Mynet Özel Haber: Selçuk Altun
Toyota, hafta başında Fethiye'de geleneksel hale getirdiği basın buluşmasını gerçekleştirdi. Mynet'i temsilen katıldığım bu basın toplantısında, "Otomotivin bekâr prensi" olarak tanınan Toyota Türkiye CEO'su Ali Haydar Bozkurt, ile bir söyleşi gerçekleştirme fırsatı buldum.
Avrupa'da yaşanan ekonomik krizden bunun Türkiye'deki yansımalarına, otomotiv sektörünün Türkiye'deki son durumundan global otomotiv sektörüne, Toyota'nın Türkiye'de üreteceği yeni modelden otomotiv fiyatlarına kadar birçok konuda görüşlerini aldığım Ali Haydar Bozkurt, bu güne kadar röportaj yaptığım en samimi CEO diyebilirim.
Ali Haydar Bozkurt, röportajda Türkiye'de üretilecek yeni Toyota'nın ne zaman piyasaya çıkacağı, bu üretim için kaç kişi istihdam edileceği, otomotiv fiyatlarının geleceği ve model yılı gibi birçok konuda bilgiler verdi.
İşte Toyota CEO'su Ali Haydar Bozkurt ile yaptığımız o söyleşi;
Öncelikle Toyota'nın dünya genelinde pazar lideriyken, bu başarıyı Avrupa'da ve Türkiye'de neden gösteremediğini sormak istiyorum.
BOZKURT: Toyota, dünyadaki hedef pazarlarını çeşitlendirmiş durumda. Japonya, ABD, Uzakdoğu ve Avrupa olarak hedef pazarları sıralayabiliriz. Biz, Avrupa dışında diğer pazarlarda açık ara lider durumdayız. Avrupa'da lider olmamamızın nedeni, çok güçlü yerli rakipler olmasından kaynaklanıyor. Fakat, biz Avrupa ile ilgili çalışmalar da yapmaya başladık. Bundan sonra tasarım ve dizayn ile de öne çıkmaya karar verdik. Bu aslında Avrupa pazarı için alınmış bir karar. Böyle bir pazarda başarılı olmak için dizayn, tasarım ve estetiğe önem vermeniz gerekiyor. Toyota'nın "sorun çıkarmayan, her koşulda çalışmaya devam eden araç markası" imajına bunları da eklediğimizde Avrupa pazarında da liderliği ele geçireceğimizi düşünüyorum.
Türkiye'ye bakacak olursak, Toyota için Avrupa'daki en büyük pazarlardan biri. Biz Türkiye'de 20 yıldır faaliyet gösteriyoruz ve henüz yolun başında olduğumuzu düşünüyoruz.
Avrupa pazarı ile birlikte Türkiye'de de liderliği hedefliyoruz. Ama bu bugünden yarına olacak birşey değil. 2014 yılında 50 bin adet satış hedefimiz var. Bu hedefimizi güle oynaya yakalarız. Bu yıl, 35 bin adetlerde kalacağımızı düşünüyoruz.
Bununla birlikte, Türkiye'deki önceliklerimizden biri de fabrikamızı tam kapasiteye çıkarmak. Şu anda fabrikamızın 150 bin civarında bir üretim kapasitesi var ve biz bu fabrikada 90 bin adetlik üretim gerçekleştiriyoruz. Yeni model üretimi ile birlikte tam kapasiteye çıkacağımızı düşünüyorum.
Türkiye'deki fabrikada üreteceğiniz yeni model ile ilgili birkaç ipuçu verebilir misiniz? Bu araç size nele katacak?
BOZKURT: Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, Adapazarı'ndaki fabrikamız, Toyota tarafından Japonya'daki fabrikalar gibi stratejik bir fabrika olarak görülüyor.
Buradaki fabrikada üreteceğimiz araç, C sınıfında ve sedan olacak. İsmi henüz belli değil. Ama bize bir maliyet avantajı getireceği kesin. Bu avantajla birlikte yurtiçi satışlarımız da artacak tabii. Yeni modelle birlikte, sadece C segmentinde Toyota'nın satışlarının 30 bin adetlere çıkmasını bekliyoruz.
Araç, 2013 yılı Haziran ayında banttan inecek. Tüm planlamalar bu yönde yapılıyor. Bu araç, Türkiye'nin ihracatına da katkı sağlayacak. Ayrıca, bu araç için 150 milyon Euro bir ek yatırım gerçekleştirilecek. 400 kişiye iş imkanı sağlayacağız.
Bu üretimle birlikte Türkiye, hem C sınıfında 30 bin adetlik bir ithalattan kurtulacak hem de 50-60 bin adet bir ihracat yapacak. Bu nedenle bu fabrikadaki üretimimiz cari açığın kapanmasına da destek sağlayacak.
2011 sonunda başlayan bir durgunluk var ve detam ediyor. İç pazardaki bu durgunluk konusunda ne düşünüyorsunuz?
