Gönderen Konu: Otomobil Tarihi  (Okunma sayısı 9936 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Site Yöneticisi
  • ******
  • Deus ex machina
  • Araç: Başka Marka
  • Model Yılı: -
  • Kan Grubu: A+
  • 2684 kere teşekkür etti
  • 3065 kere teşekkür edildi
Otomobil Tarihi
« : Nisan 01, 2010, 09:31:47 »

 Önemli bir teknolojik buluş olan otomobilin tarihi 19. yüzyılda enerji kaynağı olarak buharın kullanılmasıyla başlar ve içten yanmalı motorlarda petrolün kullanılmasıyla devam eder. Günümüzde alternatif enerji kaynakları ile çalışan otomobillerin üretilmesi konusunda çalışmalar hız kazanmıştır.

 Otomobil, ortaya çıkışından itibaren gelişmiş ülkelerde insan ve yük taşımacılığı konusunda ana ulaşım aracı olarak kendini kabul ettirmiştir. Otomotiv endüstrisi II. Dünya Savaşı'ndan sonra en etkili endüstri kollarından birisi olmuştur. Dünya üzerinde 1907 yılında 250.000 olan otomobil sayısı, 1914'te Ford Model T'nin ortaya çıkışıyla 500.000'e ulaşmış, II. Dünya Savaşı'ndan hemen önce bu sayı 50 milyonun üzerine çıkmıştır. Savaşın ardından geçen otuz yıl içinde otomobil sayısı üç katına çıkmış ve 1975 yılında 300 milyona ulaşmıştır. Dünya üzerinde yıllık otomobil üretimi 2007 yılında 70 milyonu geçmiştir.

 Otomobil tek bir kişi tarafından bulunmamıştır, yaklaşık yüzyıl boyunca dünyanın dört bir yanında ortaya çıkan buluşların biraraya gelmesiyle ortaya çıkmıştır. Modern otomobilin çıkışında yaklaşık 100.000 patent olduğu tahmin edilmektedir.

Otomobil ulaşımda bir çığır açtı ve bireylerin mekân ile olan ilişkileri başta olmak üzere derin sosyal değişikliklere neden oldu. Ekonomik ve kültürel ilişkilerin gelişmesini kolaylaştırdı ve yollar, otoyollar ile park yerleri gibi devasa yeni altyapıların geliştirilmesine yol açtı. Tüketim nesnesi olarak görülmesiyle birlikte yeni bir evrensel kültüre temel oldu ve sanayileşmiş ülkelerde aileler için olmazsa olmaz bir eşya olarak yerini aldı. Otomobil, günümüz gündelik yaşamında çok önemli bir yer tutmaktadır.

Otomobilin sosyal yaşam üzerindeki etkileri her zaman tartışma konusu olmuştur. Yaygınlaşmaya başladığı 1920'lerden beri çevre üzerinde (yenilenemeyen enerji kaynaklarının kullanılması, kaza sonucu ölüm yüzdesinin artması, kirliliğe yol açması) ve sosyal yaşam üzerinde (bireyselliğin artması, obezite, çevre düzeninin değişmesi) olan etkileri nedeniyle eleştirilerin odağı oldu. Kullanımının artmasıyla birlikte şehir içinde tramvay ve şehirlerarası tren kullanımına karşı önemli bir rakip oldu.

20. yüzyılın sonları ve 21. yüzyılın başlarında önemli petrol krizleri ile karşılaşan otomobilin karşısında petrolün kaçınılmaz azalması, küresel ısınma ve endüstrinin genelinde uygulanan kirlilik yaratan emisyonlar üzerindeki kısıtlamalar gibi sorunlar bulunmaktadır.

  Etimoloji ve Öncüller

 Verbiest tarafından 1672'de çizilen buhar çarklı oyuncağın resmi.

 Otomobil sözcüğü Türkçe'ye, Yunanca αὐτός (autós, "kendi") ve Latince mobilis ("hareket eden") sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşturulan ve başka bir hayvan ya da araç tarafından itilmek ya da çekilmek yerine kendi kendine hareket eden araç anlamına gelen Fransızca automobile sözcüğünden geçmiştir. Türkçe yazında ilk olarak Ahmet Rasim tarafından "Şehir Mektupları" yapıtında 1800'lü yılların sonunda kullanılmıştır.

 Roger Bacon, 13. yüzyılda Guillaume Humbert'e yazdığı bir mektupta at ile çekilmeden, hayal bile edilemeyecek hızda hareket eden bir aracın yapılabileceğinden söz eder. Sözcük anlamına uygun olarak kendi kendine hareket eden ilk araç büyük olasılıkla 1679 - 1681 yılları arasında Pekin'de Cizvit misyoner Ferdinand Verbiest tarafından Çin imparatoru için bir oyuncak olarak yapılan küçük buharlı araçtır. Bir oyuncak olarak tasarlanan bu araç, küçük bir ocağın üzerinde yer alan buhar kazanı, buharın hareket ettirdiği bir çark ve dişliler ile hareket ettirilen küçük tekerleklerden oluşmaktaydı. Verbiest, bu aracın nasıl çalıştığını 1668'de yazdığı Astronomia Europa adlı yapıtında anlatır.

 Bazılarına göre, Leonardo da Vinci'nin 15. yüzyıla ait Codex Atlanticus adlı yapıtında atsız hareket eden bir aracın ilk çizimleri yer almaktadır. Da Vinci'den önce ise, Rönesans dönemi mühendisi Francesco di Giorgio Martini çalışmalarında kabaca dört tekerlekli bir araca benzeyen ve "otomobil" adı ile anılan bir çizime yer vermiştir.

