinin kesinlikle emeği ile oraya geldiğine inanmıyorum (kesin angarada dayısı var) iki kelimeyi bir araya getirip cevaplayamadığı gibi veremem kardeşim git karakoldan yazı getir.Karakol bana yetkim yok veremem başka karakola yönlendiriyorKurum karakoldan yazı olmazsa veremem diyor.Adliye de bir kolumuzdan tutulup kovulmadığımız kaldı.Hani hakkımı sonuna kadar arayım diyorum ama okadar istanbul turu ve olumsuz cevaplardan sonra "lanet olsun ya" diyip bezdirme politikalarının işe yaradığı aşikar bir şekilde ortaya çıkıyor. Bu durumda nasıl baskı kurabiliriz ki?