BOZKURT: Şu anda sıradışı bir sene yaşıyoruz. Bizim sektörümüz, büyümeye çok paralel gidiyor. Bu nedenle büyüme rakamları önemli.
Aslında iç pazar çok da kötü değil. Satış adetleri 780 bin - 800 binlere doğru gidiyor gibi görünüyor. Geçen yıldan az ama, bugün 780 binlik bir pazardan bahsediyorsak, bu tarihi en yüksek ikinci satışı ifade ediyor. Biraz da bu açıdan bakmak lazım.
Bir gerçeği görmemiz lazım. Otomotiv sektörü bu güne kadar 700 bin adetlerin üzerine sadece birkaç kez çıkabildi. Geçen sen 860 bin adetler görüldüğü için şimdi biz pazar yavaşlamış diyoruz. Ama şu anda çok kara bir tablo çizmemize gerek yok.
Peki kara tabloyu hangi durumda çizmek lazım?
BOZKURT: Türkiye'de, pazar 600 bin adetlerin altına geldiği zaman kara bir tablodan söz edilebilir. Çünkü, otomotiv üreticisi, bayisi ve distribütörü ile ciddi bir yapılanma içerisinde. Ayrıca, otomotivin yatırımları çok pahalı. Bugün ortalama bir bayi bile açmak isterseniz, 10-20 milyon arasında bir yatırım gerçekleştirmeniz gerekiyor. İstihdama çok ciddi bir katkısı var, yan sanayiye katkısı var. Pazar rakamları 600 binin altına gitmeye başlarsa yavaş yavaş bu alanlarda alarmlar çalmaya başlar ve bu bizim görmek istemediğimiz bir durumdur.
Bir de bu rakamlar, Hükümet'in cari açık sonrası aldığı önlemler sonrasında gerçekleşiyor. Bunlar beklediğimiz şeylerdi. Gerekçelerini bildiğimiz için de anlayabiliyoruz. Biz de artık inen çıkan ekonomi yaşamaktan yorulduk. Daha stabil, önümüzü gördüğümüz sağlıklı, sürdürülebilir bir ekonomi istiyoruz. Tüm firmalar bunu istiyor. Amacın da orta ve uzun vadede buna hizmet edeceğini düşündüğümüz için de bu soğutma çalışmalarını normal buluyoruz. Bence bu günkü şartlar altında normal seyrinde gidiyor satışlar. Ama gerçek potansiyelini yansıttığını söyleyemem.
Gerçek potansiyel nedir?
BOZKURT: Bence Türkiye'nin gerçek potansiyeli bugünkü şartlarda bir milyon adet altına inmez.
Hele hele Türkiye'de otomobilden alınan vergiler Avrupa seviyelerine çekilirse, bu rakam bir buçuk iki milyonu bulur. 1,5 milyonun altına inmez ve 2 milyonu zorlar. Türkiye'de bugün 1000 kişiye düşen otomobil sayısı 100 küsürlerde. Avrupada bu rakam 400-500 seviyelerinde. Yani biz potansiyelimizin 5'te birini kullanmışız.
Hükümet, ekonomiyi soğutmak için bu önlemleri almasaydı, biz geçen sene otomotiv sektöründe bir milyon adetlik pazar büyüklüğüne ulaşmıştık. Bu sene de yine bir milyon adetleri görebilirdik. Geçen sene ilk çeyreğinin hızı yapılan hesaplamalar bizi 1 milyon 100 bin adetlik rakamlara götürüyordu. Bu hesaplamalar sonrasında Hükümet önlem aldı. Çünkü, 1 milyon 100 bin adet satış demek, cari açığa ciddi bir yük anlamına geliyor. Bu nedenle bazı önlemler alarak pazarı 860 binlerde tutmayı başardılar.
Türkiye'nin cari açığı engellemek için ekonomiyi soğutmaya çalışması bence geçici bir önlemdir, kalıcı değil. Çünkü, gerçek önlem, sağlıklı ekonomik yapı, burada bir üretim yapılması ve bunun da ihraç edilmesi ile gerçekleşir. Bu olmadığı sürece, şu anda alınan önlemler ağrı kesici gibi bir etki gösterecektir. Belki ağrımızı kısa bir süre dindirecektir ama, hastalığı tedavi etmeyecektir. Bu süre içerisinde açıklanan teşvikler de yerli ve yabancı yatırımcılara yatırım olanakları sağlanmaya çalışılıyor. Bizim gerçekten hem yerli yatırımcıyı kaçırmamamız hem de yabancıyı çekmemiz lazım. Bunun için en önemli adımlardan birisi de iş yapmayı kolaylaştırmaktır. Bugün bürokratik engeller var onları çözmemiz lazım. Yatırım yapanı cezalandırıyor gibi davranmamamız lazım.
Avrupa kaynaklı kriz otomotiv sektörünü nasıl etkiliyor? Bunun Türkiye'ye yansımaları nasıl?