     Buharlı Otomobil

1769'da Fransız Nicolas Joseph Cugnot Ferdinand Verbiest'in düşüncesini hayata geçirmiş ve 23 Ekim'de buhar kazanı ile çalışan ve "fardier à vapeur" (buharlı yük arabası) adını verdiği aracı çalıştırmıştır. Kendinden tahrikli bu araç ağır topların taşınması amacıyla Fransız Ordusu için geliştirilmiştir. Yaklaşık olarak saatte 4 km. hıza ulaşan fardier 15 dakikalık bir otonomiye sahipti. Direksiyonu ve freni olmayan ilk araç deneme sırasında kaza eseri bir duvarı yıkmıştı. Bu kaza 7 metre uzunluğunda olan aracın gücünü göstermektedir.

Fransa'nın o dönem Dışişleri, Savaş ve Donanma Bakanı olan Choiseul Dükü bu proje ile yakından ilgilenir ve 1771'de ikinci bir model üretilir. Ancak Dük, beklenenden bir yıl önce görevinden ayrılır ve halefi fardier ile ilgilenmek istemez. Depoya kaldırılan araç 1800'lü yıllarda Topçu Genel Komiseri L.N. Rolland tarafından ortaya çıkarılır ama Napolyon Bonapart'ın ilgisini çekemez.

Fransa dışında diğer ülkelerde de benzer araçlar üretilmiştir. Ivan Kulibin, Rusya'da 1780'lerde pedallı ve buhar kazanı ile çalışan bir araç üzerinde çalışmaya başladı. 1791'de tamamlanan üç tekerlekli bu araç modern otomobillerde görülen volan, fren, vites kutusu ve yataklar gibi özelliklere sahipti. Ancak, Kulibin'in diğer buluşlarında olduğu gibi hükümet bu aracın potansiyel pazar olanağını göremediği için çalışmalar daha öteye gidememiştir. ABD'li mucit Oliver Evans yüksek basınç ile çalışan buhar makinelerini ortaya çıkarmıştır. Fikirlerini 1797'da sergilemiştir ama çok az kişi tarafından desteklenmiş ve icadı 19. yüzyılda önem görmeden önce ölmüştür. İngiliz Richard Trevithick, 1801'de buhar ile çalışan üç tekerlekli ilk İngiliz aracını sergilemiştir. "London Steam Carriage" adını verdiği bu araçla Londra caddelerinde 10 mil boyunca yol alır. Direksiyon ve süspansiyon ile ilgili temel sorunlar ve yolların durumu otomobilin bir taşıma aracı olarak kenara itilmesine ve yerini demiryollarına bırakmasına neden olur. Diğer buharlı otomobil denemelerinin arasında 1815'te Çek Josef Bozek tarafından yapılan ve yağ ile çalışan bir buharlı araç ile 1838'de İngiliz Walter Hancock tarafından yapılan dört kişilik buharlı fayton sayılabilir.

Buharlı makineler alanındaki gelişmeler sonucunda yol araçları üzerine yeniden çalışmalara başlanmıştır. Demiryollarının gelişmesinde öncü olan İngiltere'nin buharlı yol araçlarının gelişmesinde de başı çekeceği düşünülse de 1839'da çıkan ve buharlı araçların hızını saatte 10 km ile kısıtlayan yasa ve otomobillerin önünden kırmızı bayraklı bir kişinin gitmesini zorunlu kılan "Locomotive Act" bu gelişmeye ket vurmuştur.

Dolayısıyla buharlı otomobiller Fransa'da gelişimine devam etmiştir. Buharlı tahriğin örneklerinden biri 1873'te Amédée Bollée tarafından piyasaya sunulan ve ilk gerçek otomobil sayılabilecek olan L'Obéissante'tır. Bu araç on iki kişiyi taşıyabilmekte ve saatte 40 km hız yapmaktaydı. Bollée daha sonra 1876'da dört tekerden tahrikli ve yön verebilen buharlı bir yolcu arabası tasarladı. La Mancelle adını verdiği 2,7 tonluk bu araç önceki modelden daha hafifti ve rahatlıkla saatte 40 km'nin üzerine çıkabiliyordu. Paris'te Dünya Fuarı'nda sergilenen bu iki araç demiryolları kategorisine alınmıştır.

      Dört Zamanlı Motor

 İçten yanmalı motorların öncülü sayılan, içinde bir piston bulunan metalik silindirden oluşan bir düzenek 1673'te Paris'te fizikçi Christiaan Huygens ve asistanı Denis Papin tarafından geliştirilmiştir. Alman Otto von Guericke'in geliştirdiği prensipten yola çıkan Huygens, vakum yaratmak için hava pompasından değil, barutun ısıtılmasıyla elde edilen bir yanma sürecinden yararlanmıştır. Hava basıncı pistonun ilk konumuna dönmesini sağlar ve böylece bir kuvvet oluşturur.

 İsviçreli François Isaac de Rivaz 1775'lere doğru otomobilin gelişimine katkıda bulundu. Yaptığı buharlı birçok otomobil esneklikten yoksun olmaları nedeniyle başarılı olamasa da "Volta tabancası"nın çalışmasından esinlenerek yaptığı içten yanmalı motora benzeyen bir düzeneğe 30 Ocak 1807'de patent aldı.

 Belçikalı mühendis Étienne Lenoir 1859'da "Gazlı ve genleşmiş havalı motor" adı altında iki zamanlı içten yanmalı bir motorun patentini alır ve 1860'ta elektrik ile ateşlenen ve su ile soğutulan ilk içten yanmalı motoru geliştirir. Bu motor ilk olarak gazyağı ile çalışıyordu ama daha sonra Lenoir gazyağı yerine petrol kullanılmasını sağlayan bir karbüratör bulur. En kısa zamanda yeni motorunu denemek isteyen Lenoir, kaba bir otomobile bu motoru yerleştirir ve Paris'ten Joinville-le-Pont'a kadar yolculuk yapar.

