Ağustos 20, 2008, 22:54:04 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.
Aktivasyon mailiniz gelmediyse buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular: Lütfen BÜYÜK HARF kullanmayalım!
   Ana Sayfa   Yardım Ara Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6
  Yazdır  
Gönderen Konu: Atatürk Köşesi...  (Okunma Sayısı 2478 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
LEVENT SARI
Aktif Toyotacı
**

İtibar: +0/-0
Offline Offline

Yaş: Yok


« Yanıtla #60 : Ocak 15, 2007, 04:02:15 »

Atatürk'ün İslam'a Bakışı

Atatürk'ün İslam'a Bakışı

Atatürk Araştırma Merkezi'nce hazırlanan ''Atatürk'ün İslam'a Bakışı'' adlı kitapta, Atatürk'ün İslam dini hakkındaki düşünce ve söylemleri belgelerle ortaya konuluyor.

Kitapta, Atatürk'ün halka hitabelerinde sıkça, ''Bizim dinimiz en makul ve en tabii bir dindir. Ve ancak bundan dolayıdır ki son din olmuştur. Bir dinin tabii olması için akla, fenne, ilme ve mantığa tahakkuk etmesi lazımdır. Bizim dinimiz bunlara tamamen mutabıktır'' dediği bildiriliyor.

İslam dini konusunda geniş bir bilgiye sahip olan Atatürk'ün, İslam dininin layıkıyla halka öğretilememesinden son derece üzüntü duyduğu belirtilen kitapta, ''İnsanlara ilk emri okumak ve ilim yapmak olan İslam dini ile, Türk milletine ilmi ve fenni rehber olarak bırakan Atatürk'ün ters düşmesi mümkün değildir'' deniliyor.

Atatürk için dinin, ''kendi hayatında hem toplumsal bir realite ve hem de iç dünyasında alışılmışın dışında gizli ve özel bir duygu'' olarak yerini aldığı vurgulanan kitapta, Atatürk'ün saf, temiz ve sade bir din anlayışına sahip olduğu kaydediliyor.

Atatürk'ün, İslam dinine sonradan girmiş olan her türlü safsata, hurafe ve boş inanışlara karşı durduğu ve rasyonel bir din anlayışını benimsediği ifade edilen kitapta, şunlar kaydediliyor:

''Atatürk, İslam dininin özüyle uyuşmayan hurafeleri dine sokanlarla, İslam'ın sadeliğinde ve temelinde var olan canlı, yapıcı ve hamleci ruhunu birtakım laf kalabalığına boğanlarla ve her şeyden önemlisi dini özellikle siyasi ve dünyevi bir çıkar aracı olarak kullanmak isteyen zihniyetin temsilcileri ile amansız bir mücadele etmiştir.''


Kitapta, Atatürk'ün halka hitap ve demeçlerinde İslam dini hakkında söylediklerine de yer veriliyor. Kitapta, Atatürk'ün 31 Ocak 1923 yılında İzmir'de halka yönelik yaptığı bir konuşmada, İslam dininin tarihsel süreçte birçok batıl fikirlerin saldırısına uğradığını dile getirdiği ve İslam dini hakkındaki düşüncelerini soranlara da, İslam dinine sokulan ve onu çepeçevre kuşatmaya çalışan hurafe ve batıl fikirlerden yakındığı bildiriliyor.

Atatürk, Ankara Orman Çiftliği'nde Asaf İlbay'ın ''Paşam din hakkındaki düşüncelerinizi öğrenmek istiyorum'' sözleri üzerine şunları söylüyor:

''Din vardır ve lazımdır. Temeli çok sağlam bir dinimiz var. Malzemesi iyi. Fakat bina uzun asırlardır ihmale uğramış. Harçlar döküldükçe yeni harç yapıp binayı takviye etmek lüzumu hissedilmemiş. Aksine olarak birçok yabancı yorum, unsurlar, boş inançlar binayı daha fazla hırpalamış.''

Kitapta, Atatürk'e ''dine karşıymış'' gibi bakılması veya gösterilmeye çalışılmasının bu din anlayışından kaynaklandığı vurgulanarak, oysa Atatürk'ün gerçek dine ters düşen hurafe ve eklemelere itibar etmenin yanlışlığına işaret ettiği belirtiliyor.


ATATÜRK'ÜN BALIKESİR KONUŞMASI

Kitapta, Atatürk, 7 Şubat 1923 yılında Balıkesir Zagnos Paşa Camii'nde ise dine ilişkin şunları söylüyor:

''Allah birdir. Şanı büyüktür... Peygamber efendimiz hazretleri, Allah tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Bunun temel esası hepimizce bilinmektedir ki, yüce Kuran'daki anlamı açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz son dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor. Eğer akla, mantığa, gerçeğe uymamış olsaydı, bununla ilahi tabiat kanunları arasında çelişki olması gerekirdi. Çünkü alem kanunlarını yapan Tanrı'dır.''


Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Mehmet Saray, Atatürk'ün, Türk milletinin dinine bağlılığının devam etmesini istediğini, ancak laik Cumhuriyeti kurarken, dinin devlet iş ve güçlerine karıştırılarak yaşanmasına izin vermediğini hatırlattı.

Atatürk'ün, ''laik sistemi dinsizlik manasında anlamayın. Herkes dininde inancında hürdür'' dediğini bildiren Saray, Atatürk'ün, İslam dini hakkında asla menfi bir sözü olmadığını vurguladı. Saray, kitabı, birçok insanın ''Atatürk İslam'a şöyle bakmış, böyle bakmış'' şeklinde kitap yazması üzerine, konuyu netleştirmek için hazırladıklarını söyledi.

