!!!!Baştan uyarı yapayım; biraz sonra izleyeceğiniz fotoğraflarda hiç bir Toyota görmeyeceksiniz.
Ada sahillerine giderken karşılaştığımız güzel görüntülerden.


Bostancı sahile olan uzaklığımız.

Sıkı bir pazarlık sonucunda bisikletleri alırken.

Dağhan emeline ulaştıktan sonra nevalemizi alıp yola koyulduk..

Yolda karşılaştığımız manzaralar.
Aşağı yukarı 30dakikalık bir bisiklet işkencesinden sonra ilk işimiz Toyota Kulübün varlığını güneş batmadan önce kanıtlayabilmekti.



Soldan sağa; Demir Babalı, Günhan Aykut, Mehmethan Karaali, Serkan Elik, Fatih Karaali, Salih Karaali.

Toyotaaaaa!!!!

Dağhanın konseri eşliğinde eşref saati

Manzaramız o saatlerde...



Barış Manço'yu bol bol andık...

Hava kararıyor..


Biraz üşüdük ateş yakalım dedik onu da beceremedik

Geniş açıdan ilk takıldığımız manzaralı yer, (ne o beğenmediniz mi ) ne yapalım burayı bulduk.

Bizi buralara kadar çıkaran vefakar bisikletler (hepsi peugeot marka rezillik!)

Burası yolun en aydınlık yeriydi siz düşünün artık.

Aşağı inerken yorulan ilk insan, Madaratör.

Sahile inip bisikletleri teslim ettikten sonra vapuru kaçırdığımızı görüp son vapura (23:30) kadar beklemek için takılacak bir yer aradık. Oradaki kahvehanenin kafa dengi garsonu abimiz bize aynen şöyle söyledi:
- burda oturursanız bira 5 ytl, gidin aşağıdan büfeden alın orda 2,5 ytl dedi bizde bu dürüstlüğünden ve canayakınlığından dolayı bir fotoğraf çekilelim dedik sayın (ismini unuttum) garson abimizle.


Adalar Hatırası...

Karizmatik gitaristimiz Dayhan.

Burada ki insanlar kim dediğinizi duyar gibiyim, hani demin söylemiştim ya, vapur gelene kadar vakit geçirelim dedik, arayan belasını da bulur mevlasını da, biz hangisini bulduk bir türlü karar veremedim.



Sapkalı olan arkadaşın ismi Argos imiş (ne kadar doğru bilmiyorum) fakat Dağhan'la güzel eşlik ettiler,
yeri geldi çaldık söyledik, yeri geldi felsefenin, siyasetin dibine vurduk, güzeldi vesselam.
Vapurun iskeleye yanaştığını gördük ve artık dönüş vakti gelmişti..




Vapurda Türk Sanat Müziği konusunda eğitim almış, aynı zamanda hocalık yapan, bazı yerlerde konserlere, fasıllara katılan bir hanfendi ile karşılaştık. (kartı Dağhan'da ismini bilmiyorum ) Dağhan ile çok güzel eşlik ettiler. Kendilerine şükranlarımızı sunuyoruz.

ilkten çok çekinceliydim vapurda seyahat eden insanların rahatsız olabileceği konusunda..

Her şarkı bitişinde kopan alkışlar sanırım doğru yolda olduğumuzu kanıtlar nitelikteydi, şaşırmıştım...

Son olarak ''öyle sarhoş olsam ki'' ile bitirdik geceyi.

O sırada diğer masa...

Demir hanfendileri dansa lutfetti, fakat ben makineyi ayarlayana kadar bittiği için yakalayamadım.
Tüm umutsuzluklarımıza rağmen (organizasyon konusunda) yine dağlara taşlara Toyota Kulübün adını yazmayı başarmış olsakta (vay be Ay'a ayak bastık sanki anasını satayım) Toyota'nın sadece dost olmamıza vesile olduğu, kulüp bahane muhabbet şahane misali, hatıralardan kolay silinmeyecek bir gece oldu diyebilirim. Her ne kadar gelecek olan diğer arkadaşlarımızı görememiş olmanın burukluğu olsada. Konuşma balonları işin esprisi sürç-i lisan ettiysem affola. (gerçekte öyle değiller tabi)
Katılan herkese çok teşekkür ederim, böyle günlerden daha fazla istiyoruz...

Esen Kalın...
Not: Başlığı eksik yazdım, düzeltemedim bir el atıver Dağhan.