 Ancak hem malî kaynakların hem de motorun veriminin yetersizliğinden ötürü Lenoir araştırmalarına son vermek zorunda kalır ve motorunu sanayicilere satar. İlk Amerikan petrol kuyusu 1850'de açılsa da petrolü kullanan etkili bir karbüratör George Brayton tarafından ancak 1872'de yapılır.

 Gaz sıkıştırmasından yoksun olması nedeniyle verimliliği çok kötü olan Lenoir'ın buluşunu Alphonse Beau de Rochas iyileştirir ve bu sorunu emme, sıkıştırma, yanma ve egzostan oluşan dört zamanlı bir termodinamik çevrim geliştirerek aşar. Teorisyen olan Beau de Rochas çalışmalarını gerçek hayata uygulayamaz. 1862'de patent alır ama maddî zorluklar nedeniyle koruyamaz ve ancak 1876'da ilk dört zamanlı içten yanmalı motorlar ortaya çıkar. Dört zamanlı çevrimin teorisinin Beau de Rochas tarafından ortaya konması sonucu içten yanmalı motorlardan gerçekten yararlanılmaya başlanır. Alman Nikolaus Otto, 1872'de Beau de Rochas prensibini uygulayan ilk mühendis olur ve bu çevrim artık "Otto çevrimi" olarak bilinmeye başlar.

  Kullanımı 

Beau de Rochas tarafından bulunan prensibe uygun olarak çalışan ilk motor, 1876'da Deutz şirketi adına Alman mühendis Gottlieb Daimler tarafından geliştirilmiştir. 1889'da René Panhard ve Émile Levassor ilk defa dört kişilik bir araca dört zamanlı içten yanmalı bir motor takar.

Édouard Delamare-Deboutteville gaz ile beslenen motora sahip aracı ile 1883'te yola çıkar ama gaz besleme hortumu ilk deneme sırasında patlayınca gaz yerine benzin kullanır. Benzin kullanabilmek için fitilli bir karbüratör bulur. 1884 Şubat ayında yola çıkan bu otomobil Karl Benz'in otomobilinden önce olmasına karşın doğru düzgün çalışamaması ve kısa kullanımları sırasındaki patlamalar nedeniyle "otomobilin babası" olarak Delamare-Deboutteville genel olarak kabul görmemektedir.

Tarihin ilk otomobilinin hangisi olduğunu söyleyebilmek oldukça zor olsa da genel olarak Karl Benz tarafından üretilen Benz Patent Motorwagen ilk otomobil olarak kabul edilir. Ancak Cugnot'nun "Fardier"sini de ilk otomobil olarak kabul edenler vardır. 189'de Panhard ve Levassor Paris sokaklarında Benz motoruyla donatılmış ilk Fransız otomobilleriyle dolaşmaktaydı. 1877'de 4 zamanlı ve 1 beygir gücüne sahip motoru olan bir otomobil geliştiren Alman mucit Siegfried Marcus ise ilk otomobil ile ilgili tartışmaların dışında kalmıştır.

 Teknolojik Yenilikler
 
 "Pyréolophore", 1807'de Niepce Kardeşler tarafından geliştirilen bir motor prototipidir. Bu prototipin üzerinde yapılan değişiklikler sonucunda Rudolf Diesel tarafından geliştirilen Dizel motor ortaya çıkmıştır. "Pyréolophore" ısı ile genleşen hava ile çalışan bir motor tipidir ve buhar makinalarına yakındır. Ancak bu motor ısı kaynağı olarak yalnızca kömür  kullanmamıştır. Niepce kardeşler ilk olarak bir bitkinin sporlarını kullanmış, daha sonra içine petrol eklenmiş kömür ve reçine  karışımı kullanmışlardır.

1880'de Fransız Fernand Forest ilk düşük basınç ateşleme manyetosunu bulur. Forest'nin 1885'te bulduğu sabit seviyeli karbüratör yetmiş yıl boyunca üretimde kalmıştır. Ama Forest'nin otomobil tarihindeki yeri içten yanmalı motorlar üzerinde yaptığı çalışmalarıdır. 1888 yılında 6 silindirli motoru ve 1891'de 4 dik silindirli ve subap kumandalı motoru bulmuştur.

Otomobilin oldukça fazla yakıt kullanması, yakıt ikmali için yöntemlerin geliştirilmesi gerekliliğini ortaya çıkardı. Kullanıcılar, yolculuk sırasında eczacılardan sağladıkları yakıtı kendileri taşımaktaydı. Çalıştığı atölyede sürekli olarak benzin ile iç içe olan Norveçli John J. Tokheim, etrafta sürekli kıvılcımlar çıkan bir yerde bu yanıcı sıvının saklanmasının tehlikelerinin farkındaydı. Fabrikanın dışında yer alan ve değiştirilmiş bir su pompasına bağlı bir stoklama yeri yaptı. Buluşunun sağladığı avantaj ne kadar yakıt verildiğinin de bilinmesidir. 1901'de aldığı patent ile ilk benzin pompası ortaya çıkar.