Bu çerçevede, Atatürk'ün gençlik yıllarından vefatına kadar İslam ile ilgili söylediği bütün sözlerin belgeleri ile ortaya konulduğunu, bilim adamlarınca tartışıldığını ifade eden Saray, şunları kaydetti:

''Belgeler ve yorumlarda Atatürk'ün, ateistlikle, dinsizlikle, İslam'ı yermeyle hiçbir alakası olmadığı ortaya çıkıyor. Atatürk İslam dininin siyasete sokulmasını asla istememiş, tahammül edememiş ve bu laik rejimi kurarak, İslam'a değişik bir ivme kazandırarak, dinimizin güzellikler içerisinde yaşanmasını sağlamıştır. Bu İslam'a en büyük hizmet olmuştur.''

Saray, Atatürk'ün bu yaptıklarının İslam dünyasına örnek olduğunu ve İslam alimlerince rehber olarak görüldüğünü kaydetti. Saray, ayrıca laik sistemde İslam'ı en güzel ve en nezih yaşayan yegane Müslüman ülkenin Türkiye olduğunu ifade ederek, ''Ben bunu herkesle tartışırım. Gitsin Müslüman'ım diyen ülkelerde İslam nasıl yaşanır görsünler ve bir de Türkiye'ye baksınlar. Aradaki farkı tespit edeceklerdir'' dedi
Logged
Dağhan Baştuğ
Yönetici
******

İtibar: +1/-1000
Offline Offline

Yaş: 25
Yer: İstanbul/Anadolu Yakası
Otomobili: Corolla
Kan Grubu: A+


En cüzel site, toyotaculubtere site...


« Yanıtla #61 : Ocak 15, 2007, 16:12:06 »

Atatürk ayrıca Mehmet Akif Ersoy'dan, Kuran'ın Türkçe'ye çevrilmesini istemiştir.Çünkü Kuran'da kullanılan dil şiirsel bir dildir.Bunun için hem Türkçe'yi hem Arapça'yı iyi bilen hem de şiirsel yeteneğe sahip biri olduğundan M.Akif Ersoy'dan rica etmiştir bunu.
Fakat daha sonra M.Akif Ersoy, Atatürk'ün bir kaç islam dini ile ilgili girişimine kızmış ve Türkçe'ye çevirdiği Kuran'ı hiç ortaya çıkartmamıştır.
Mesela bu girişimlerden biri ezanın Türkçe okunması.
Elimde ezanın Türkçe hali var.
Buyrun bir de siz dinleyin...

Bunları yapmasındaki neden ise İslam dininin Türkçemizle daha anlaşılır olmasını sağlamak.

Misal şu anda kaç tane dua bilirsiniz ama bire bir anlamını bimezsiniz.İşte bunları ortadan kaldırmayı hedeflemiştir.Dili değiştirebilmiş fakat duaların dilini değiştiremediğinden biz bu halde kalmışız...

 

 

Logged

1991 Corolla GL (Vik Vik)
Dağhan Baştuğ
Yönetici
******

İtibar: +1/-1000
Offline Offline

Yaş: 25
Yer: İstanbul/Anadolu Yakası
Otomobili: Corolla
Kan Grubu: A+


En cüzel site, toyotaculubtere site...


« Yanıtla #62 : Ocak 25, 2007, 13:18:45 »

"... 27 Ağustos 1922 sabahı 57. Alay bu tepeyi kuşatmış, saat 10.30'da Mustafa Kemal telefonda komutana;

*Reşat Bey, bu önemli tepeyi ne zaman alacaksiniz?

*Komutanım, yarım saat sonra alacağız.

*Başarilar diliyorum.

10.45 Mustafa Kemal: - Düşmanin halen direndigini görüyorum. Gözümüz o tepede, çok önemli.

*Komutanım tepeye düşman bir tümen yığmış direniyorlar. Ama alacağız komutanım, mutlaka alacağız.

11.00 Mustafa Kemal: - Reşat Beyi istiyorum.

*Komutanım Reşat Bey size bir mesaj bırakarak intihar etti. Okuyorum, komutanım.

*Yarım saat zarfında bu tepeyi almak için söz verdiğim halde sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam komutanım.

Mustafa Kemal'in gözlerinden yaşlar boşanir: -Allah rahmet eylesin, Reşat Bey büyük bir vatanseverdir.

11.45 Başkomutanin telefonu çalar: - Çigiltepe alinmiştir komutanim. Yüzlerce ölüsünü birakan düşman Sincanli Ovasina dogru kaçmaktadir, arzederim".

İlgili resmi kayıt burada biter. Sonrasını Başkomutan Mustafa Kemal Paşa şöyle ifade eder:

"Türk Askerine,

Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği seninkinden daha temiz, daha sağlam bir askere rastgelinmemiştir. Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payı senindir. Burada şehit olan kahraman evlâtlarımızı minnetle anıyorum, ruhları şâd olsun. Başkomutan Mustafa Kemal".
Logged

1991 Corolla GL (Vik Vik)
LEVENT SARI
Aktif Toyotacı
**

İtibar: +0/-0
Offline Offline

Yaş: Yok


« Yanıtla #63 : Ocak 26, 2007, 22:12:59 »

Mehmet akif Atatürke kızdığı için kuran-ı kerimin türkçe mealini ortaya çıkarmamıştır demek bu konuda doğru bir bilgiye sahip olmamak demek yada ön yargıların doğurduğu bir sonuç demek gerekir.

Mehmet  Akif bu türkçe meale çeviri işinin büyük bir sorumluluk gerektirdiğini ve bunun sorumluluğunu kendisinin kaldıramayacağını düşünerek bundan vazgeçmiştir. ve bu meallleri yaktırmıştır. Eğer bu sorumluluğun sancısını duymasaydı onu başka bir şekilde ortaya çıkarır dı.

İkincisi Atatürk Mehmet akif ile beraber Elmalılı Hamdi Yazır hocayı görevlendirmiş. Elmalılı hoca tefsir Mehmet akif ise meal çalışması yapacaktı.

Daha sonra bu işi Merhum Elmalılı Hamdi yazır Hem meal hemde tefsir olarak yaptı.

Gelelim türkçe ezan veya duaya bu konuda kesinlikle kişi okuduğu kitabın ilk önce manasını anlamını özümsemeli daha sonra arapçasını okuyabilir Allaha dua etmenin dili yoktur. Önemli olan nasıl dua edeceğini bilmektir. Bunun içinde rehber Yüce kitabımızdır.

