Öncelikle hangisi olursa olsun hayırlısı olsun ve keyifle bin.
Böyle durumlarda sadece iki araç arasında kaldı isen durumun çok kötü değil.

Eskiden kalma genellemeler ile düşünmemek lazım artık, çünkü zaman çok değişti, üretim mantıkları da öyle. Türkiye'de tüketiciler bazı şeyleri geç yakaladı ancak onun öncesinde Japon ürünleri Kuzey Amerika ve Avrupa pazarında üzerinde espriler yapılan ürünlerdi. Sonra bunun üzerine ilmi olarak çok gittiler ve üretim sistemlerine yeni olgular kattılar. Sonrasında gerçekten yüksek sigma seviyelerinde üretimleri yakalayabildiler. Devamında ise bu sistemler dünyanın her yerine yayıldı ve diğer otomobil üreticileri de kalite yatırımlarında bulundular, sistemler geliştirdiler. Zaten bugün bir çoğu işbirliği içinde üretim yapmaktadır. Örneğin Toyota, Peugeot ve Citroen ile aynı fabrikadan araçlarını çıkarmaktadır Çek Cumhuriyetinde. Yine Toyota tasarım üssü de Fransa'dadır. Tabi ki de her üreticinin kendine özgü özellikleri vardır ancak bunlar artık eskisi gibi keskin değiller. Sonuçta rekabet de daha çok arttı, belli sınırlamalar da.
Açıkçası araçla daha çok içinde zaman geçireceğine göre içi ve donanımları bence konforlu olmalı.
Ekonomikliğin yanında çekiş gücü de insanın aradığı bir özellik genelde. Bu noktada aşırı beslemeli araçlar bir adım öne çıkıyor günümüzde.
Bu arada insanoğlu için hiç bir zaman yeterlilik yoktur, örneğin cruise control yoksa insan onu ister, o olduğunda, neden adaptif değil der. Ayrıca bu donanımlar gerçekten de işe yarıyor.
Benim naçizane tavsiyem, hiç aklında olmayan ancak belli kıstaslar içindeki araçları bile araştır, insanın fikri bazen değişebiliyor gördükleri ile.
Tabi hangi araç olursa olsun burada tecrübe ve yorumlarını da bekliyoruz.