Bu dönemde bir başka önemli buluş daha yapılır: Otomobil lastiği. Édouard ve André Michelin kardeşler, büyükbabaları tarafından Clermont-Ferrand'da kurulan ve bisiklet fren pabucu üreten "Michelin et Cie" şirketini devralır ve ilk otomobil lastiğini geliştirirler. 1895'te bu buluşu kullanan ilk otomobil "L'Eclair"i yaparlar. Bu aracın lastikleri 6,5 kg'ya şişirilmişti ve ortalama saatte 15 km hızla giden bir otomobil üzerinde 150 km'de yıpranmaktaydılar. İki kardeş birkaç yıl içinde tüm otomobillerin bu lastikleri kullanacağından emin olurlar. Tarih onları haklı çıkarmıştır.

Ardından birçok buluş daha ortaya çıkar. Fren sistemi ve direksiyon sistemi oldukça gelişir. Tahta tekerlekler yerine metal tekerleklere geçilir. Zincir ile güç iletimi yerine transmisyon aksı kullanılmaya başlar. Soğukta motorun çalışmasını sağlayan bujiler ortaya çıkar.

  Otomobil Üreticilerinin Doğuşu

Bir çok sanayici bu yeni buluşun potansiyelinin farkına varmıştı ve her gün yeni bir otomobil üreticisi günyüzüne çıkmaktaydı. Panhard & Levassor 1891'de kuruldu ve ilk seri otomobil üretimine başladı. 2 Nisan 1891'de bir Panhard & Levassor kullanarak otomobili keşfeden Armand Peugeot kendi şirketini kurdu. Marius Berliet 1896'da çalışmalarına başlar ve Louis Renault kardeşleri Fernand ve Marcel'in yardımlarıyla ilk arabasını Billancourt'da yapar. Otomobil mekaniği ve performansı konusunda bir çok ilerleme kaydedilerek gerçek bir endüstri kurulmaya başlar.

20. yüzyılın otomobil üretim rakamlarına bakıldığında Fransa'nın başı çektiği görülür. 1903'te Fransa'da 30,204 adet otomobil üretimiyle dünya üretiminin %48.77'sine sahipti. Aynı yıl ABD'de 11,235, İngiltere'de 9,437, Almanya'da 6,904, Belçika'da 2,839 ve İtalya'da 1,308 otomobil üretilmiştir. Peugeot, Renault ve Panhard ABD'de satış büroları açmıştı. 1900 yılında Fransa'da 30, 1910'da 57 ve 1914'te 155 otomobil üreticisi bulunmaktaydı. ABD'de ise 1898 yılında 50 ve 1908'de 291 otomobil üreticisi vardı.

 Otomobil diyebileceğimiz ilk yapım.
 

 Aşağıda gördüğünüz de; 1898 Munson Omnibus yapımı (La Porte de) ilk Hybrid (Benzin Ve Elektrik Tahrikli) aracı.
 

 Haberin detayı: http://tr.wikipedia.org/wiki/Otomobilin_tarihi

Toyota Club Türkiye

Otomobil Tarihi
« : Nisan 01, 2010, 09:31:47 »

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Efsane Toyotacı
  • *****
  • Araç: Corolla
  • Kan Grubu: 0+
  • 2 kere teşekkür edildi
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #1 : Nisan 01, 2010, 09:52:51 »
Aşağıda gördüğünüz de; 1898 Munson Omnibus yapımı (La Porte de) ilk Hybrid (Benzin Ve Elektrik Tahrikli) aracı.
 


:o Vay be hayret verici bir haber doğrusu hybrid teknolojisinin bu kadar eski zamanlara dayandığını görünce şaşırdım. Hiç tahmin etmezdim..

Paylaşım için teşekkürler Hakan abi.

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • FR Toyotacı
  • *****
  • we'll wrench your heart out !
  • Araç: Başka Marka
  • Kan Grubu: B+
  • 12 kere teşekkür etti
  • 82 kere teşekkür edildi
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #2 : Nisan 01, 2010, 09:55:32 »
evet  gerçekten  bu kadar eski bir  teknoloji olması benıde  şaşırttı. bizim  şimdiye  jet'e  binmemiz  lazım  ya :)

Teşekkürler Hakan abi harika paylaşım.
Bizde  kabul görmez cahilden  gelen afra tafra !

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Efsane Toyotacı
  • *****
  • 99 Avensis 2.0 Manuel L/B idi...
    • 2011 1.6 comfort corolla...
  • Araç: Corolla
  • Kan Grubu: 0+
  • 2 kere teşekkür edildi
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #3 : Nisan 01, 2010, 14:59:37 »
herşeyin ilk icadı çok önemli, tabi o icatlar zamanla gelişiyor ve ilk atalarından çok çok ileride yer alıyorlar. motorun ilk icadı sırasında birileri vvt-i veya d4 teknolojisini duysaydı nasıl yorumlardı aceba.
Eğer bir gün dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa...
Rabbine dönüp "Benim büyük bir derdim var." deme.
Derdine dönüp "Benim çok büyük bir rabbim Var.' De....
Mevlâna                                                                                                                                                                                                        2011 1.6 comfort corolla...

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Site Yöneticisi
  • ******
  • Deus ex machina
  • Araç: Başka Marka
  • Model Yılı: -
  • Kan Grubu: A+
  • 2684 kere teşekkür etti
  • 3065 kere teşekkür edildi
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #4 : Nisan 01, 2010, 15:44:32 »
  Bugün kullanılan bir çok teknoloji (özellikle otomotivde), onlarca yıl hatta, 100 yıl öncesinin düşünceleri ve çalışmalarıdır.