Elmalılı hamdi Yazırın tefsiri şu anda ülkemizin her yerinde mevcut o zaman meselenin çözümü bunu anlamak ve okumaktan geçer. Buyrun size türkçe eser ama okumak isterseniz.

Eğer maksadımız üzüm yemekse buyrun o üzümü tadın ama maksat bağcıyı dövmekse ozaman açık ve dürüst olmak gerek
« Son Düzenleme: Ocak 26, 2007, 22:16:10 Gönderen: LEVENT SARI » Logged
İsmail H. Timurcioğlu
İçerik Yöneticisi
*****

İtibar: +4/-0
Offline Offline

Yaş: 32
Yer: TRABZON
Otomobili: Corolla
Kan Grubu: A-


Toyotayi ailecek seveyruk...


WWW
« Yanıtla #64 : Ocak 26, 2007, 23:01:58 »

Valla arkadaşlar ellerinize emeklerinize sağlık. Güzel bi arşiv oluyor valla. Okudukça duygulanıyorum, gözlerim yaşarıyor.

Ezan meselesinde ben sadece bir şeye karşıyım. Allah'ın 99 ismi arasında Tanrı kelimesi yoktur. Orda yine Allah kullanılsa iyi olurdu. Dediğiniz gibi okuduğun şeyi anlamak önemlidir. Tükçe mealinide okumak gerekir. Arapçasını güzel okuyandan dinlemek tüyleri diken diken eder. Allah sonumuzu hayr etsin.

Mekanın cennet olsun sevgili Atatürk. Cennetin en güzel köşeleri senin olsun.
"İstanbul'u feth eden kumandan, ne güzel kumandandır"  demiş sevgili peygamperimiz Hz. Muhammed S.A.V.
İstanbul'u feth eden Fatih
İstanbul'la birlikte ülkesini kurtaran K. Atatürk

Allah sizlerden razı olsun.
« Son Düzenleme: Şubat 21, 2007, 15:46:15 Gönderen: İsmail H. Timurcioğlu » Logged

2006 Toyota Corolla Sedan D-4D 1.4cc 90hp

HÜSEYİN DENİZ
Aktif Toyotacı
**

İtibar: +0/-0
Offline Offline

Yaş: 43
Yer: Kocaeli


« Yanıtla #65 : Ocak 27, 2007, 00:17:28 »

Dağhan arkadaşım başta olmak üzere hepinizin elinize sağlık. Çok güzel resimler ve alıntılar eklemişsiniz. sağolun varolun.
Logged
HÜSEYİN DENİZ
Aktif Toyotacı
**

İtibar: +0/-0
Offline Offline

Yaş: 43
Yer: Kocaeli


« Yanıtla #66 : Şubat 02, 2007, 21:04:32 »

FRANSIZLAR YENİ BULUŞLARI OLAN UÇAĞI TANITMAK İÇİN TÜM ULUSLARDAN
> KATILIMCILARI DAVET EDERLER...
>
> HERKES BÖYLE BİR İCATIN GERÇEKLEŞMİŞ OLMASI NEDENİYLE ŞAŞKIN VE
> MERAKLIDIR...
>
> DÖNEMİN OSMANLI HÜKÜMETİNE DE KATILIMCI İÇİN HABER GÖNDERİLMİŞ...
>
> HÜKÜMET İCATLARA OLDUKÇA MERAKLI OLAN ALİ RIZA PAŞA YI GÖNDERELİM O
> MERAKLIDIR DEMİŞLER...
> VE DERHAL SARAYA ÇAĞIRMIŞLAR...
>
> KENDİSİNE FRANSIZLARIN BULUŞUNDAN BAHSETMİŞLER VE OSMANLI YI TEMSİLEN
> GİTMESİNİ İSTEMİŞLER...
>
> ALİ RIZA PAŞA BU NU BİZ YAPMALIYDIK DEMİŞ İÇİNDEN HAYIFLANARAK...
>
> YALNIZ DEMİŞLER PAŞA YA DAVET 2 KİŞİLİK YANINA 1 KİŞİ DAHA AL ONU DA SEN
> BELİRLE DEMİŞLER...
>
> ALİ RIZA PAŞA BİRAZ DÜŞÜNMÜŞ VE BİR DELİKANLI VAR ONU GÖTÜREYİM DEMİŞ...
>
> NEYSE ALİ RIZA PAŞA VE DELİKANLI PARİS'İN YOLUNU TUTMUŞLAR...
>
> PARİS'TE OTEL E YERLEŞMİŞLER...VE BULUŞUN GÖSTERİLECEĞİ GÜN KALABALIK
> MEYDAN VE PİST HERKES MERAKLA
>
> BEKLİYOR..DERKEN PİLOT HAZIRLIKLARINI YAPIYOR...ÜSTÜNE MONT GİYİYOR BİRDE
> GÖZLÜK TAKIYOR...UÇAK HAVALANIYOR...
>
> PARENDELER TAKLALAR MANEVRALAR MÜTHİŞ BİR GÖSTERİ... PİSTE
> İNİYOR... ALKIŞLAR ARASINDA İNİYOR UÇAKTAN...
>
> HERKES KISKANÇ AMA ŞAŞKIN .... BİR YETKİLİ BİR GÖNÜLLÜ İSTİYOR..PİLOTUN
> ARKASINDA ONA EŞLİK EDEBİLECEK CESARETİ OLAN..
>
> BİZİM DELİKANLI ATILIYOR.. BEN BEN... TAMAM, DENİYOR VE DELİKANLIYA GÖZLÜK
> VE MONT VERİLİYOR...
>
> DELİKANLI MONTU GİYİYOR GÖZLÜĞÜ TAKIYOR.. KALABALIKTAN SIYRILMAK ÜZERE
İKEN
> ALİ RIZA PAŞA KOLUNDAN TUTUYOR..
>
> BOŞVER SEN BİNME BIRAK BAŞKASI BİNSİN DİYOR...NEDEN DİYE SORUYOR DELİKANLI
> BİRŞEY Mİ HİSSETTİNİZ.. YOK, SEN YİNE DE
>
> BİNME EVLAT DİYOR... DERKEN BAŞKASI BİNİYOR UÇAĞA..UÇAK HAVALANIYOR
> DELİKANLI ÖFKELİ PAŞA YA ... PARANDELER..MANEVRALAR.. DERKEN UÇAK ALEV
> TOPUNA DÖNÜYOR VE PİSTE ÇAKILIYOR..2 ÖLÜ...
>
> DELİKANLI PAŞAYA BAKIYOR HAYRETLER İÇİNDE... PAŞA MAĞRUR VE MUTLU BİR
> İNSANI KURTARDIĞI İÇİN...AMA BİR BAŞKASI ÖLMÜŞTÜ....
>
> AMA KURTARDIĞI BİR İNSAN DEĞİLDİ....
>
> BİR ULUSTU...
>
> ÇÜNKÜ DELİKANLI MUSTAFA KEMAL ATATÜRK' TÜ....
>
> SUNAY AKIN' DAN
Logged
Alp Çalışkan
Hiperaktif Toyotacı
***