BOZKURT: Avrupa kaynaklı çalkantılar aslında genel Avrupa ekonomisini çok ciddi etkiliyor. Bundan da otomotiv sektörü payını alıyor. Biz otomotiv sektörü olarak çok çabuk reaksiyon veren bir sektörüz. Bir inşaat gibi değiliz. Orada reaksiyonlar daha yavaştır. Bizde biraz durum kötüye gitsin, ertesi gün bakarsınız showroomlar boşalmış. Biraz bazı şeyler iyiye gitsin, bakmışsınız showroomlar dolmuş.
Avrupa'daki olumsuz hava, Avrupa'yı etkilediği gibi, genel olarak bizim makro ekonomimizi etkiliyor. Buradaki birçok Avrupa'ya ihracat yapan firmanın ihracat rakamları kötüye gidiyor.
Otomotiv sektörü de en büyük ihracatçı sektörden biri. Baktığınız zaman kapasiteler tam olarak kullanılamıyor, ihracatta ciddi düşüşler var.
Otomotiv sektörü bundan birkaç sene öncesine kadar, kendi içerisinde 5 milyar dolar fazla veren bir sektörken, bugün baktığınızda bu rakam başa baş seviyelere gelmiş durumda. Bu buradaki üretimi çok ciddi bir şekilde etkiliyor. Üretim düştüğü zaman, kapasitelerin yarım kullanılması maliyeti etkiliyor. Bu anlamda ciddi olarak sektöre sıkıntı veriyor. 2009'dan bu yana gelen süreçte, fabrikalar neredeyse yarı kapasite ile çalışıyor.
Maliyetlerin arttığından bahsettiniz. Bu sektörde karlılığı nasıl etkiliyor? Önümüzdeki dönemde bir zamdan söz edilebilir mi?
BOZKURT: Evet maliyetler arttı ama şu anda bunun fiyatlara yansıyacağını düşünmüyorum. Otomotivde korkunç bir rekabet yaşanıyor. Bir de fiyatlar, kurlarla çok bağlantılı artık. Kurlar çok az ileri veya geri geldiğinde fiyatlar oynaklık gösterebiliyor.
Bundan 15-20 yıl önce otomotiv sektörü karlı bir iş olarak görülüyordu. Çünkü bu kadar çok marka yoktu. Belli başlı markalar pazarı domine ediyorlardı ve istedikleri gibi fiyatlandırma yapıyorlardı.
Eskiden ortalama bir ev fiyatı ile otomobil fiyatı birbirine yakındı. Bugün bu oran beşte bir seviyesine indi. Hatta iyi bir plazma televizyon fiyatına bile bir otomobil alabiliyorsunuz. Bir de tabii finansal olanaklar arttı. Şimdi 60 aya kadar vadeler veriyoruz. Bu da otomotive sahip olmayı kolaylaştırıyor. Ama sektör açısından karlılık sona erdi diyebiliriz.
Türkiye'de otomotive ve akaryakıta uygulanan yüksek vergiler sektörü nasıl etkiliyor?
BOZKURT: Otomotiv, kayıt altında olan bir sektör ve bir değer yaratıyor. Onlar da biliyorlar ki dünyada böyle vergiler yok ama devletin belli kaynağa ulaşması için bu vergileri uyguluyorlar. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik durum sanırım bunu gerektiriyor ki, bunu uyguluyorlar.
Akaryakıt tarafında ise, bizde akaryakıt zaten hep pahalı olan birşeydi üzerindeki vergilerden dolayı. Ama artık vatandaş bu zamlara çok aldırmıyor diye düşünüyorum. Daha önceden zam geldiğinde İstanbul'da boğaz köprüleri boş olurdu. Şimdi baktığımda köprü trafiğinde bir değişiklik yaşanmıyor. Çünkü, artık otomobil kullanmak bir lüks olmaktan çıktı. O nedenle akaryakıt fiyatları satışlara çok direk etkileri olduğunu söyleyemem.
Son olarak bu yıl uygulanacak olan "model yılı" konusunda görüşlerinizi almak istiyorum. Sene sonunda satışlarda ciddi bir düşüş bekliyor musunuz?
BOZKURT: Aslında birçok kişi bu uygulamanın farkında değil. Artık, 1 Ocak itibari ile yeni model yılına geçeceğiz. Fakat, ben bunun çok büyük bir etki yaratacağını düşünmüyorum. İnsanlar artık aracın trafiğe çıkış tarihine ve yaptığı kilometreye bakmaya başladı. Bir de otomobil alırken ne ödediklerine bakıyorlar.
"Aralık ayında satışlar bıcak gibi kesilir" diye bir beklentimiz yok.
Mynet Finansı Facebook ve Twitter'da takip et
facebooktwitterfriendfeeddigergooglediggdelicoslinkedintechnoratiYorum Yaz Yazdır RSS