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Hiperaktif Toyotacı
  • ***
  • Araç: Başka Marka
  • Model Yılı: '14
  • Kilometre: 180
  • Kan Grubu: A+
  • 175 kere teşekkür etti
  • 129 kere teşekkür edildi
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #5 : Nisan 01, 2010, 16:06:58 »
Ben de konuya başka bir yönden katkı yapmış olayım:

Otomobil Dünyasından Bazı Bilgiler

Karl Benz:
Karl Benz yoksul bir aileden geliyordu ama üç tekerlekli motorlu aracını ürettiğinde yaşamındaki en büyük başarıya ilk adımını atmıştı. Aracın en yüksek hızı saatte 13 kilometreydi. Anlatılanlara göre, karısı 100 kilometre uzaktaki annesini görmek için iki oğluyla bu araca binerek yola çıkmış ama benzin almak için yolda durup bir eczaneye uğramak zorunda kalmıştı. Benzin, o günlerde, lamba yakıtının üretiminde ortaya çıkan ve istenmeyen bir yan üründü ve ilaç olarak eczanelerde satılırdı. Daha sonra araç bozulunca bayanın jartiyer lastiğini kullanarak aracı tamir ettiği de anlatılmaktadır.

Mum Işığında Otomobil Sürmek:
İlk otomobil farlarının içinde mum yanıyordu. Lambanın altındaki uzun borunun içindeki yay, mum erdikçe onu yukarı itiyordu. Mumun verdiği ışığın az olması yüzünden, 1903 model De Dion’ daki gibi yağ lambaları kullanılmaya başlandı.

Motor:
İlk otomobillerin çoğunda küçük motorlar vardı. De Dion’ un motoru buna tipik bir örnektir. Benzin pompası olmadığından; benzin, depodan yerçekiminin etkisiyle akıyordu. Bu sistem çoğunlukla iş görmekteydi ancak dik bir yokuş çıkılırken, depo aşağıda kaldığından, benzin akışı kesilirdi. Bu durumda yola devam edebilmek için otomobilin yokuşu geri geri tırmanması gerekiyordu.

Marş Kolu:
Sürücü otomobili çalıştırmak için marş kolunu çevirmek zorundaydı. Bu çevirme işlemi küçük bir motorda bile çok zor ve tehlikeliydi. Tekniğin yetersizliğinden dolayı pek çok kişinin kolu kırılmıştı. O dönemde kadın sürücü sayısının çok az olmasının nedenlerinden biri de budur.

Benzin Bidonları:
Benzin pompaların ortaya çıkışından önce, dokuz litrelik teneke bidonlarla satılırdı. Bidon kapakları, demir kapağın dikkatsizlik sonucu kıvılcım çıkarıp patlamaya yol açmaması için pirinçten yapılırdı.kapağın üzerindeki minik kule, bir manivelayla açılırdı. Kurşun bir mühür, rafineriden çıkan benzinin kullanıcıya eksiksiz ulaşmasını garanti ediyordu.

Tamirhaneler:
İlk otomobillerin çoğunun 8000 kilometrede servis alması gerekiyordu. Bu nedenle de ilk tamirhaneler çok iş yapıyordu. Bunların çoğu otomobillerin yanı sıra bisiklet tamiri de yapıyor, radyo akülerini şarj ediyor ve çikolata, sigara gibi şeyler satıyorlardı. Tamirciler farklı modellerdeki otomobiller hakkında bilgi sahibi olmak ve mümkünse parça üretmek zorundaydılar.




İLK OTOMOBİL ŞİRKETLERİ

General Motors-Oldsmobile:
Ransom E. Olds, 1890 yılında babasıyla birlikte buharlı ve benzinli otomobiller yapmaya başlamıştı. 1902’ de ürettiği karoseri kavisli küçük otomobil, gerçek anlamda seri üretime giren ilk otomobil oldu. Otomobillerin içinden geçtiği makine atölyesi vardı.Olda, ortakları daha büyük otomobiller üretmek isteyince, şirket William Durant tarafından satın alındı. Durant 1908’ de Buick ve Oldsmobile’ in Cadillac ve Oakland firmalarını da katarak General Motors şirketini kurdu.

Mercedes:
Avusturya-Macaristan devletinin Nice konsolosu olan Emile Jellineck, aynı zamanda Daimler otomobillerinin bayisiydi. Daimler’ in ortağı Maybach’ ı ve Daimler’ in oğlu Paul’ ü pek çok yeni bir otomobil markası üretme konusunda ikna etti. Bu aracın yanları ahşap yerine presli metalden yapılırken radyatörü eskisinin yarısı kadar suya gerek duymaktaydı. Frenleri de içten dışa doğru açılan tipteydi. Bu otomobil adını, Emile Jellineck’ in kızı Mercedes’ ten almıştır. Avusturya-Daimler ortak üretimi bir başka otomobile de Emile Jellineck’ in ikinci kızı Maja’ nın adı verilmişti ama bu isim daha sonra teknik müdür Ferdinand Porche’ nin adıyla değiştirilmiştir.

FIAT:
İtalyan Otomotiv endüstrisi, diğer Avrupa ülkelerinden sonra başlamıştır. Çok sayıdaki küçük firma, önemli bir varlık gösteremeden çalışırken, bir grup insan toplanıp Fabrica Itaiana Automobili Torino’ yu yani kısaca FIAT’ ı kurdular. Yolcuların sürücünün karşısında oturduğu dört kişilik bir otomobil ürettiler.

Renault:
Louis Renault, okulda umut vermeyen bir öğrenci olmasına karşın, Fransa’ daki evinin bahçesinde bulunan bir kulübede kendini motorlar konusunda geliştirmeye başlamıştı. Renault, tekerlekleri döndürmek için zincir yerine şaft mili kullanan ilk kişidir.