İtibar: +0/-0
Offline Offline

Yaş: 33



« Yanıtla #67 : Şubat 04, 2007, 20:51:38 »


http://www.ataturktoday.com
Logged
Dağhan Baştuğ
Yönetici
******

İtibar: +1/-1000
Offline Offline

Yaş: 25
Yer: İstanbul/Anadolu Yakası
Otomobili: Corolla
Kan Grubu: A+


En cüzel site, toyotaculubtere site...


« Yanıtla #68 : Şubat 11, 2007, 19:15:21 »

Metnin minik bir kısmını daha önceden vermiştim fakat tam halini okuyunca konuya koymadan edemedim...


Mustafa Kemal’in 06 Mart 1922’de yaptığı ve TBMM Gizli Celse Zabıtları 3. Cildinde yer alan konuşmaları


"... Hepiniz bilirsiniz ki, Avrupa'nın en önemli devletleri, Türkiye'nin zararıyla, Türkiye'nin gerilemesiyle ortaya çıkmışlardır. Bugün bütün dünyayı etkileyen, milletimizin hayatını ve ülkemizi tehdit altında bulunduran, en güçlü gelişmeler, Türkiye'nin zararıyla gerçekleşmiştir. Eğer güçlü bir Türkiye varlığını sürdürseydi, denebilir ki İngiltere'nin bugünkü siyaseti var olmayacaktı. Türkiye, Viyana'dan sonra Peşte ve Belgrat'ta yenilmeseydi, Avusturya / Macaristan siyasetinin sözü edilmeyecekti. Fransa, İtalya, Almanya da, aynı kaynaktan esinlenerek hayat ve siyasetlerini geliştirmişler ve güçlendirmişlerdir."

" ... Bir şeyin (Türkiye’nin) zararıyla, bir şeyin (Osmanlı’nın) yok olmasıyla yükselen şeyler (Batılı Devletler), elbette, o şeylerden (Avrupa’dan) zarar görmüş olanı alçaltır. Gerçekten de Avrupa'nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve uygarlaşmasına karşılık, Türkiye gerilemiş, düştükçe düşmüştür. Türkiye'yi yok etmeye girişenler, Türkiye'nin ortadan kaldırılmasında çıkar ve hayat görenler, zararlı olmaktan çıkmışlar, aralarında çıkarları paylaşarak, birleşmiş ve ittifak etmişlerdir.

Ve bunun sonucu olarak, birçok zekâlar, duygular, fikirler, Türkiye'nin yok edilmesi noktasında yoğunlaştırılmıştır. Ve bu yoğunlaşma, yüzyıllar geçtikçe oluşan kuşaklarda, adeta tahrip edici bir gelenek biçimine dönüşmüştür. Ve bu geleneğin, Türkiye'nin hayatına ve varlığına aralıksız uygulanması sonucunda, nihayet Türkiye'yi ıslah etmek, Türkiye'yi uygarlaştırmak gibi birtakım bahanelerle, Türkiye'nin iç hayatına, iç yönetimine işlemiş ve sızmışlardır. Böyle elverişli bir zemin hazırlamak güç ve kuvvetini elde etmişlerdir."

" ...Oysa güç ve kuvvet, Türkiye'de ve Türkiye halkında olan gelişme cevherine, zehirli ve yakıcı bir sıvı katmıştır. Bunun etkisi altında kalarak, milletin en çok da yöneticilerin zihinleri tamamen bozulmuştur. Artık durumu düzeltmek, hayat bulmak, insan olmak için, mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine uygun yürütmek, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi birtakım zihniyetler ortaya çıktı.

Oysa hangi istiklâl vardır ki yabancıların nasihatleriyle, yabancıların planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir. Tarihte, böyle bir olay yaratmaya kalkışanlar, zehirli sonuçlarla karşılaşmışlardır. İşte Türkiye de, bu yanlış zihniyetle sakat olan bazı yöneticiler yüzünden her saat, her gün, her yüzyıl, biraz daha çok gerilemiş, daha çok düşmüştür.

"...Bu düşüş, bu alçalış, yalnız maddî şeylerde olsaydı, hiçbir önemi yoktu. Ne yazık ki Türkiye ve Türk halkı, ahlâk bakımından da düşüyor. Durum incelenirse görülür ki, Türkiye Doğu 'maneviyatı' ile sona eren bir yol üzerinde bulunuyordu. Doğu'yla Batı'nın birleştiği yerde bulunduğumuz, Batı’ya yaklaştığımızı zannettiğimiz takdirde, asıl mayamız olan Doğu maneviyatından tamamıyla soyutlanıyoruz. Hiç şüphesizdir ki bu büyük memleketi, bu milleti, çöküntü ve yok olma çıkmazına itmekten başka bir sonuç beklenemez bundan."

"... Bu düşüşün çıkış noktası korkuyla, aczle başlamıştır. Türkiye'nin, Türk halkının nasılsa başına geçmiş olan birtakım insanlar, galip düşmanlar karşısında, susmaya mahkûmmuş gibi, Türkiye'yi atıl ve çekingen bir halde tutuyorlardı. Memleketin ve milletin çıkarlarının gerektiğini yapmakta korkak ve mütereddit idiler. Türkiye'de fikir adamları, âdeta kendi kendilerine hakaret ediyorlardı.

Diyorlardı ki "Biz adam değiliz ve olamayız. Kendi kendimize adam olmamıza ihtimal yoktur." “Bizim canımızı, tarihimizi, varlığımızı bize düşman olan, düşman olduğundan hiç şüphe edilmeyen Avrupalılara, kayıtsız şartsız bırakmak istiyorlardı. 'Onlar bizi idare etsin' diyorlardı.”

“BİLELİM Kİ, ULUSAL BENLİĞİNİ BİLMEYEN ULUSLAR, BAŞKA ULUSLARA YEM OLURLAR”

Mustafa Kemal 06 Mart 1922
« Son Düzenleme: Şubat 11, 2007, 19:16:35 Gönderen: Dağhan Baştuğ » Logged

1991 Corolla GL (Vik Vik)
Dağhan Baştuğ
Yönetici
******

İtibar: +1/-1000
Offline Offline

Yaş: 25
Yer: İstanbul/Anadolu Yakası
Otomobili: Corolla
Kan Grubu: A+


En cüzel site, toyotaculubtere site...


« Yanıtla #69 : Şubat 20, 2007, 17:28:13 »

Ararştırmacı yazar Prof. İlknur Güntürkün Kalıpçı'nın kaleme aldığı İçimizden Biri Atatürk yazısından alıntıdır.

Biraz da gülelim değil mi

 

'Atatürk’ün hayatta en hoşlanmadığı şey dalkavukluk, ama yemek masasında hiç hoşlanmıyor. Karşısındaki adam da Atatürk’e “Sen Türkler'in şahısın şususun bususun ...”, feci dalkavuk. Yoğurt kasesi adamın önündeymiş diyor ki Atatürk; “Şu yoğurt kasesini bana uzatır mısınız?”. Adam yoğurt kasesi uzatacak, el insaf ayağa kalkıyor, önünü ilikliyor, tam yoğurt kasesini alacak parmakları içine giriyor. Ah diyorlar adama taktı Atatürk, birde zaten sinirlenmiş durumda, birde çok titiz bu konuda, şimdi bir fırtına kopacak. adam perişan, ah paşam vah paşam derken “Ya niye bu kadar üzüldünüz, demin yoğurt yiyecektim şimdi cacık yemiş olurum”.

Evet, bu espriyle 25 yılın sonunda ATATÜRK’ün müthiş espritüel olduğunu keşfettim ve yeni hazırladığım konferansımın konusu ne biliyormusunuz? “ESPİRİLERİYLE ATATÜRK”. Bugün onu hazırlıyorum, 6-7 ay sonra bitecek inşallah sizlerle buluşacağız. O konferansta çok güleceğiz ama inanın çok da düşüneceğiz.'

Logged

1991 Corolla GL (Vik Vik)
Murat Küden
Yönetici
******

İtibar: +1/-2
Offline Offline

Yaş: 33
Yer: Frankfurt/Ankara/Istanbul


WWW
« Yanıtla #70 : Şubat 20, 2007, 20:50:07 »

Alıntı sahibi: İsmail H. Timurcioğlu
"İstanbul'u feth eden kumandan, ne güzel kumandandır"  demiş sevgili peygamperimiz Hz. Muhammed S.A.V.
İstanbul'u feth eden Kanuni
İstanbul'la birlikte ülkesini kurtaran K. Atatürk

Bunu mahsus mu yazdin, yoksa yorgun muydun?
Logged

Birinci vazifeni unutma!
İsmail H. Timurcioğlu
İçerik Yöneticisi
*****

İtibar: +4/-0
Offline Offline

Yaş: 32
Yer: TRABZON
Otomobili: Corolla
Kan Grubu: A-


Toyotayi ailecek seveyruk...


WWW
« Yanıtla #71 : Şubat 21, 2007, 15:44:51 »

ALINTI
Bunu mahsus mu yazdin, yoksa yorgun muydun?[/quote]

Valla  yorgundum be abi. Kesin Ankara'nın havası yaramadı. Allah bilir kafam nerdeydi.  

Logged

2006 Toyota Corolla Sedan D-4D 1.4cc 90hp

Dağhan Baştuğ
Yönetici
******

İtibar: +1/-1000
Offline Offline

Yaş: 25
Yer: İstanbul/Anadolu Yakası
Otomobili: Corolla
Kan Grubu: A+


En cüzel site, toyotaculubtere site...


« Yanıtla #72 : Mart 16, 2007, 15:37:26 »

-Çanakkale'de kendisine karşı savaşırken bir kolunu kaybeden ünlü Fransız Generali Gouraud'ya, yıllar sonra Ankara'da karşılaştıkları zaman -Generalin boş kolunu. işaret ederek- : "Türk topraklarında yatan şerefli kolunuz, memleketlerimiz arasında son derece kıymetli bir bağdır!"

- Çanakkale şehitleri törenine konuşma yapmak üzere giden bir Bakanına, harpte ölen diğer millet askerleri için de: "Bu memleketin toprakları üzerinde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur içinde uyuyunuz!" diye not yazdırmıştır...
Logged

1991 Corolla GL (Vik Vik)
Dağhan Baştuğ
Yönetici
******

İtibar: +1/-1000
Offline Offline

Yaş: 25
Yer: İstanbul/Anadolu Yakası
Otomobili: Corolla
Kan Grubu: A+


En cüzel site, toyotaculubtere site...