CITROEN 2CV

Citroen, Pierre Boulanger’ den; bir çiftçinin eşi ve domuzuna ek olarak bir sepet yumurtayı, sürülmüş tarlada giderken bile kırmadan taşıyabileceği bir otomobil üretmesini istemişti. Sonuçta ortaya altında dört tekerleği olan, bir şemsiyeye benzetebilecek olan Citroen 2CV çıktı. Andre Citroen, iş yaşamına dişli üretimiyle başlamıştı ve en başarılı ürünü ters V şeklinde ürettiği dişlilerdi. Bu işaret, otomobillerin önüne yerleştiği amblemi haline gelmiş ve varlığını bugüne kadar sürdürmüştür.

SERİ ÜRETİM

Ransom E. Olds’ un, otomobillerinin üretiminde bir montaj hattı kuran ilk üretici olduğu düşünülmektedir. Onu bu yöntemi uygulamaya iten olay, atölyesinin yanıp kül olmasıydı. Hızlı bir şekilde otomobil üretmek için çalışması gerektiğinde, aracı bir hat üzerinde yürütme fikri aklına gelmişti. Olds o sıralarda bu yeniliğin otomotiv endüstrisinde devrim yaratacağı ve fiyatları çalışan sıradan insanların da otomobil satın alabileceği düzeye indirecek şekilde büyük bir gelişme olduğunun farkında değildi.
Henry Ford, çocukluk günlerinden itibaren mekanik mantığına hakim biri olarak nitelendirilmekteydi. Her zaman bir otomobil yapmayı hayâl etmiş, buharlı makine eğitmeni olduğu için de yapacağı otomobili ilk başta buharla çalıştırmayı düşünmüştü. İngiltere’ den gelen dergilerde içten yanmalı motorlar hakkında verilen bilgileri okuduktan sonra geleceğin nerede olduğunu anladı. Ford, Chicago’ da bir fuarı ziyaret ederken Daimler motorlarını gördü ve eve dönüp atık malzemelerden kendi motorunu üretti. İşte bu Ford dünyasının başlangıcıydı.ford’ un T Model için uyguladığı üretim hattı ilk olmasa da, yaptığı ayrıntılı araştırmaların sonucu olarak en iyisiydi. Her aşamanın zamanlaması yapılmıştı ve ayrıntılı bir planlama yapılarak hiç zaman kaybı olmadan işin ilerlemesi garantilenmişti. Otomobilin karoseri üst katta üretildikten sonra, alt katta üretilmiş olan şasenin üzerine indiriliyordu. Ford, işçilerinin ücretini iki kattan fazla arttırmıştı ve birim maliyetleri düşmeyi sürdürüyordu. Böylece Ford’ un işçileri de kendi ürettikleri otomobillerden satın alabiliyordu. 1928 yılına kadar 15 milyon adet Ford T Model üretilmişti.
T Model, belki de Ford’ un en başarılı otomobilidir. Binek otomobilinin yanı sıra, otobüs ya da traktör biçiminde de üretilmiştir. “Siyah olduğu sürece otomobilinizin rengini seçmekte özgürsünüz” şeklindeki ünlü cümle, siyah boyanın diğer renklerden daha çabuk kuruması ve üretim hattının hızını arttırması nedeniyle söylenmiştir.

1920’ LER
1920’ li yıllar otomobillerin ve en yüksek hızı saatte 160 kilometre olan büyük motorlu spor otomobillerin ortaya çıktığı bir zaman dilimiydi.FIAT bu yeni hızlı otomobilleri test etmek için fabrikasının çatısına kenarları setli bir pist inşa etmişti.

Otomobil süren bir kadın önceleri çok ender görülen bir manzaraydı. Otomobilcilik dergileri kadınların evde oturması gerektiğini söyleyen erkek mektuplarıyla doluydu.

Bugatti’ nin atları çok sevdiği, hatta fabrikasında ahırları olduğu ve bu nedenle ürettiği otomobillerde radyatörün ön tarafının at nalı şeklinde olduğu söylenmektedir.

Dusenburg’ lu iki kardeş olan Fred ve August başarılı yarış otomobilleri ürettikten sonra hızlı binek otomobiller ürettiler. Otomobillerinde , motor yağının değişme zamanının geldiğini ve akünün doldurulması gerektiğini bildiren göstergeler gibi birçok yeni özellik vardı.

Antonie de la Cadillac, 1701 yılında Detroit kentini bir kürk ticaret merkezi olarak kurmuş olan Fransız subayıdır. Ailesinin 11. yüzyıldan beri sahip olduğu bir hanedan arması vardı ve bu arma bir Amerikan otomobilinde günümüze kadar kullanılan tek otantik armadır.

Jeep ilk olarak ABD hükümetinin bir ihalesi için üretilmiştir. Hükümet otomobil üreticilerinden; zor koşullarda çalışabilen, sağlam, güvenilir ve aynı zamanda arızaları kolayca giderilebilen bir otomobil yapmalarını istemişti. İhaleyi Willys kazansı ama Ford da böyle bir araç üretmişti. Aslında jeep adı, Ford’ un tasarımı için kullandığı ve Genel Maksat anlamına gelen İngilizce sözcüklerin (General Purpose)  baş harfleri olan GP’ nin okunuşundan gelmektedir.

İlk itfaiye arabaları atlıydı ve sigorta şirketlerine aitti. Yalnızca şirketin sigorta ettiği evlerdeki yangınları söndürmeye giderlerdi.

1894 Paris-Rounen yarışında bitiş çizgisini ilk geçen yarışçı Albert De Dion’ du ama sürdüğü araç bir otomobil değil de yolcu vagonu çeken buharlı bir traktör olduğu için diskalifiye olmuştu. Ortalama hızı saatte 18 kilometreydi.

1903 yılında İrlanda’ da sekiz etaplı bir yarış düzenlendi. Yarışçılardan birisi başlama çizgisinde kalkış yapmakta güçlük çekiyordu. Hakem “başla!başla!” diye bağırırken, sürücünün Fransız olduğu belirtildi. Yarışçı, birisinin “allez!” demesiyle fırladı.


BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

ABD’ nin, bir kıyıdan diğer kıyıya kadar aşılması 1903 yılında bir Winton otomobiliyle gerçekleştirilmiştir. Bu yolculuk 65 gün sürmüş, bu sürenin 20 günü otomobilin tamiri için harcanmıştı.

En az kullanılan, dünya rekoru kırmış otomobil Golden Arrow’ dur. Bu otomobil 1929’ da Daytona’ ya getirilene kadar hiç kullanılmamıştı. Henry Seagrave, bu araçla bir deneme turu atmış, sonra da saatte 372,46 kilometre hiza ulaşarak yeni bir dünya kara hız rekoru kırmıştı. Otomobilin kullanıldığı toplam uzunluk 32 kilometredir.

Otomobil derneği, 1905’ te sürücüleri “hız tuzakları”nda bekleyen polislere karşı uyaracak gözcüler sağlamak için kurulmuştur. Yeni çıkan yasalar nedeniyle ertesi yıl bu uygulamayı sona erdirmek zorunda kalmışlardır ama şu sözlerle bu yasayı aşmışlardır: gözcü sizi selamlamazsa, ona bunun nedenini sorun. Size ilerideki yolun biraz bozuk olduğunu ve hızınızı azaltmanız gerektiğini söyleyecektir.


ABD’ nin bu konuda liderliği aldığı 1906 yılından önce, en fazla otomobil üreten ülke Fransa’ ydı. Fransa 1913 yılına kadar en fazla otomobil ihraç eden ülke olmayı sürdürdü.


Otomobilin başlangıç döneminde pek çok kimse motoru, elle çevrilen bir marş kolu aracılığıyla çalıştırmanın çok güç ve tehlikeli olduğunu gördü. Elektrikli marş motorunun standart özellik olarak bulunduğu ilk otomobil, 1912 model Cadillac’ tır.

Not-1 : Sabah Gazetesi' nin verdiği Otomobiller isimli kitapçıktan alıntı ve derleme yapılmıştır.
İYİ şoför, herhangi bir durumda, iki şoförden birinin durması, ya da yavaşlaması gerekiyorsa, 'Hak, kural' falan demeden, ilk davranan, arabasının kaderini başkasına bırakmayandır.

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Efsane Toyotacı
  • *****
  • Araç: Corolla
  • Kan Grubu: 0+
  • 2 kere teşekkür edildi
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #6 : Nisan 01, 2010, 18:12:34 »
Daha detaylıca okayacağım eve gidince. Paylaşım için teşekkürler

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Efsane Toyotacı
  • *****
  • 99 Avensis 2.0 Manuel L/B idi...
    • 2011 1.6 comfort corolla...
  • Araç: Corolla
  • Kan Grubu: 0+
  • 2 kere teşekkür edildi
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #7 : Nisan 02, 2010, 09:09:24 »
"başla - başla"................. "allez!". :rofl: :rofl: :rofl: :rofl: çok güldüm buna.... trafikte evrensel dil olan ışıkların ve trafik işaretlerinin önemine dikkat çekiyor bi bakıma....
Eğer bir gün dünyaya ait çok büyük bir derdin olursa...
Rabbine dönüp "Benim büyük bir derdim var." deme.
Derdine dönüp "Benim çok büyük bir rabbim Var.' De....
Mevlâna                                                                                                                                                                                                        2011 1.6 comfort corolla...

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Eski Toprak Toyotacı
  • *****
  • Achtung! Adolf Hakkı ohne Toyota Yaris Twin-Turbo
  • Araç: ---
  • Kan Grubu: B+
  • 17 kere teşekkür etti
  • 40 kere teşekkür edildi
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #8 : Nisan 02, 2010, 15:34:41 »
Baştan sonra kadar okuma fırsatı buldum bugün, çok güzel bilgiler mevcut, teşekkürler Hakan.
Folgsamkeit macht frei...

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Site Yöneticisi
  • ******
  • Deus ex machina
  • Araç: Başka Marka
  • Model Yılı: -
  • Kan Grubu: A+
  • 2684 kere teşekkür etti
  • 3065 kere teşekkür edildi
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #9 : Nisan 02, 2010, 16:19:20 »
  Ben teşekkür ederim.
 1680 yıllarında buharlı bir oyuncak otomobilin olması gerçekten çok büyük bir öngörünün eseri bence.

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Aktif Toyotacı
  • **
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #10 : Nisan 02, 2010, 18:27:13 »
fotoları görünce nedense 1800lerde telefonun icadı yılındaki amerika başkanı aklıma geldi.. şöyle demiş.. ''teknolojinin son geldiği nokta burası artık bundan fazla ilerleyemez'' şimdiki halimizi bi görse ne der acaba :D

(Gizli Üye)

  • Ziyaretçi
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #11 : Nisan 02, 2010, 23:27:34 »
sanırım şekİl yani görünüm konusunda epey yol alınmış otomobil sektöründe........ : paylaşım için teşekkürler Hakan... :)

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Site Yöneticisi
  • ******
  • Deus ex machina
  • Araç: Başka Marka
  • Model Yılı: -
  • Kan Grubu: A+
  • 2684 kere teşekkür etti
  • 3065 kere teşekkür edildi
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #12 : Nisan 03, 2010, 13:07:01 »
  Ben teşekkür ederim.
 Ama bir Belair de fena olmazdı şimdi tasarım açısından. :)
 