« Yanıtla #73 : Nisan 13, 2007, 23:49:26 »

Devrimleri :

TARİKATLARIN KALDIRILMASI, TEKKE VE ZAVİYEYERİN KAPATILMASI (30 Kasım 1925)

Başlangıçta yalnızca din konularıyla ilgilenen, farklı düşünce sistemleri geliştirerek taraftarlarını çoğaltmaya çalışan tarikatlar, zaman içinde siyasal olaylarda etkili rol oynamaya, çıkarları tehlikeye düştükçe halkı ayaklandırmaya koyulmuşlardı. Bu etkinliklerini cumhuriyetin ilanından sonra da sürdürmeye kalkışmaları ve Menemen Olayı, Şeyh Sait Ayaklanması gibi şeriattan yana ayaklanmalara yol açmaları üstüne "Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler memleketi olamaz. Türkiye Cumhuriyeti her alanda doğru yolu gösterecek, uyaracak güçtedir. Biz uygarlığın bilim ve fenninden güç alıyoruz ve ona göre yürüyoruz. Başka bir şey tanımayız" diyen Atatürk'ün sözleri ışığında harekete geçilerek, 30 Kasım 1925'te çıkarılan yasayla tekkeler ve zaviyeler kapatıldı.
« Son Düzenleme: Nisan 13, 2007, 23:49:59 Gönderen: Dağhan Baştuğ » Logged

1991 Corolla GL (Vik Vik)
Cem Yücel
Fanatik Toyotacı
****

İtibar: +0/-0
Offline Offline

Yaş: 21
Yer: İstanbul


« Yanıtla #74 : Nisan 23, 2007, 22:30:04 »

ALINTI
Kefen sıyrıldı ve...
 
Özel solüsyonla ıslatılmış pamuk kitlesi kaldırılınca
Ata'nın
yüzü ortaya çıktı. Derisi kahverengi bir hal almış, ama hatları
bozulmamıştı.Sanki uyuyordu...
 