 

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Hiperaktif Toyotacı
  • ***
  • Araç: Corolla
  • Kan Grubu: A+
  • 3 kere teşekkür edildi
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #13 : Nisan 03, 2010, 18:35:48 »
  Ben teşekkür ederim.
 Ama bir Belair de fena olmazdı şimdi tasarım açısından. :)
 
 
  Paylaşım için teşekkürler. O zamanların en tutulan arabasıydı. Bilhassa 56 modelleri taksicilerin gözdesiydi.
98 Corolla 1.6 GLI Special


Düşüncelerle karşılaşınca,zayıflar korkar,aptallar karşı gelir,akıllılar karar verir,ustalar da yönetir.
''Mme Jeanne Roland''

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Siftahı Yapmış Toyotacı
  • *
  • Araç: Corolla
  • Kan Grubu: A+
  • 1 kere teşekkür edildi
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #14 : Nisan 03, 2010, 23:14:44 »
    !!!Selam arkadaşlar... !!! :kötü:
1991 den beri toyota corolla tutkunuyum LPG konusunda yazılanların çoğu canımı sıktı sanki bu ekipmanlari getirenlerle bir ilişkileri var. Ben bu konuyu taksicilerle çok konuştum. Benim aracım 2004 otomatık corolla şehir içinmde 350 lira yakıyor aşağisi yok yukarısı var. taksicilerin hepsi ne taktırırsan taktır yüzde 25 tasarruf edersin diyor yani 270 yakar. Adam yazmiş 150 yakıyorum LPG de ben asla inanmiyorum bu işin uzmanı taksiciler gidin sorun yılda 10.000 km altında yapiyorsan arabani sakın bozmayın derim.

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Site Yöneticisi
  • ******
  • Deus ex machina
  • Araç: Başka Marka
  • Model Yılı: -
  • Kan Grubu: A+
  • 2684 kere teşekkür etti
  • 3065 kere teşekkür edildi
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #15 : Nisan 04, 2010, 12:44:03 »
   :blink:

 Eski bir üyemizsiniz ancak sizi Tanışma bölümünde tanımamız mümkün mü?

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Efsane Toyotacı
  • *****
  • Araç: Auris
  • Kan Grubu: ---
  • 7 kere teşekkür edildi
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #16 : Nisan 04, 2010, 13:01:09 »
bu konunun içinede LPG yi soktuk ya helal olsun! Hakan Abi paylaşım için teşekkürler

Tamirhaneler:
İlk otomobillerin çoğunun 8000 kilometrede servis alması gerekiyordu. Bu nedenle de ilk tamirhaneler çok iş yapıyordu. Bunların çoğu otomobillerin yanı sıra bisiklet tamiri de yapıyor, radyo akülerini şarj ediyor ve çikolata, sigara gibi şeyler satıyorlardı. Tamirciler farklı modellerdeki otomobiller hakkında bilgi sahibi olmak ve mümkünse parça üretmek zorundaydılar.

eğer yanlış yazılmadıysa servisin mantığı pek değişmemiş şimdi de 10000 kilometrede gidiyoruz :)

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Aktif Toyotacı
  • **
  • Araç: Corolla
  • Model Yılı: -
  • Kan Grubu: A+
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #17 : Nisan 21, 2010, 21:08:41 »
hakan bey iyi akşamlar, öncelikle otomobil tarihiyle ilgili paylaşımın çok güzel elinize sağlık,ayrıca sitemizde güzel faydalı ve güzel şeyler paylaşılıyor yani ben yararlı buluyorum burayı,otomobil tarihi derken birazda bizden bahsedermiyiz acaba bir konu başlatabilirmiyiz?örneğin neden bizim bir markamız yok?teknolojinin bugünki kadar olmadığı geçmişimizde (DEVRİM)arabalarını yapmışız mesela gerçi o arabalar siyasete takıldı yani deposu ful doluda olsa o araba yine orada kalacaktı,fakat günümüzde iyi mühendis ler teknikerler ve ustalar var hepsinden önemlisi teknolojimizde var her türlü parçaları üretebileceğimiz makinelerimiz var ama bir markamız yok.bu konuyu forumda açıp tartışabilirmiyiz acaba?.....selamlar,

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Eski Toprak Toyotacı
  • *****
  • Achtung! Adolf Hakkı ohne Toyota Yaris Twin-Turbo
  • Araç: ---
  • Kan Grubu: B+
  • 17 kere teşekkür etti
  • 40 kere teşekkür edildi
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #18 : Nisan 21, 2010, 21:54:37 »
Suphi Bey, Devrim Arabaları konusunu forumda bir kaç kez tartışmıştık daha önce:

http://www.toyotaclubtr.com/sohbet/devrim-ilk-turk-yapimi-otomobil/

http://www.toyotaclubtr.com/mekanik-sohbet/devrim39in-hikayesi/
Folgsamkeit macht frei...

Çevrimdışı (Gizli Üye)

  • Site Yöneticisi
  • ******
  • Deus ex machina
  • Araç: Başka Marka
  • Model Yılı: -
  • Kan Grubu: A+
  • 2684 kere teşekkür etti
  • 3065 kere teşekkür edildi
Ynt: Otomobil Tarihi
« Yanıtla #19 : Nisan 21, 2010, 22:27:41 »
  Evet, Hakkı yöneticimizinde belirttiği gibi devrim otomobilini daha önce tartışmıştık. Gerçi yine tartışılabilir, yaklaşımınız, farkında olmanız çok güzel bence.
 Çeşitli konularda markalaşmaya hep değinmeye çalışıyoruz.