8 Kasım 1953 Pazar gecesi saat 23.00'da Prof. Dr. Kamile
Şevki
Mutlu'nun ev telefonu çaldı. Prof. Mutlu, Ankara Tıp Fakültesi
Histoloji ve Ambriyoloji Kürsüsü Başkanı'ydı.Patalogdu. Arayan
ise
Ankara Valisi Kemal Aygün'dü...
Aygün, "Hocam" dedi, "10 Kasım günü Atamızın naaşını
Anıtkabir'e taşıyacağız. Bunun için bir komite kurduk. Naaşı
geleneklere uygun olarak toprağa defnedeceğiz. Ancak bozulmadan
korunduğunu belgelemek için muayene etmenizi rica
ediyoruz."Prof. Mutlu
önce reddetti. Mutlu, o sırada 40 derece ateşle yatıyordu.
Hastalığını
gerekçe göstererek bu görevi bir başka meslektaşının yapmasını
rica
etti.Ancak Vali Aygün ısrarcıydı: "Ben sizi sarar sarmalar
götürürüm,
bu tarihi bir görev" dedi. Mutlu kabul etti ve 9 Kasım sabahı
Etnografya Müzesi'ne gitti. Başbakan Adnan Menderes oradaydı.
Meclis
Başkanı Refik Koraltan ve eski başkan Abdülhalik Renda
da...Mutlu,
görevden affını istemekle ne büyük hata ettiğini o zaman anladı.
Gerçekten
tarihi bir tanıklıktı bu...
Ata'nın gül ağacından tabutu, 4 Kasım günü, geçici
kabrinden
çıkarılıp müzenin holündeki mermer katafalka konulmuştu. Bir
hafta
boyunca sırayla öğrenciler, subaylar ve generaller katafalk
başında
nöbet tutmuştu. Nihayet tabutun açılma günü gelip de komite
üyeleri
tamam olunca Prof. Kamile Mutlu "Başlayın" talimatını verdi.
Bunun
üzerine tabutun vidaları söküldü. Tahta tabutun içinde madeni
bir
sanduka bulunuyordu. Bu sandukada gaz birikmiş olma ihtimali
düşünülerek önce bir burgu ile delik açıldı. Gaz ya da koku
çıkmadı.Sanduka
talaş doluydu.
Sandukanın içi, muhafaza solüsyonu ile ıslatılmış tahta talaşı
doluydu.
Bu talaş, naaşın ayak yönüne doğru toplandı. Talaşın arasında,
ağzı
kapalı ve içi sıvı dolu bir şişe bulundu. Bu,cesedi muhafaza
için
kullanılan solüsyondan bir numuneydi. Üzerinde terkibi
yazılıydı.Ata'nın naaşı beyaz kefene sarılmış, sonra kahverengi
bir
muşambayla kaplanmıştı.Sargıları açmaya başladılar. Herkes
nefesini
tutmuştu. Çünkü, "Naaş çürüyüp bozulmuş, çıkan gazlar tabutu
patlatmış,
nöbetçi er, kokudan bayılmış" diye bir sürü söylenti
geziniyordu. Ve 15
yıl sonra ilk kez Ata'nın yüzünü göreceklerdi.Kefenin sargıları
aralanınca Prof. Kamile Şevki Mutlu, orada bulunanların
yardımıyla
katafalka çıktı ve Atatürk'ün yüzüne baktı. Ata'nın derisi
kahverengi
bir hal almış, ama yüz hatları bozulmamıştı. Menderes sapsarı
olmuştu
Prof. Mutlu, gördüğü tabloyu daha sonra şöyle
anlatacaktı:"Yüzünü örten
ıslak pamuk kitlesi kaldırılınca Ata'nın heykel gibi duran yüzü
ile
karşılaştım. Uzun sarı saçlarından ince bir tutam, sol göz
kapağının
üzerine düşmüştü. Atatürk, Dolmabahçe Sarayı'ndaki yatağında
uyuyor
gibiydi."
Prof. Mutlu, kenarda bekleyen komite üyelerini tabutun
başına
çağırdı. Onlar da tek tek tabutun içine baktılar.En başta
Başbakan
Adnan Menderes vardı. Koyu renk takım elbisesi içindeki Menderes
de
yanındakilerin yardımıyla katafalka çıktı,ürkek bir şekilde
aşağı,
tabuta doğru baktı.
O an ne olduğunu Prof. Kamile Mutlu'dan
aktaralım: "Menderes çok heyecanlandı.Rengi sapsarı oldu. Bir de
baktım
ki, müzenin kapısına doğru gidiyor. Atatürk'ün yüzüne bakmadı.
Tahmin
ediyorum, kendinde o kuvveti bulamadı. En sona Abdülhalik Renda
kalmıştı. O da Ata'yla karşı karşıya gelir gelmez tabutun yanına
yığılıverdi.
Salondaki herkes Atatürk'ü tek tek gördükten sonra naaş,
tekrar
solüsyonla ıslatıldı. Ata'nın başı pamuklarla örtüldü ve vücudu
beyaz
kefenle sarıldı. Bu sırada bir komiser,orada görevli adli tıp
doçenti Dr.
Cahit Özen'in yanına yaklaşıp avucunda taşıdığı bir kâğıdı
gösterdi ve
şöyle dedi:"Bu kâğıdı,Atatürk'ün hemşiresi Makbule Hanım
gönderdi.Kefenin içine Atatürk'ün göğsü üstünekonmasını
istiyor."Doç.
Özen, kâğıda bir göz attı. Eski Türkçe bir şeyler yazılıydı.
"Böyle bir
kâğıdı Atatürk kabul etmez. Bize kızar, darılır" dedi.Komiser
kâğıdı
katlayıp cebine koydu ve uzaklaştı. Bütün işlemler bittikten
sonra
salonda bulunanlar naaşın iki yanından geçip hep bir ağızdan
besmele
çektiler ve cesedi yeni tabuta yerleştirdiler. Bu tabut da 15
yıl
içinde yattığı büyük gül ağacı tabutun içine konuldu. Üzeri
bayrakla
örtüldükten sonra kapağı kapatıldı.
Ve 10 Kasım sabahı, Ata'nın naaşı 15 yıl önce onu
Dolmabahçe'den Ankara'ya taşıyan top arabasına yerleştirilip son
durağı
olacak Anıtkabir'e taşındı. Artık ebediyen orada kalacaktı...
Atatürk'ün tabutu, Menderes'in huzurunda açılmıştı
Ata'nın 15 yıl Etnografya Müzesi'nde bekletilen naaşı,12
askerin
omuzları üzerinde oradan alınmış ve 136 asteğmenin çektiği bir
top
arabası ve matem marşı eşliğinde Anıtkabir'e taşınmıştı.Radyodan
naklen
yayımlanan o görkemli tören, en az 15 yıl önceki kadar
hüzünlüdür.
Ancak
o törenden hemen önce yaşananlar, tarihçilerin pek ilgisini
çekmemiştir. Bilindiği gibi, Anıtkabir yapılana dek, Atatürk'ün
naaşının korunabilmesi için "tahnit" denilen bir işlem
yapılmıştı.
Gülhane Patolojik Anatomi profesörü Dr. Lütfi Aksu tarafından
gerçekleştirilen bu işlem sırasında naaşa, şırıngayla özel bir
formül
enjekte edilmiş ve üzerine formüllerin yapıştırıldığı iki küçük
ilaç
şişesi, Ata'nın koltuk altlarına yerleştirilmişti. Bu işlem
sayesinde
Ata'nın naaşı da -diyelim bugün Lenin'in mozolesinde olduğu gibi
-
öldüğü günkü haliyle korunabilirdi. Ancak İslam dini, ölünün
defnini
şart koştuğundan,geçici tahnitin bozulması şarttı.
Nakilden önce, bu işlem için bir komite kuruldu. O
komite,törenden bir gün önce, Başbakan Adnan Menderes'in
huzurunda
Atatürk'ün tabutunun açılmasını kararlaştırdı.Tabut açılınca
tahnit
bozulacak ve ceset çürümeye başlayacaktı.Bir başka deyişle
Atatürk'ün
(mumyalanmış gibi) korunmuş naaşını son görenler, o törene
katılanlar
olacaktı. Atatürk'le ilgili belgesel çalışmaları sırasında o
törene
katılanların bir kısmıyla konuşmuştuk.Bu yazıda yer alan
bilgilerin bir
kısmı o tanıklıklara, önemli bir bölümü ise değerli Atatürk
araştırmacısı Prof. Dr. Utkan Kocatürk'ün, Prof.Dr. Kamile Şevki
Mutlu
ile yaptığı sohbetten aktardıklarına dayanıyor.
Ata'nın yarım asır önceki son yolculuğu, sanırım bu
ayrıntılarla
daha da ilginç bir boyut kazanıyor.
 
Atatürk'ü son görenler anlatıyor:
 
'Yüzünde iki günlük sakal vardı'
Osman Ersoy ve Halide İntepe, 10 Kasım 1953'te
Etnografya
Müzesi'nde asistan olarak çalışıyorlardı. O yüzden 50 yıl önceki
o
töreni ve tabutun içindeki Atatürk'ü son kez görme fırsatı
buldular.
İzlenimlerini şöyle anlattılar:
• OSMAN ERSOY: "Sağlığında görmemiştim Atatürk'ü... Korkunç
heyecanlıydım. Biz çalışanlar, asistanlar, memurlar sıra ile
katafalka
çıktık. Oldukça sararmış ve küçülmüş bir çehre... 1 - 2 günlük
sakalı
vardı. Kaşları fevkalade iyi şekilde fark ediliyordu."
 
' Gözleri aralıktı'
 
• HALİDE İNTEPE: "Tabut kapanmadan en son gittim baktım.
Başı yana
doğru eğikti. Yüzü hiç bozulmamıştı. Azıcık sakalları çıkmıştı.
Hani
insan hasret giderek ölürse, gözleri aralık kalırmış ya, öyle
aralıktı
gözleri... Ama bir ölü yüzü yoktu. Uyuyor gibiydi."
 

 
Nefeslerin tutulduğu an...
Tarih: 10 Kasım 1953. Mermer lahit sökülmüş, betonlar kırılmış, tabutu kaldıracak zincirli makaralar lahit salonunun tavanına yerleştirilmişti. Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Meclis Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes ve devletin en üst düzeyi, tabutun çevresindeler...
 
 

 
Kız kardeşinin gözyaşları
Atatürk'ün kızkardeşi Makbule Atadan, başını tabuta dayıyor ve dakikalarca öyle kalıyordu. Belki çok uzaklarda, Selanik'te kalan günleri yâd ediyor; belki de ağabeyinin ruhuna dualar gönderiyordu.
 
 

 
Tabut ortaya çıkıyor
Lahtin üzeri tamamen açılmış, Atatürk'ün cenazesini 15 yıldan beri muhafaza eden kurşun tabut ortaya çıkmıştı
 
 

 
Dinler, Anıtkabir yolunda...
Türkiye'deki bütün dini cemaatlerin temsilcileri cenaze arabasını takip ediyorlar. Ermeni, Yahudi, Katolik ve Rum temsilcilerle beraber zamanın Diyanet İşleri Başkanı kortejle yürüyor.
 
 
[/quote]

ALINTI

 
Atatürk'ün tabutu birazdan salona çıkartılmış olacak.
Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, Meclis Başkanı Refik Koraltan, Başbakan Adnan Menderes ve devletin en üst düzeyi tabutun çevresindeler...
 
 

 
Tabut salonun zeminine yerleştiriliyor.
Adnan Menderes birazdan 'Hanımefendi, buyurunuz' diyecek ve Atatürk'ün kızkardeşi Makbule Atadan'ı tabutun yanına götürecek...
 
 

 
Mermer lâhid sökülüyor.
Sonra betonlar kırılıyor ve tabutu kaldıracak olan makaralar lâhit salonunun tavanına yerleştiriliyor.
 

 
Makbule Hanım hıçkırıklar içinde takip ediyor.
 
Etnografya Müzesi'nden Anıtkabir'e doğru yol alan korteji, Makbule Hanım hıçkırıklar içinde takip ediyor.
 

 
Son saygı duruşu
Üniversite gençliği, Atatürk'ün Etnografya Müzesi'nde son saygı duruşunu yapıyor.[/quote]
Logged

Yasemin Güven
Fanatik Toyotacı
****

İtibar: +0/-0
Offline Offline

Yaş: 7
Yer: İstanbul


WWW
« Yanıtla #75 : Nisan 24, 2007, 01:06:16 »

Allah Rahmet Eylesin! Yeri doldurulamayacak kadar kutsal, Ulusu için aşırı derece fedakar, İnsanları seven, çocukları seven bir devlet adamı idi. Aç, susuz, soğuk, sıcak demeden, sıcak yatağından uzak halkı ve ulusu için, elinden gelenin fazlasını yapmış mukaddes insanı rahmet ve saygı ile anıyorum. Ne zaman Kuran-ı Kerim okusam ilk önce Peygamber Efendimize (S.A.V), Daha sonra Atatürk'ümüze her daim dua etmişimdir. Makamları Cennet Olsun!, Ruhları Şad Olsun!
Logged
Murat Küden
Yönetici
******

İtibar: +1/-2
Offline Offline

Yaş: 33
Yer: Frankfurt/Ankara/Istanbul


WWW
« Yanıtla #76 : Nisan 24, 2007, 01:16:23 »

Tabut konusunu buraya ekledim. Ve bu konuyu sabitledim.
Logged

Birinci vazifeni unutma!
Mehmethan Karaali
Hiperaktif Toyotacı
***

İtibar: +0/-1
Offline Offline

Yaş: 22


« Yanıtla #77 : Mayıs 15, 2007, 15:15:11 »

Seni tebrik ediyorum Dağhan böyle bir köşeyi foruma eklemeniz çok güzel...
Logged
Dağhan Baştuğ
Yönetici
******

İtibar: +1/-1000
Offline Offline

Yaş: 25
Yer: İstanbul/Anadolu Yakası
Otomobili: Corolla
Kan Grubu: A+


En cüzel site, toyotaculubtere site...


« Yanıtla #78 : Mayıs 28, 2007, 13:19:40 »

<a href="http://www.youtube.com/v/yYHVAJdyl10&rel=1" target="_blank">http://www.youtube.com/v/yYHVAJdyl10&rel=1</a>

<a href="http://www.youtube.com/v/j9x1xyfeoeU&rel=1" target="_blank">http://www.youtube.com/v/j9x1xyfeoeU&rel=1</a>

<a href="http://www.youtube.com/v/ubeVl6wzDMM&rel=1" target="_blank">http://www.youtube.com/v/ubeVl6wzDMM&rel=1</a>

<a href="http://www.youtube.com/v/6MotTIVauWw&rel=1" target="_blank">http://www.youtube.com/v/6MotTIVauWw&rel=1</a>

Hepsi Atatürk videolarıdır.Muhtemelen seyretmemişsinizdir.Seyretmenizi öneririm...

<a href="http://www.youtube.com/v/HDUODA4r5t8&rel=1" target="_blank">http://www.youtube.com/v/HDUODA4r5t8&rel=1</a>
Logged

1991 Corolla GL (Vik Vik)
Alper Kutluer
Fanatik Toyotacı
****

İtibar: +0/-0
Offline Offline

Yaş: 30
Yer: İSTANBUL



WWW
« Yanıtla #79 : Mayıs 31, 2007, 23:48:22 »

mükemmel videolar, bir kısmını tv'den seyretmiştim. Dağhan'a ve Cumhuriyete teşekkürler.
Logged

--dünya dönüyor--
 www.akutluer.av.tr
Sayfa: 1 2 3 [4] 5 6
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.5 | SMF © 2006, Simple Machines LLC XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Bu Sayfa 5.524 Saniyede 23 Sorgu ile Oluşturuldu (Pretty URLs 0.513 saniye, 2 sorgu ekledi)

Google'in bu sayfayi en son ziyaret edisi Dün 13:19:56